18 Mart 2013 Pazartesi

Amele Otobüste Dayadi Şantiyede Sikti!

Merhaba, ben İstanbul’dan Merih. 27 yaşındayım ve bekar bir bayanım. Ailem İzmir’de yaşıyor ve ben de 4 yıldır çalışmak üzere geldiğim İstanbul’da yalnız yaşıyorum. Kızlığımı kaybedeli çok uzun zaman oldu, ama hiçbir zaman kızlık konusunu kafama takmadım. Etrafımda bir çok erkek var ve ben bunlardan hoşuma giden bazıları ile birlikte oluyor ve hayatımı dolu dolu yaşıyorum. Erkeklerin beni yiyecek gibi bakmalarına ve taciz etmelerine daha lise yıllarımdan beri alışkınım. Aslında onlara hak vermek lazım, çünkü oldukça güzel ve çekici bir bayanım. 1.71 boyunda, kumral, ela gözlü ve balık etliyim. Özellikle göğüslerimin iriliği ve popomun şekli görümeye değer ve ben de bu özelliklerimle gurur duyarım. 


Geçen hafta Çarşamba günü işten biraz geç çıkmış ve malesef servisi kaçırmıştım. Normalde taksiyle giderdim, fakat canım çok sıkıldığı içinmidir bilmiyorum, nedense o gün Mecidiyeköy’den otobüse binmek aklıma geldi. Otobüs durağının kalabalığı beni ilk başta oldukça ürküttü ve vazgeçmek üzereyken, arka arkaya gelen otobüsler düşüncemi değiştirdi. Saat 20:30 civarıydı ve artık hava kararmıştı. Sırada önümde yaşlı bir bayan vardı ve dönüp dönüp bana bakıyor, sanki bana önündeki adamı şikayet eder gibi kaş göz işareti yapıyordu. Ben de merak ettim ve baktım. Kadının önünde iri yarı ve çok çirkin, inşaat işçisi görünümlü bir adam, eli cebinde devamlı aletiyle oynuyor ve etrafına tuhaf tuhaf bakıyordu. Adam bir an arkasını döndü ve göz geldik. Gerçekten ürpermiştim. 

Neyse, 2-3 dakika sonra otobüse bindim ve en arka sıralara doğru ilerledim ve oturdum. Otobüs ilerlerken, o çirkin adamın da gelip tam yanımda ayakta durduğunu farkettim. Daha sonra otobüsün kalabalıklaşmasıyla birlikte, omzumda bir sertlik hissettim. O gün üzerimde dar ve göğüs dekolteli bir body ve yırtmaçlı uzun eteğim vardı ve ne yapsam göğüslerimin arasının yukardan görünmesini engelleyemezdim. Adam başımda dikilmiş bir eli cebinde, omzuma dayanıyor ve göğüslerime yiyecekmiş gibi bakıyordu. Rahatsız olmuş ve hareketlenmiştim, ama adam oralı bile değildi ve hala bastırıyordu. Anladığım kadarıyla adamın aleti kalkmıştı, çünkü omzumda hissettiğim şey giderek büyüyordu. Tek vücut olmuştuk... 

Köprüden çıktıktan sonraki ilk durakta ben ayağa kalktım ve en arkaya, cam kenarına doğru ilerledim. Amacım bu adamdan kurtulmaktı. Ama tabi ki peşimden geldi ve arkama geçti. Otobüs kalabalıktı ve arkada resmen kapana kısılmıştım. Adam kalçalarıma iyice dayanmıştı, ama ara ara değdirip çekiyordu. Artık ben de yavaş yavaş heyecanlanmaya başlamış ve merakla bana değeceği anı beklemeye başlamıştım. Otobüsün ani bir gaza yüklenmesi ile tekrar yek vücut olmuştuk ve artık ben de kendimi adama bastırıyordum. Yanaklarım kıpkırmızı olmuştu ve etrafımdaki insanlar tarafından rahatlıkla anlaşılabilirdi. Amım iyice sulanmıştı ve sadece otobüsten indikten sonra erkek arkadışıma gitmem ve onunla sevişmem gerektiğini düşünüyordum. Arkamdaki yabani adam da artık resmen kerkinerek beni eteğimin üstünden sikmeye başlamıştı. 

Otobüs Bostancı’ya geldi, ama ben artık çok kötü durumdaydım. Erkek arkadaşım Adatepe’de oturuyordu ve oraya yürüyerek gidebilirdim. Bostancı’da otobüsten indim ve arkama bakmadan yürümeye başladım. Sahilden yukarı doğru yürürken aklım bu yabani adamın nerede olduğuna takılmıştı ve bu merkala arkama döndüğümde onu gördüm. Bana pis pis bakıyor ve yürürken eli cebinde, aletini karıştırmaya devam ediyordu. Saat 21:00 idi ve arkadaşım ancak 22:00 gibi eve geliyordu, amacım ona sürpriz yapmaktı ve zaman geçirmek üzere tekrar sahile doğru yürümeye başladım ve ilk gördüğüm çay bahçesine oturdum... 

Burası bir aile çay bahçesiydi ve adam beni takip etse bile birşey olmaz diye düşünüyordum. Fakat içimde birşeyler de harekete geçmiş, bu adamın aletini inanılmaz bir şekilde merak ediyordum. Daha çayımdan bir yudum almadan adamın iki üç masa önüme oturduğunu ve bana bakarak masanın altından yine aletini karıştırdığını farketmiştim. Adam beni bakışlarıyla yiyor ve resmen sikiyordu. Artık adamın bakışlarına cevap vermeye, adama tuhaf tuhaf bakmaya başladım. Çayım bitince kalkmaya karar verdim. Hesabı ödedim ve arkama bakmadan terkar yürümeye koyuldum. Ve inanın artık beni takip etmesini istemeye başlamıştım. Biraz gittikten sonra arkama baktım, ama adam arkamda yoktu.... 

Adamın aletinin büyüklüğünü kafamda canlandırırken inanılmaz tahrik olmuştum ve amımın suları bacaklarımın arasına süzülmüştü. Tam bu esnada kestirme olduğunu düşündüğüm bir ara sokaktan caddeye doğru yürürken, 15 metre ilerimdeki inşaatın önünde onu sigara yakarken gördüm. 5 saniye içinde önünden geçecektim. İçimde inanılmaz bir duygu fırtınası vardı ve herşeyi unutmuştum. Nerdeyse bana laf atması için dua ediyordum. Başım önümde tam önünden geçerken, bana belli belirsiz birşey dediğini duydum ve ona doğru bakıp, “Pardon, birşey mi dediniz?” diye sordum. O da, “Hayır abla! Sen birşey mi diyecektin?” dedi. İnanılmaz heyecanlanmıştım. Adamın şivesi ve çirkinliği beni itiyordu, ama aletinin büyüklüğünü merakım benim inşaata girmemi emrediyordu sanki. Artık kelimelerime ben değil, amım hükmediyordu: 

- Bu inşaatta mı çalışıyorsun?
- Evet abla!
- Çok varmı daha inşaatın bitmesine?
- Yok abla, 6-7 aya kalmaz biter.
- Kaça burda daireler biliyormusun?
- Abla hiç bilmem. Gündüz gel ustalara sor istersen, onlar bilir.
- Şöyle bitmiş birkaç daire varsa bakabilirmiyim? Biraz geç oldu ama...
- Gel abla istediğin kadar gez, ayıp ediyon! 

Bunu derken adamın gözlerindeki ışıltı içimi tekrar ürpertmişti. Bu aslında beni biraz sonra nasıl sikececeğine dair bir sinyaldi ve ben bu sinyali almış daha çok azmıştım. “Tamam!” dedim ve içeri girdim. Giriş kat daha bitmemiş, şantiye gibi bir yerdi. Merakla etrafı incelemeye başladım. Artık amım heyecandan sırılsıklamdı ve dayanamıyordum. Kendimi nasıl siktirsem diye düşünürken, adam aniden beni belimden yakaladı ve naylon kaplı, tahtadan kapısı olan bir odaya soktu. Ben ne olduğunu anlamamıştım, ama bu hareketten acaip memnun kalmıştım. Arkamdan yapışmıştı ve tek vücut olmuştuk. Yaba gibi ellerini öne atıp göğüslerimi yoğururken, arkamda da götüme bastırdığı kalkık sikini hissediyordum. Odanın pencereleri de naylon kaplıydı ve bizi kimse göremezdi. Odada iğrenç bir yatak, piknik tüpü ve bir çaydanlık, bir duvarda çivilere asılmış birkaç eski kıyafet, bir duvarda da ucuz gazetelerden koparılmış, bol bol bikinili manken resimleri vardı. Resimlerin hemen hemen hepsinde (kurumuş döl lekesi olduğunu tahmin ettiğim) lekeler vardı. Resimdeki mankenlere bakarak 31 çekmiş olmalıydı... 

Adam beni yatağın üzerine itti ve “Çabuk üzerini çıkar!” dedi. Bunu bana emir verir gibi söylemesi hoşuma gitmişti. Üzerimdeki ceketi çıkardım ve adam daha söylemeden ayağa kalktım ve Body ve Sütyenimi de çıkardım. Adam göğüslerime yiyecekmiş gibi bakıyor ve bir yandan da kendi gömleğini çıkarıyordu. İnanılmaz kıllı bir adamdı ve ben bu yabani adamın önünde, üzerimde sadece eteğimle ayakta duruyordum. Adam gömleğini çıkardıktan sonra bana yaklaştı ve göğüslerimi yalamaya, emmeye başladı. O kadar sert emip ısırıyordu ki, canım yanmaya başlamıştı. Ben de ona başından tutarak karşılık veriyordum... 

Aniden beni yatağa oturttu ve önüme gelerek pantolonunu çıkarmaya başladı. Ben de ona yardım ettim ve külodunu indirdim. Ama ortaya çıkan kocaman sikini görünce donup kaldım. Adam bana emreder gibi, “Ağzına al!” dedi. Sikin o kadar büyüktü ki, ben nasıl alacağımı düşünürken, ensemden tutarak başımı sikine doğru bastırdı. Ve ben o koca aleti boğazıma kadar almak zorunda kaldım. Artık adamın sikini emip yalamaya baslamıştım. İnanılmaz zevkliydi ve tükürük bezlerim harekete geçmiş, devamlı ağzımın kenarından akıyorlardı. Biraz sonra adamın sikini ağzımdan çıkardım ve ona bakarak sikini göğüslerimin arasına aldım ve sikini kocaman göğüslerimin arasında aşağı yukarı kaydırmaya başladım. Gözlerim adamın suratındaydı, boşalırken alacağı ifadeyi merak ediyordum. Adam az sonra, “Aç ağzını!” deyip, böğürtüler çıkararak boşalmaya başladı. Ben fışkıran dölleri ağzımla yakalamaya çalışıyordum ve büyük kısmı ağzıma kaçmıştı. Boşalması bitince sikini ağzıma alıp yalayarak temizledim. Doğruldum ve elime su dökmesini, ağzımı çalkalamam gerektiğini söyledim. Küçük plastik bir bidondan elime su döküyor, ben de ağzımı çalkalayıp yerdeki leğene ağzımda kalan döllerini tükürüyordum... 

Daha sonra adam külodumu çıkarıp yatağa yatmamı ve bacaklarımı aralamamı söyledi. Ben büyülenmiş gibi her dediğini yapıyor ve bekliyordum. Ve adam üzerime gelip, sikini amımın ağzına yerleştirdi ve yüklenmeye başladı. O ana kadar birçok erkekle sikiştiğim ve değişik değişik yaraklar yediğim halde, sanki ilk kez kızlığım bozuluyor gibi hissediyordum ve adamın sikini almakta zorlanıyordum. Sonunda hepsini dibine kadar kökledi ve “Orospu seni otobüste gördüğümden beri sikmek istiyordum!” diyerek gidip gelmeye başladı. Benim, “Yavaş ol lütfen!” dememe aldırış etmeden hoyratça sikiyordu beni. Yaklaşık 25 dakika kadar, beni şekilden şekile, pozisyondan pozisyona sokarak siktikten sonra, en son domaltıp, (tüm itirazlarıma ve bağırmalarıma rağmen) o koca sikini götüme soktu ve birkaç kez gidip geldikten sonra götümün derinliklerine böğürerek boşaldı... 

Üzerimden kalktığında ben de kalktım, ama ayakta zor duruyordum. Bir an önce giyinip ordan gitmem gerekiyordu. Tam elbiselerime uzanmıştım ki, adam bana, yukarıda 16 yaşında ve daha önce hiç kadın sikmemiş yeğeni olduğunu ve ona da bir kıyak yapıp yapamayacağımı sordu. Aslında hiç halim yoktu, ama çaresiz tamam dedim, çünkü burda beni kesseler kimsenin ruhu duymazdı. Adam çocuğa seslendi ve çağırdı. Çocuk gelip beni görünce, heyecandan az kalsın bayılıyordu. Çocuk ta bir kere ağzıma boşaldıktan ve bir kere de amımı siktikten sonra, ben apar topar elbiselerimi giyip, ordan kaçarcasına uzaklaştım ve sevgilime gitmek yerine direkt kendi evime gittim. Artık bu gece bir sikişmeye daha dayanamayacaktım çünkü. 

Evlere Temizliğe Giden Dul Asiyeyi Siktim!

Merhabalar ben Mete. 23 yaşında, 1.88 boyunda, kumral bir erkeğim. Ailemin tek çocuğuyum. Özel bir üniversitede 3. Sınıf öğrencisiyim. Başımdan geçen olayın diğer kahramanı Asiye ise 35 yaşında, 1.70 boylarında 58-60 kilo civarında, 2 çocuk annesi olmasına rağmen müthiş bir fiziğe sahip olan, güzelliği ortalamanın oldukça üzerinde, esmer güzeli dul bir kadın. Anlatacağım olay Haziran ayında Antalya’da yaşandı. Yaşadığım mükemmel deneyime geçmeden önce size Asiye hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Asiye’nin eski kocası, Asiye’yi 10 yıl önce, büyük çocuğu 4, küçük çocuğu 1 yaşındayken Almanya’ya çalışmaya diye gidip terk etmiş, ve 10 yıldır da birdaha arayıp sormamış. Asiye de kaderine razı olup, evlere temizliğe giderek çocuklarını büyütmüş. 


Bu anlatacağım olay, yeni aldığımız eve taşınacağımız zaman yaşandı. Annem ve babam çalıştığı için evin bütün işleri ile ben ilgileniyordum. Haziran’ın 2. haftası, annem evin temizleneceğini, benim de gidip temizlikçi kadını eve götürmemi ve kadına yardımcı olmamı ve de istediği şeyleri almamı söyledi. Sabah saat 8’de Asiye’yi evinden almaya gittim. Önce eve gittik ve bana almam gerekenleri söyledi. Ev yeni bir site olduğu için inşaat atıkları vardı ve epeyce kirliydi. Asiye evde çok iş olduğunu ve temizliğin en az iki gün süreceğini söyledi. Ben gidip Asiye’nin istediklerini alıp geldiğimde, Asiye temizlik için kıyafetlerini değiştirmişti. Geldiğimde Asiye’nin üzerinde çok kısa olmayan geniş bir şort, üstünde ise biraz dar olan ve göğüslerine ‘Ben buradayım!’ dedirten bir bluz vardı. Asiye’yi öyle görünce yanında 11 yaşındaki oğlu olmasına rağmen aklıma hınzırlıklar gelmişti ve tahrik olmuştum. Aslında malzemeleri bırakıp sadece yemek getirmek ve akşam evine götürmek dışında yanına uğramayı düşünmüyorken, Asiye’yi öyle görünce evden ayrılmamaya karar verdim. Asiye kendisinin halledebileceğini söylemesine rağmen evdeki inşaat atıklarını da bahane etmem ve ısrarım üzerine kendisine yardım etmeme izin verdi. 

Aslında amacım kendisine yardım etmekten ziyade, biraz muhabbet kurup, onu etkilemeye çalışmaktı ve bu konuda başarılı oldum da. O gün boyunca Asiye’ye hem yardım ettim, hem de oldukça keyifli bir muhabbet kurdum. Ben o gün kendisine ‘Asiye Abla’ diye hitap ederken, o da bana ilk başlarda ‘Mete’, günün sonlarına doğru ise canımlı cicimli hitap etmeye başlamıştı. İlk başlarda oldukça mesafeli olan duruşumuz, muhabbet ilerlettikten sonra daha samimi olmaya başlamıştı. Hatta ufak tefek fiziki temaslar, masum dokunuşlar bile yaşanıyordu ve bu beni iyice tahrik ediyordu. O günü bu şekilde geçirdik ve tam çıkmak üzereyken akşama doğru eve annem ve babam geldi. Daha sonra bizimkiler eski eve gitti ve ben de Asiye’yi ve küçük oğlunu evlerine bıraktım. Kendisini sabah gelip alacağımı söyledim ve ayrıldık. Eve dönerken mutluydum, ama Asiye yarın da yanında oğlu Murat ile geleceği için, samimiyeti istediğim düzeye getiremeyeceğimi biliyordum. Bu da beni mutsuz ediyordu ve umutsuzluğa düşürüyordu. Ayrıca muhabbet kurabilmek için, temizliğe o kadar çok yardım edip çalışmıştım ki, yorgunluktan ölüyordum. Ama yine de sabahı iple çekiyordum. 

Ve nihayet sabah oldu. İşte tekrar Asiye’nin evinin önündeydim. Sabırsızlıkla Asiye’nin gelmesini bekledim. Kısa bir süre sonra Asiye geldi ve arabaya bindi. “Hadi! Gidelim. Bugün çok işimiz var.” dedi. “Murat nerde?” diye sordum. Murat’ın bugün gelmek istemediğini, ikna edemediğini söyledi ve “Bugün yalnızız...” dedi. Ben bunu duyar duymaz, çocuk son anda fikrini değiştirir ve gelmek ister korkusuyla gaza bastım. İçim içime sığmıyordu. Bugün şanslı günümdeyim ve fırsat ayağıma geldi diye aptal aptal sırıtmaya başlamıştım. “Bugün çok mutlu görünüyorsun.” dedi ve arabada sohbet etmeye başladık. O kadar mutlu ve umutluydum ki, 20 dakikalık yol nasıl geçti anlamdım... 

Eve gelmiştik Asiye üzerini değiştirmek için arka tarafa gitti ve birkaç dakika sonra geldi. Düne göre çok daha seksiydi. Dünkü kısa olmayan ve biraz bol olan şortun yerini daha dar ve daha kısa bir şort, dünkü dar ama biraz edepli bluzun yerini ise beyaz, dar ve askılı bir bluz almıştı. Artık birbirimizi biraz tanıdığımızı, onun için bugün biraz daha rahat giyindiğini söyledi. Bense çok güzel olduğunu ve genç kızların kendisi ile yarışamayacağını söyleyip iltifat ediyordum. Aslında iltifat değildi, gerçekten öyle görünüyordu, ya da ben şartlandığım için öyle zannediyordum. Gün böyle güzel başlamasına rağmen dünkü muhabbetin sonuna doğru başlayan canımlı cicimli hitaplar bugün tekrar yerini Mete’ye bırakmıştı. Üstelik gayette soğuk davranıyor, çok konuşmamaya gayret ediyordu. Biran umutsuzluğa kapıldım. Ama Asiye’yi karşımda o şeklide gördükçe cesaretleniyor ve samimiyeti dünkünden çok daha ileriye götürmeye çalışıyordum. 

Amacım bir an önce Asiye’yi etkileyip, onun da benimle aynı şeyi istemesiydi, yani seks yapmayı. Öğleye kadar Asiye’yi kıvama getirmek için yapmadığım kalmamıştı. Ama istediğimi de elde etmeye yaklaştığımı hissediyordum. Artık harekete geçme zamanı gelmişti. Asiye camları silerken, ben de düşmesin diye bahane uydurup Asiye’yi tutuyordum. Tabii tutarken çaktırmadan yavaş yavaş da bacaklarını okşamaya başlamıştım. Ama ters bir şey söyleyecek diye de göz ucuyla Asiye’yi kontrol ediyordum. İşte istediğim oluyordu. Asiye hiçbir şey söylemiyor, adeta yaptığımı onaylıyordu. Asiye işini bitirip yardımımla merdivenden inince, belinden kavradım ve kendime doğru çektim ve hemen dudaklarına yapıştım. Heyecandan kalbim duracak gibiydi. İşte başlamıştık, ama Asiye bir anda beni itip, “Ne yapıyorsun sen? Delirdin mi? Kendine gel!” diye bana bağırmaya başlamıştı. Bense kendisinden çok etkilendiğimi, dünden beri kendisini hayal ettiğimi söyledim. Asiye sinirli sinirli konuşmaya devam ediyor ve saçma sapan bir şey yapmayacağını ve benim de bu düşüncelerden bir an önce kurtulmamı, yoksa hemen gideceğini ve her şeyi anneme anlatacağını söyleyip beni tehdit ediyordu. Bense halen Asiye’yi ikna etmeye çalışıyor ve kendisinden ne kadar etkilendiğimi anlatıp, iltifatlar yağdırıyordum. 

Asiye’nin biraz yumuşadığını görünce tekrar yaklaştım ve dudaklarımı Asiye’nin dudakları ile buluşturdum. Asiye öylece duruyor, hiçbir karşılık vermiyordu, ama bu defa karşı da koymuyordu. Asiye kendisini bana bırakmış, öylece put gibi duruyordu. Asiye’yi deliler gibi öperken, bir elimle de göğüslerini okşamaya başlamıştım. Asiye hiç karşılık vermiyordu, ama yavaş yavaş inlemeye başlamıştı. Ve dokundukça adeta göğüs uçlarının sertleştiğini bütün benliğimle hissediyordum. Bir iki dakika sonra artık Asiye de karşılık vermeye başlamıştı. Asiye’nin de karşılık vermeye başlamasıyla ateşli bir öpüşme başlamıştı. Ben onun üst dudağını yakalamaya çalışıyordum, o da benimkini. Dillerimiz birbirine temas ediyor, birbirlerine dolanıyor, adeta bütünleşiyordu. Öpüşmeye devam ederken bir elimi de askılı bluzunun içine sokuyor, göğüslerini okşayıp, sıkıyordum. Arada elimi göğüslerinden çekip şortunun içine sokuyor, amını okşayıp, parmaklıyordum. Dokunma yoluyla klitorisini bulup okşuyor, sertleşmesini hissediyordum. Asiye de elini pantolonumun içine sokuyor, sertleşmiş sikimle oynayarak, beni daha da tahrik ediyordu... 

Bir süre sonra Asiye benim tişörtümü ve pantolonumu kendi elleriyle indirdi ve sadece boxerımla kaldım. Ben de onun bluzunu ve sütyenini çıkardım ve Asiye dimdik olmuş göğüsleriyle karşımdaydı. Kıyafetlerimizi yere bir minder gibi serdim ve Asiye’yi yavaşça üzerine yatırdım. Hemen göğüslerini yalamaya ve öpmeye başladım. Arada göğüs uçlarını ufak ufak ısırıyor, bir elimle de amını parmaklamaya ve klitorisini okşamaya devam ediyordum. Göbeğinden başlayıp önce göğsüne, sonra boynuna, dudaklarına ve kulağına öpücükler konduruyor, yalıyor ve ufak ufak dişlerimi geçirmeye devam ediyordum. Asiye ise yavaş yavaş inliyor ve belli belirsiz hırıltılar çıkarmaya devam ediyordu. Onun da benim gibi zevk aldığı her halinden belli oluyordu. Ve yavaşça şortunu indirmeye başladım, ardından da hemen külodunu sıyırdım. Ve işte Asiye’nin zevkten sırılsıklam olmuş mükemmel amı karşımdaydı... 

Asiye’nin amını okşuyor bir yandan da bacaklarını, kasığını öpüp yalıyordum. Ve sonunda dudaklarım, dilim, Asiye’nin amı ile buluşmuştu. Asiye’nin amını deliler yalıyor, öpüyor, somuruyordum. Asiye’nin amından gelen zevk sıvılarıyla adeta sarhoş olmuştum. Asiye’nin amına birkaç parmağımı birden sokuyor, dilimle de klitorisini uyarmaya devam ediyordum. Asiye çığlıklar atıyor, zevkten çıldırıyordu. Tabii ki ben de. Asiye, “Yeter artık! Dayanamıyorum. Mahvettin beni. Sok artık şu yarrağını!” diye bağırıyor, bu da beni daha da tahrik ediyordu. En sonunda Asiye eğer rol yapmadıysa (ki yaptıysa, oldukça iyi bir oyuncuymuş) çığlıklar atarak ve titreyerek bir orgazm yaşadı. Bu orgazm kendim olmuş kadar zevk veriyordu bana. Bu orgazmdan sonra Asiye hemen kalktı ve boxerımı indirdi. Ve işte şimdi de Asiye yarrağımla karşı karşıyaydı. Boxerı indirir indirmez, “Hadi sok artık! İçimde istiyorum seni. Mahvettin beni!” diye beni tahrik ediyordu. Ben ise, “Şimdi sıra sende. Al bakalım şunu ağzına!” diye sakso isteğimi belirtmiştim. Asiye ise daha önce hiç yapmadığını, yapamayacağını söylüyordu. Ben, ikimiz için de çok zevkli olduğunu, ben amını yalarken nasıl zevk aldıysak, aynı duyguları yaşayacağımızı söyleyip ikna ettim... 

İşte yavaş yavaş Asiye sikimi ağzına alıyor, aşağı yukarı yalayıp duruyordu. Çok acemi olduğu ve ilk defa yaptığı belliydi, ama Asiye’nin yarrağımı tutup ağzına alması bile beni zevkten zevke uçuruyordu. Gittikçe daha rahat ve daha iyi sakso çekiyordu. Bense Asiye’nin kafasını tutup, sikimi sonuna kadar sokuyor, gırtlağına kadar iniyordum. Artık patlamak üzereydim ki, ağzından çektim ve Asiye’yi tekrar yere yatırdım. Bacaklarını kendisine doğru ittim, Asiye’nin amı kabak gibi karşımdaydı. Artık zamanı gelmişti. Asiye’nin amını tükürüğümle biraz daha ıslattıktan sonra, yarrağımı yavaşça amına soktum. Yavaş yavaş gidip gelmeye başlayınca Asiye’de inlemeye başladı. Gittikçe hızlanmaya başladım. Ben hızlandıkça Asiye’nin inlemeleri de hızlanıyor ve çığlıklara dönüyordu. Asiye’nin çığlıkları ve kasıklarımla Asiye’nin kalçasının buluşmasından çıkan sesler beni daha da tahrik ediyor, beni daha da hızlandırıyordu. Ayrıca Asiye, “Aşkım, erkeğim, kocacığım, canım, birtanem!” diye beni daha da coşturuyordu... 

Ve Asiye tekrar titremeye, hızlı hızlı nefes almaya başladı. Biraz öncekinden daha şuh çığlıklar atarak bir orgazm daha yaşadı. Bense boşalmamak için, daha önce hiç yapmadığım kadar kendimi sıkıyor dayanmaya çalışıyordum. Asiye’nin bu ikinci orgazmından sonra ani bir hareketle Asiye’yi domaltıp, ‘Doggy Style’ pozisyonuna getirdim. Bu pozisyona gelince Asiye’nin kalçalarındaki tatlı mı tatlı gamzelerini fark ettim ve başparmaklarımla o gamzeleri doldurdum. (Ki Asiye kalçalarındaki o gamzeleri öyle tutmamın kendisini acayip tahrik ettiğini söylüyor.) Ve bu defa ani ve sert bir hareketle yarrağımı Asiye’nin amına sonuna kadar kökledim. Çok hızlı gidiş gelişlere başladım. Asiye çığlıklar atıyor, beni gaza getirecek sözler söylemeye devam ediyordu, “Aşkım, kocacığım, lütfen içime boşal! Döllerini, sıcaklığını içimde hissetmek istiyorum!” diye beni iyice coşturuyordu. O konuştukça ben hızlanıyordum ve kısa bir süre sonra Asiye altımda yeniden titremeye ve şuh sesler çıkarmaya başladı. Bir orgazm daha yaşadığı belliydi ve bu orgazmın etkisiyle vücüdunu kontrol edemiyordu. Asiye’nin bu son orgazmından birkaç saniye sonra, ben de hayatımda yaşadığım en güzel orgazmlardan birini yaşayarak Asiye’nin içine boşaldım. Sonra ikimiz birden yere yığıldık, dakikalarca öpüştük ve birbirimize iltifatlar yağdırdık. 

O gün 2 defa daha sikiştik. Ama bütün ısrarlarıma rağmen ogün Asiye’yi anal sekse ikna edemedim. Tabii o gün temizlik yalan oldu ve bir gün sonra da Asiye’yle temizlik yaptık ve yine sikiştik. Daha sonra ben eczaneye ertesi gün hapı almaya koştum, Asiye ise temizliğe devam etti... 

Artık Asiye haftada bir gün bize temizliğe geliyor ve fırsat bulduğumuz her anda sikişip, türlü türlü fantaziler deniyoruz. Bu arada Asiye’yi sonunda ikna edip, götten de siktim! 

Herkese bol sikişler ve 31’ler! 

Arkadaşın Türbanli Karisini Siktim!

Merhaba 31’ci dostlar. Herşey arkadaşımın karısı Mine’nin bana acayip acayip bakmasıyla ve bana yakın davranmasıyla başladı. Mine, kumral, 1.60 boylarında, tahmini olarak 65 kilo civarında, saf, çok güzel olmayan, ama iri göğüslü, dolgun kalçalı, taş gibi bir hatundur. Kocası ise tam bir piç. Karılarımız Konyada bir firmada beraber çalışıyolardı. Zaten Mine’yle ilk tanışmamız da karımın sayesinde gercekleşti. Mine ve kocası Mersinliler. Memleketlerinde birbirlerini sevmişler ve evlenmişler. İkisinin de ailesi evlenmelerine rıza göstermediği için, Mersin’den ayrılıp, çalışmak için Konyaya taşınmışlar. Konya’da kimseleri yok. Karım, “İşyerinde Mine diye yeni evli bir arkadaşım var. Mersinliler ama burda hiç kimseleri yok, bir akşam bize oturmaya gelecekler, olur mu?” dedi. Ben de, “Tabiki karıcığım, buyursunlar gelsinler!” dedim. Tabi ozamanlar aklımda en ufak bir kötülük yok. Biz de yeni evlenmiştik, 2 ay falan olmuştu. Ve çok güzel bir seks hayatımız vardı, hemen hemen her gece sabahlara kadar sikişirdik... 


Neyse, birkaç gün sonra bize oturmaya geldiler. O gün hoş beş sohbetten sonra kafalarımız sardığı için, sık sık görüşmeye başladık. Bunlarla samimi olmuştuk, sürekli beraber geziyor, beraber oturup kalkıyoruz. 1 yıl falan bu böyle devam etti. Bu arada Mine 28 yaşında, türbanlı, balık etli bir kadın. İlk başlarda Mine’nin hiçbir şeyi dikkatimi çekmiyordu, karımı seviyorum, seks hayatımız da iyi olduğu için Mine’yle çokta fazla ilgilenmiyordum. Ama zaman geçtikçe bu böyle kalmadı tabi, Mine’nin davranışları, konuşması ve giyinişi çok hoşuma gitmeye başladı. Mine türbanlı olduğu için genelde etek ve badi giyerdi, ama çok tutucu değillerdi, kocası da kıskanmıyordu zaten. Mine’nin kalçaları iri olduğu için etekten net belli olurdu. Memeler de dik ve yuvarlaktı, badiden füze gibi fırlayacak gibi duruyordu. Zaman geçtikçe sanki tutulmuştum Mine’ye. Ailecek görüştüğümüzde, biz kocasıyla otururken, Mine girip çıktıkça, o taş gibi kalçalarına bakmadan edemiyordum. Yürürken kıvırta kıvırta yürüyordu orospu. Göğüsleri de adım attıkça titriyordu. Bunu izledikce yarrağım kazık gibi oluyordu, hemen oracıkta bunu bağırta bağırta sikmek istiyordum. Ama çaresiz banyoya gidip 31 çekiyordum sadece. 

Haziran ayında bir gün, Mine’nin kocasıyla çarşıda karşılaştım, oturduk bir çaybahçesine birşeyler içiyoruz, sohbet ediyoruz. Konu konuyu açtı ve bana bir itirafta bulundu, karısını Ebru isimli bir orospuyla aldatıyormuş. Bunu duyunca şok oldum tabii. Pezevenk herif bir de marifetmiş gibi, “Ebru çok azgın abi ya, her hergün sikişmek istiyor... Ben de Ebru’yu doyurmaktan Mine’ye gücüm kalmıyor ve benim yarrak kalkmıyor tabii!” diye bunları bana anlatmıştı. İnanamıyordum, içimden, (Bir insan yatak odasını dışarı sızdırır mı yaa?) diye çok kızmıştım. Ama onun anlatmasına gerek yoktu, zaten Mine’nin de yarrağa hasret olduğu her halinden belli oluyordu. Mine ateş gibi yanıyordu sanki, ailecek otururken bir anda göz göze geliyorduk, bakışlarıyla, (Yarrağa doyur beni!) der gibi yalvarıyordu sanki. Bu benim kafama takılmaya başlamıştı iyice, geceleri Mine’nin o dolgun kalçalarını hayal edip karımı deli gibi sikiyordum. Karımın göğüslerini yalarken, Mine’nin o iri göğüslerini yalar gibi yalıyordum. Karımı arkasından sikerken de, Mine’nin o dolgun yuvarlak götünü siktiğimi düşünerek, karımı perişan ediyordum. 

Yine bir gün bunlar biz geldiler. Mine, heryerini belli eden daracık diz altı bir etek giymiş, üstünde de beyaz bir badi vardı. Siyah sütyenin askıları ve çizgileri resmen badinin içinden belli oluyordu. Topuklu kırmızı ayakkbılarla bir afet olmuştu. Azmıştım resmen. Mine’yi o topuklu ayakkabılarla yürürken izlemek istiyordum, “Hadi kalkın, alışveriş merkezine gidelim!” dedim. Kabul ettiler ve evden çıktık, bindik benim arabaya. Ben aynadan sürekli Mine’yi izliyordum. AVM’ye geldik. Arabadan inerken Mine’nin eteği sıyrıldı ve sütun gibi bacakları diz üstüne kadar açıldı. Kocasının umrunda bile değildi. İçimden, (Nasıl olurda böyle bir kadını sikmiyordu salak?) diyordum. Benim yarrak yine kalkmıştı, “Siz gidin, biz arabayı daha iyi bir yere park edip geliyoruz.” dedim. Maksadım Mine’yle kocasını önden göndermek, arkadan karımla yürüyüp, Mine’nin o kocaman iri dolgun kalçaları izlemekti. Ve öyle de oldu, amına koduğumun orospusu benim arkasında olduğumu biliyor, taş gibi götünü sallaya sallaya gidiyordu. Arada sırada arkaya dönüp, karıma birşeyler söyleyip, sonra da manalı manalı gözlerime ve kalkmış yarrağıma bakıyor, (Kalçalarım hoşuna gitti mi?) dercesine gülümsüyordu. O da niyeti bozmuştu sonunda. 

AVM’de bir süre dolaşıp bize gittik tekrar. Kocası salonda TV’nin karşısına geçti hemen, Maçı izlemek istiyordu. Karılarımız da yemek hazırlamak için mutfağa geçtiler. Tabi ben AVM’de acaip azdım, kuduruyorum resmen, yarrağım da patlamak üzere. Mutfağa gidip karıma, “2 dakika yatak odasına gelsene!” dedim. Karım niyetimi anlamadı ve “Ne vardı?” dedi. “Önemli birşey yok, sen gel bir!” dedim. Karım, “Elimi kurulayıp geliyorum!” dedi. Mine karımı sikeceğimi anlamıştı, önüme, kalkmış yarağıma bakıyordu. Karım elini kuruladıktan sonra birlikte yatak odasına geçtik. Karımın daha ne oluyor demesine fırsat vermeden, karımın elleri yatağın kenarlarına gelecek şekilde domaltıp, külodunu dizlerine indirdiğimde sonunda niyetimi anlamıştı ve “Herif saçmalama, içeride misafirler var...” dedi. Ama ben çoktan yarağımı çıkarıp, arkadan karımın amına köklemiştim bile. Karımın, “Kapı açık...” demesine aldırış etmeden, deli gibi pompalıyordum. Amacım biran önce boşalmaktı, onun için hızlı hızlı sikiyordum karımı. Ama makyaj masasının aynasından baktığımda, Mine’nin koridordan bizi izlediğini görünce, hemen boşalmamak için yavaşladım... 

Mine’nin tam görmesi için, yarrağımı karımın amından tamamen çıkarıyor, karımın amını yalayıp, yeniden yavaşça köklüyordum. Karım amının yalanmasına dayanamaz, inlemeye başlamıştı bile. Birkaç köklememden sonra karım boşalmış, “Ben bittim, hadi çabuk, sen de boşal!” demeye başlamıştı. Herzaman yaptığım gibi, yarağımı karımın amından çıkarıp, götüne soktum ve birkaç hızlı pompalamayla götüne boşaldım. Kağıt havluyla karımın götündeki dölleri ve yarağımı temizlerken, Mine de sessizce mutfağa sıvıştı. Karım külodunu çekip, üstünü başını toparladıktan sonra mutfağa, yemek hazırlamaya Mine’nin yanına gitti, ben de fermuarımı çekip, salona Mine’nin kocasının yanına geçtim. O akşam yemek boyunca Mine’nin gözler benim üzerimdeydi, manalı manalı bakıyordu hep... 

Aradan 2 gün geçti ve işteyken telefonum çaldı, bilmediğim bir numara arıyordu. Açtım, “Alo, buyrun?” dedim. Karşımdaki, “Selam Sinan, Mine ben...” deyince kalbim durdu sandım. Nasılsın, ne var ne yok muhabbetinden sonra, “Evdeyim, müsaitsen bir 10 dakika uğrayabilirmisin? Seninle konuşmak istediğim bir konu var. Ama aramızda kalması gerekiyor!” dedi. “Tabi!” dedim ve hemen işyerinden izin alıp, uçarcasına Mine’nin evine gittim. Kapıyı çaldım, Mine kapıyı açtı. Offf, o neydi öyle! Mine diz üstü bir gecelik giymişti. Siyah geceliğin içinde sütyen yoktu ve meme uçları boncuk gibi belli oluyordu. Belli ki bacaklarına da yeni ağda yapmıştı, bacakları kaymak gibi görünüyordu. O manzara karşısında bayılacaktım nerdeyse, dilim tutulmuştu. Mine’nin gülerek, “İçeri girmeyecekmisin?” lafıyla kendime geldim ve ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim, oturdum. Mine de geldi yanıma oturdu. Heyecanla, “Evet dinliyorum, konu nedir?” dedim. “Bak Sinan, lafı döndürüp dolandırmayacağım! Kocam olacak pezevenk beni orospunun biriyle aldatıyor, ben de onu aldatacağım! Ogün AVM’de kalçalarıma nasıl baktığını gördüm, akşam da karını sikerken benim izlediğimi gördün! Beni sikmek istediğini biliyorum ve bunu ben de istiyorum!” dedi ve dudaklarıma yapıştı... 

Şok olmuştum, ama tabii ki karşılık verdim ve öpüşmeye başladık. Mine dudaklarımı deli gibi emiyor, bir yandan da, “Göğüslerimi okşa!” diyordu. Aman Tanrım, o taş gibi kalçaları ve dolgun göğüsleri avuçlarmdaydı. Adeta eziyordum memelerini. Eğildim göğüslerine, somurmaya başladım, tamamını ağzıma almaya çalıştım, ama nafile sığmıyordu... 

Salonda biraz yiyiştikten sonra bunu kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Geceliğini çıkarıp, sadece tangasıyla yatağa sırtüstü yatırdım ve bir çırpıda kendim de soyunup, dudaklarından başladım öpmeye, amına doğru yalayarak indim. Tangasını sıyırdığımda aklım duracaktı, o nasıl bir amdı öyle! Yeni traş etmiş, amı parlıyordu resmen, aynı zamanda da ateş gib yanıyordu. Amının dudaklarına dilimle fırça çekmeye başladım. Karı kafamı amına bastırıp, “Daha hızlı yala!” diye inliyordu. Amcığı zaten sırılsıklam ve yapış yapıştı. Bunu yalayarak bir kere orgazm ettikten sonra, amından kasıklarına, bacaklarına doğru indim ve baldırlarını yalamaya devam ettim. Evet, o taş gibi kadın altmda zevkten ölecekti. Bu da beni dahada azdırıyordu... 

Mine’yi ters çevirip, dolgun kalçalarına yumuldum, götünün yanaklarını iki yana ayırdım ve göt deliğini dilleyip, somurmaya başladım. Mine inleyerek, “69 olalım aşkım, ben de senin o damarlı koca yarağını emmek istiyorum!” dedi. Hemen sırtüstü yatıp, “Hadi gel ozaman!” dedim. Mine kafası yarrağıma, amı da ağzıma gelecek şekilde üzerime uzandı ve yarrağımı ağzına aldı. Aman Tanrım, o ne biçim yarak yalama öyle, emmiyor sanki vakumluyordu. Bir yandan da amını ağzıma bastırıp, inliyor, kıvranıyordu. Yarrağıma dişlerini geçiriyor, dibine kadar ağzına alıyor, yarrağımın başını resmen gırtlağında hissediyordum. Bu nasıl bir azgınlıktı böyle, kadın iliklerimi emiyordu resmen. Kendi karım hiç bu kadar iştahlı yarrağımı yalamamıştı. Mine’deki aylardır sikilmemenin azgınlığı ortaya çıkmıştı. Yarrağımı yalamayı bıraktı ve, “Hadi aşkım, nolur yeter artık, o koca yarrağını yanan amcığıma yerleştir, dayanamıyorum!” dedi... 

Mineyi domaltıp köpek pozisyonuna getirdim ve yarrağımı arkadan amına bir anda geçirdim. Şloop diye çıkan bir sesten sonra, amına deli gibi gidip gelmeye başladım. Mine kafasını yastığa gömdü, götünü iyice yükseltti, götünün yanaklarını elleriyle yanlara ayırıyor, daha derinlere köklememi istiyordu. Götünün kapkara deliği de hedef tahtasının göbeği gibi meydana çıkmıştı. Ben amını siktikçe, Mine inliyor, kalçalarını bana doğru bastırıyor, “Erkeğim ne kadar büyük ve semsert bir yarrağın var, hadi hepsini sok aşkım, doyur beni, kocamın sikemediği amımı götümü sik, parçala beni!” diye yalvarıyordu. 15-20 dakika amına pompaladıktan ve Mine’yi bir kez daha orgazm ettikten sonra, “Biraz da götten sik, hadi sok o yarrağını götüme, AVM’de kalçalarıma nasılda iştahla bakıyordun, o anda canım senin yarrağının götüme girmesini çok istedi, hadi lütfen sik götümü!” diye yalvarıyordu. “Acır ama!” dedim. “Acırsa acısın, hadi sok, istiyorum, karın alır da ben alamazmıyım!” dedi. “Pekala!” deyip, yarrağımı amından çıkarıp götüne dayadım ve yüklendim. Yarrağımın başı götüne girdi, ama göt deliği çok dardı, gerisi çok zor giriyordu. “Alacam hepsini, hadi sok!” diyor, götünü bana doğru itiyordu. Sonunda ıhılaya ıhılaya yarrağımın tamamını götüne aldı. Offf, Tanrım, o nasıl bir kutuydu öyle! Daracık ve taş gibiydi. Bunun AVM’de nasıl kıvırttığını düşünerek yavaş yavaş pompalıyordum götüne...

Hızlanmaya başladığımda Mine, “Çok acıyor aşkım, yavaş yap!” diye yalvarıyordu. Ama nafile, dinlemiyordum bile, gözüm dönmüştü birkere. İki ayağımın üstüne kalktım ve kasıklarından kendime çekerek hızlı hızlı pompalamaya başladım. Bir süre sonra o da alıştı, “Aşkım, erkeğim benim, ne güzel yarıyorsun götümü!” diye inliyor, hem de (acıdan mı, mutluluktan mı anlamadım) ağlıyordu. Ben bu arada elimin birini de amına attım, amını okşuyordum. Mine sürekli orgazm olup boşalıyor, amından çeşme gibi sular akıyordu. “Boşalacacağın zaman amıma boşal lütfen!” dedi. “Tamam aşkım!” deyip, bir süre daha götünden siktim. Artık ben de iyice dolmuştum, patlamak üzereydim. Götünden çıkarıp amına yerleştirdim yarrağımı, 1-2 dakika da amından sikip, daracık amına oluk oluk boşalttım döllerimi... 

Yorulmuştum, sırtüstü biraz uzanıp dinlenmek istiyordum, ama Mine halen kuduruyordu, halen azgındı. Yarrağımı ağzına alıp, deli gibi somurmaya başladı. Yarrağımı tekrar kaldırdıktan sonra göğüslerimin arasına alıp, göğüsleriyle yarrağıma 31 çekmeye başladı. Arada ağzına alıp emiyordu. Karı iyice çığırından çıkmıştı, tekrar 69 olduk, 20 dakika birbirimizi yaladıktan sonra, bir kez daha amından siktim ve tekrar amına boşaldım. İkimiz de tükenmiştik artık, birlikte duş aldık ve ben giyinip işe gittim. 

O günden sonra artık 2 güne bir gidip Mine’yi yarrağa doyurup geliyordum. Bu durumdan ben de çok memnundum, taş gibi, çok arzulu, iştahlı ve doymak bilmeyen bir sevgilim olmuştu. Bazen ben işyerindeyken, o izinli olup, MSN’de o siyah geceliğini giyip, Webcamda şow yapıyor, amına götüne salatalık sokup, “Canım yarak istiyor, hadi gel, sik beni!” diyerek kudurtuyor beni... 

Tanrı herkese böyle azgın ve arzulu bir kaçak ilişki versin diyorum. 

İyi günler ve iyi sikişler! 

Yengemle İki Magandaya Siktirdik Kendimizi!

Slm ismim Seray. 25 yaşına bir kızım (ama Bakire değilim, bekaretimi İstanbul’da üniversitede okurken kaybettim). Bitirdiğim bölüm Otelcilik ve Turizm olduğundan ve amcamın Alanya’da bir oteli olduğundan, bir sezondur Alanya’da yaşıyorum ve amcamın otelinde çalışıyorum. Yengemin adı Demet, yani amcamın karısının. Ergenliğe adım attığım yaşlardan beri yengem nedense bana çok çekici gelmiştir. Aslında içimde lezbiyenlik adına hiçbir duygu yok ve yengemden başka hiçbir kadını da arzulamadım. Normal bir şekilde erkeklerden hoşlanıyorum. 


Yazın sonlarına doğru, sezonun yoğun dönemleri geçmiş, işler azda olsa hafiflemişti. Yengemin otelde aktif olarak bir görevi yoktu, ama ben sıkı bir şekilde çalışıyordum. Resepsiyondan tutun da, kayıt, muhasebe ve katçı kadınların takibine kadar her işi yapıyor, haftada 7 gün otelin herşeyiyle ilgileniyordum. Yani yazın nimetlerinden faydalanamıyordum. Bir pazar günü amcam bana, “Bugün izinlisin, hadi yengenle beraber sahile gidin.” dedi. Ben, yok falan dedimse de, yengem de, “Hadi gidelim!” diye ısrar etti. Yengemle aramız çok sıkı fıkı değildir aslında, ama dediğim gibi ondan hoşlanıyordum. “Tamam yenge, gidelim.” dedim ve odama çıktım hazırlanmak için... 


Atletik bir vücudum vardır. Boyum 1.70 ve 59 kilodayım. Vücudumu beğenirim, sadece göğüslerimin daha büyük olmasını isterdim. Göğüslerim portakal büyüklüğündeler, ama dimdikler. Hemen bikinimi giydim. Pembe çiçek desenli, altları yandan bağlamalı, normal bir bikini idi. Birkaç tane çok açık olan bikinim vardı, ama onları dışarıda giyecek kadar cesur değildim açıkçası. Ama yine de çantama bir tanesini atmıştım. Teşhiri severim. Webcamda falan takılırım bazen, o zaman giyiyorum ancak. Bikinimin üstünde beyaz pileli bir etek ve kolsuz kısa bir tişört giymiştim. Otelin lobisinde yengemle buluştuk. Alanya merkezinde bir plaja gidecektik, otelin plajını kullanmak istemedik, farklı bir yer istemiştik. 

Yengemin arabasına binip Kleopatra plajına vardık. İki şezlong kiraladık, adam gelip şemsiyelerimizi dikti. Yengem de şort ve tişörtünü çıkartıp sırtüstü uzanıp güneşlenmeye başladı. Yengemi neden arzuladığımı anlayamıyordum. Yengem 40’lı yaşların ortasında, hafif kilolu, 1.60 boylarında bir kadındı. Saçları hep permalıydı, rengini değiştiriyordu hep. Teni güneşten esmerleşmişti artık. Bikinisi gayet normal bir bikini idi. Ben de eteğim ve tişörtümü çıkarıp bir sigara yaktım ve şezlonga uzandım. Yengemle havadan sudan muhabbet ediyorduk. Sahil kalabalıktı. Sigaramı bitirdikten sonra yengemden güneş yağını istedim. Bana uzattı. Vücudumun ön tarafına sürdüm ve “Sen de istermisin yenge?” dedim. Yengem de, “Sen sür!” dedi. Sırt üstü yatıyordu. Göbeğinin üstüne döktüm yağı. Karnına, omuzlarına, göğsüne sürdüm (memelerine de dokunmak isterdim, ama cesaret edemedim tabi ki. Yengemin memeleri gerçekten iriydi, benimkilerin olmasını istediğim gibi). Oradan aşağılara, baldırlarına ve bacaklarına sürdüm. Ellerim kasıklarına yaklaştığında öyle heyecanlanıyordum ki! Yengem ise hiç birşey o yokmuş gibi yatıyordu... 

Yengem sonra yüzüstü döndü. Arkasına sürerken ellerimi birazda olsa bikinisinin alt kısmından içeri doğru sokarak kalçalarına dokunmuştum. Yengemi yağlamam bitince, yengem, “Gel, ben de senin sırtına süreyim!” dedi. “Tamam!” deyip yüzüstü uzandım. Sırtımdan başladı yağı sürmeye. “Kız sen neyle temizliyorsun tüyleri?” dedi, ama ben cevap vermedim. Üniversiteye giderken lazerle temizletmiştim, sadece amımın üstündekiler duruyordu. Yengem sırtıma sürerken bikinimin ipini çözmüştü. Sırtımdan bacaklarıma geçerken de, bikinim altını yanlardan ortaya çekip kalçalarımın arasına soktu. Ben napıyorsun gibisinden hareket edince, “Dur kız! Senin gibi vücudum olsa altıma ufacık bir tanga giyerdim. Bırakta popon güneş görsün biraz!” dedi. Yengem kalçalarıma dokunurken içim gidiyordu. Sonra kasıklarımı ve bacaklarımı da yağladı ve “Tamamdır!” deyip kendi şezlonguna geçti. Ben de bikinim üstü çözülü, altıda kalçalarımın arasında, yüzüstü yatarak güneşlendim... 

15 dakika sonra yengem, “Hadi önünü dön de yağ süreyim!” dedi. “Tamam!” deyip, bikinimin üstünün ipleri bağlamaya çalışırken, “Kız bırak şunu, rahat ol biraz, taş gibi göğüslerin var!” deyip, bikinimin üstünü almaya çalıştı, ama ben tutarak, “Utanırım ama!” dedim. Yengem, “O zaman beraber çıkartalım!” deyip bikinisinin üstünü fora edip, bembeyaz memelerini özgürlüğe kavuşturdu. Muhteşem görünüyorlardı, meme uçları kocamandı. Ben de bikinimi göğüslerime tutarak doğruldum. Yengem bikinimin üstünü çekerek aldı elimden ve “Yat bakalım!” dedi. Ben biraz çekingen davranıyordum. Onca insanın içinde üstsüz kalmaktan utanmıştım. Yengem kollarımı geriye doğru ittirdi, memelerim tamamen ortaya çıkmıştı. Yağı karnıma döktü, karnıma, göğüslerime omuzlarıma bacaklarıma sürdü. Ama ben yengemin ellerinin altında eriyordum. Bana tekrar, “Nasıl temizliyorsun tüylerini?” diye sordu. Lazer yaptırdığımı söyledim. Bu arada bikinimin altını birden havaya kaldırıp, amımın üstüne baktı. Yukarıya doğru bir çizgi olarak bırakmıştım amımın üstündeki tüyleri. “Bunları elletmemişsin?” dedi. Ben de, “Utanıp açamamıştım!” dedim. Yengemin bu hareketleri şaşırtmıştı beni. Aslında yengem biraz hoppa bir kadındı, ama abartmadan. 

Bütün vucudum yağ içindeydi. Yengem sürme işlemini bitirince yerine geçip ellerini arkaya attı, memeleri ortada güneşlenmeye başladı. Ben de aynı şekildeydim. Sahilde birçok erkeğin gözü üstümüzdeydi. Özellikle Maganda tipli erkekler hiç çekinmeden bizi süzüyorlardı. Nasıl süzmesinlerdi ki, ikimizin vücudu da güneşin altında yağ içinde parlıyordu. Eminim çok seksi görünüyorduk. Biraz daha güneşlendikten sonra yengem, “Hadi denize girelim!” deyip ayağa kalktı. Memeleri açıktaydı ve bikinisinin altı da koca kalçalarının arasında girmişti ve hiç düzeltme gereği duymamştı. Ben, “Tamam!” deyip bikinimin üstüne doğru hareketlenmişken, elimden tutup, “Bırak şunu artık!” deyip, çekerek kaldırdı beni... 

Denize uzaklığımız 20 metre falan vardı. Ben de yengem gibi üstsüzdüm ve bikinimin altı aynen kalçalarımın arasındaydı. Biraz utanıyordum açıkçası. İki üstsüz kadın, el ele, denize doğru yürüyorduk. Dışarıdan ne kadar azdırıcı göründüğümüzü hayal edersiniz herhalde. Denize girdik. Su ateş içindeki vücudumu serinletmişti. Biraz yüzdükten sonra kıyıya doğru geldik. Ayaklarımız yere bastığında dalgalarla oynamaya başlamıştık. Dalgalar üstümüze geldiğinde hopluyorduk. Memelerimiz de bizimle birlikte tabi. Dalgalar büyük geldikçe yengem bana sarılıyordu. Yengemin çıplak vücudu benimkine değdikçe mahvoluyordum. Ama benim de utangaçlığım geçmişti, fırsatı buldukça ben de sarılıyordum yengeme, kalçalarını avuçlarımın arasına alıyordum. Göğüslerimiz birbirine değiyordu arada. Soğuk sudan sertleşmişti uçları. Göğsümün üstünde hissediyordum yengemin meme uçlarının o sertliğini... 

Yengem, “Hadi çıkalım.” dedi ve önden çıktı. Bikinisinin altı kalçalarının arasında kaybolmuştu artık, hiç düzeltmeden şezlonga doğru yürüyordu önümden. Ben de aynı şekilde yarı çıplak arkasındaydım. Hiç kurulanmadan bir sigara yaktım. Zaten kalçalarımın arasına girmiş bikinim iyice yerleşmişti araya, birde hiç düzeltmeden oturunca sıyrılıp çatalımı da ortaya çıkarmıştı. Yengem de bir sigara istedi. Normalde içmezdi. Sohbetimiz biraz daha samimi olmaya başlamıştı. Bana halen kız olup olmadığımı sordu, kızlığımı nasıl kaybettiğimi falan anlattırdı. Etrafımızda bize bakanlardan bahsediyorduk. Yengem hoşuna giden birisi geçerken, “Şu çocuk ta süpermiş!” falan diyordu. Bu arada birkaç şezlong ilerimizde oturan iki kişi vardı. İkisi de şort giymişti. Biri 30, diğeri de 45 yaşlarında görünüyordu. Yaşlı olanın üstünde atleti vardı. Tam Magandaydı ikisi de. Biz denizdeyken gelmişler sanırım, denizden çıktığımızdan beridir de aleni olarak bizi izliyorlardı... 

Genç olan kalkıp yanımıza doğru yürümeye başladı. Yengemin arkası dönüktü o tarafa. Adam yanımıza gelince gülümseyerek, “Hello!” dedi. Yengem kıkırdamıştı hemen. Ben de, “Hello!” dedim. Adam kötü bir İngilizceyle, çok güzel olduğumu söylemeye çalıştı. Ben de, “Kendini yorma, Türkçe biliyoruz!” dedim. Özür diledi, arkadaşıyla birlikte bizi yazlık evlerine davet etmek istediğini söyledi, “Birlikte yemek yeriz, özel havuzumuz var, daha rahat oluruz!” falan dedi. Ben tam, (Teşekkür ederiz, ama hayır!) diyecektim ki, yengem benden önce cevap verdi ve “Eviniz nerede?” diye sordu. Ben yengemin bu hareketine şok olmuştum. Adamın ne kadar Maganda olduğu kaba konuşmasından belliydi. Evin yerini tarif etti. Yengem, “Tamam, gidelim! Ama saat 6 gibi bizi tekrar buraya bırakırsınız!” dedi. Adam sırıtarak, “Tabi ki hanımefendi! Ben arkadaşıma haber vereyim!” deyip gitti... 

Ben hemen, “Napıyorsun yenge? Bilmediğimiz adamların evine mi gideceğiz?” dedim. Yengem, “Aman kız, birşey olcağından değil ya, eğleniriz gariplerle biraz!” dedi. Diğer adam da atletini giymiş, yanımıza gelmişlerdi. Diğeri, “Adım Sinan!” diyerek kendini tanıştırdı. “Merhaba!” dedik. Genç olanın adı da Kenan’mış. Yengem kalktı, bikinisinin üstünü çantaya atıp, üstüne tişörtünü ve şortunu giydi. Ben de yengem gibi bikinimin üstünü giymeden tişörtümü ve eteğimi giydim. Yengeme kızmıştım biraz, ona inat, “Bir dakika bekleyin, bikinimin altı ıslak!” dedim ve eteğimin altından bikinimi çıkartıp çantama attım. Bu sefer yengem şaşırmıştı. Eteğim zaten kısacık birşeydi, hem de beyazdı ve güneş vurduğunda içi belli oluyordu... 

Arabalarına doğru yürümeye başladık. Oldukça lüks bir arabaları vardı. Yaşlı olan ön kapıyı açarak yengemi davet etti. Biz de Kenanla arkaya oturmuştuk. Ben artık daha rahat hareket ediyordum. Eteğim zaten minicikti, oturunca iyice sıyrılmıştı. Karşıdan bakıldığında amım görülebilirdi. Araba hareket etmişti. Öndeki adam yengeme ismini sormuştu. Yengem de, “Buket!” diye cevaplandırdı. Ben hemen anlamıştım ismini vermek istemediğini. Sinan sonra bana dönerek, (ki o anda bakışları bacak arama takılmıştı, ben de gayri ihtiyari bacaklarımı kapattım) adımı sordu. Ben de, “Ece!” dedim. Adam birkaç iltifattan sonra konuşmadı. Evleri bir yamacın kenarında, sitenin içindeydi. İki katlı villalar vardı. En üstteki villaların birinin bahçesine girdik. Sinan, “Buyurun!” diyerek arabadan indi ve koşarak yengemin kapısını açtı. Kenan da benim kapıya koştu. Eminim bu acelesinin sebebi, ben arabadan inerken görebileceği birşeyler olmasıydı. Eşler paylaşılmıştı anlaşılan. Kenanın bugün zorla da olsa amımı göreceğine emindim, ama daha erkendi, elimle önümü kapatarak arabadan indim. 

Saat daha yeni 14.00 olmuştu. 18.00’de döneceğimiz için, daha bu evde 4 saatimiz vardı. Karnımızın aç olup olamadığını sordular. Hayır dedik. Kenan, “O zaman siz havuz başına geçin, ben meyve getireyim!” dedi. Yengem de, “Önce bir duş alabilirmiyiz, şu kumlarımızdan kurtulalım!” dedi. Sinan, “Tabi, buyrun, üst kattaki banyoyu kullanabilirsiniz!” dedi. Ben en önde, arkamda yengem, peşinde de Sinan merdivenlerden çıktık. Bize banyoyu gösterdi ve “Ben aşağıya iniyorum, işiniz bitince siz gelirsiniz.” dedi ve gitti. Banyoda yengem, “Kız merdivenleri çıkarken heryerin görünüyordu, bu kadar azdırma adamları!” dedi. Ben de, “Altımda birşey olmadığını unutmuşum...” dedim ve önce ben girdim duşa. Çabucak temizlendikten sonra çıktım, yengem girdi duşa. Ben kurulanıp bikinimi giyecektim ki, aklıma çantamdaki diğer bikinim geldi. Plajda giydiğim bikinimi kenara bıraktım ve açık olan bikinimi giydim. Üstümde varlığıyla yokluğu belli olmuyordu. Üstelik rengi de beyazdı. Üstü sadece meme uçlarımı kapatıyordu, altı ise G-String’ti. Arkası incecik bir ip, önü de ufacık bir üçgendi. O kadar küçüktü ki, hareket ettiğimde önündeki üçgenden, amımdan yukarı doğru ince çizgi halinde uzanan tüylerim bile görünüyordu. Havluma sarınıp, “Ben iniyorum!” dedim. Yengem peşimden seslenip, “Kız bikinin burada, birşey giymeden mi çıktın sen?” dedi. “Başka bikini vardı yanımda!” dedim ve havuz başına indim. 

Sinan ve Kenan birkaç meyve getirmişler ve bira içiyorlardı. Ben yanlarına yaklaşınca Kenan ayağa kalkıp, bana şezlongda yer verdi ve “Bira istermisin Ece’ciğim?” diye sordu. Gayet cesurlardı. “Evet!” dedim. Bir bira açarak verdi. Büyük bir yudum aldım ve bir sigara yakacaktım, Kenan hemen kendi sigarasından uzatarak, benimkini de yaktı. Az sonra yengem de kapıda göründü. Çılgın kadın, benim o pembe çiçekl bikinimi giymişti. Yengemin boyu benden kısaydı, ama göğüsleri de, kalçaları da benimkilerden iriydi. Kıvırtarak yanımıza geldi. Sinan hemen kalkarak yanında yer açtı. Bikinin altı yengemin iri kalçalarının arasında adeta kaybolmuştu. Memeleri de bikininin üstünden ve altından taşıyordu. Sinan iltifatlara başlamıştı hemen. Ben halen havluma sarılı oturuyordum. Az önce heryerimi görmüşlerdi, ama şimdi nedense utanmıştım. Bikinim gerçekten çok ufaktı çünkü... 

Yengem bira içmek istemedi. Sohbete başladık adamlarla. Yengem beni üniversite öğrencisi, kendini de genç yaşta dul kalmış ev sahibem olarak tanıttı. Artık yengem ‘Buket!’, ben de ‘Ece!’ olmuştum. Yengem gayet rahat ve doğal davranıyordu. Bense biraz cesaretlenmek için biramı hızlıca içiyordum. Sinanla Kenan da İstanbul’da ticaretle uğraşan iki esnaf komşuymuş. Karılarını İstanbul’da bırakıp, bir haftalığına kaçamak yapmaya gelmişler. Muhabbet sürüyordu. Sinan yengeme, “Buket hanım, güzel cildiniz zarar görmesin, güneş yağı süreyim mi?” diye sordu. Yengem, “Tabi!” dedi, şezlongda oturuyordu, arkasını Sinana döndü. Sinan eline yağı döküp, yengemin omuzlarını ve sırtını adeta okşamaya başladı. Yengem de arada başını geriye atarak hoşuna gittiğini belli ediyordu. Sinan ellerini yengemin önüne dolayarak, karnını yağlıyor, bu arada bikiniden taşan memeleri eline değiyordu. Gördüğüm kadarıyla Sinan çadırı kurmuştu. Kenan da bana teklif etti yağ sürmeyi, ama ben, “Daha sonra... Şimdi biraz havuza girmek istiyorum!” dedim. Kenan da, “Tamam, havuza girelim!” dedi. 

Kenan’ın vücudu fena değildi, iriyarı bir tipti, ben yanında ufak tefek kalıyordum. İkisi de oldukça kıllıydı. Ayağa kalktım, arkam onlara dönükken havlumu yere bıraktım. Geri döndüğümde üçünün de gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yengemle göz göze gelmemeye çalıştım. Sinan dayanamayıp, “Bikinin harikaymış Ece!” dedi. “Teşekkür ederim!” deyip havuza atladım. Hareket ettikçe bikinimin altı da, üstü de kapattığı yerleri kapatamaz oluyordu. Zaten astarsızdı ve ıslakken ne var ne yok ortadaydı. Kenan da benim peşimden havuza daldı ve benimle oynamaya başladı, beni kucaklayıp havaya atıp duruyordu. Her atmasında memelerim bikiniden kurtuluyordu. Ben de şaşırmış gibi yapıp tekrar kapatıyordum. Az sonra yengem de geldi yanımıza ve Sinanı da davet etti. Sinan yok falan dedi. Yengem bikinisinin üstünü çıkarıp Sinana fırlattı. Havuzda hopladıkça yengemin memeleri, şap şap suya vuruyordu. Sinan dayanamadı tabi o muhteşem memelere, o da daldı havuza. Yengem, “Tut beni!” deyip Sinana sarılıyor, o da yengemin memelerini eziyordu kıllı göğsüyle. Yengemle Sinan alenen dokunuyorlardı birbirlerine... 

Biraz havuzda eğlendikten sonra hepsi çıkıp oturdular, en son ben çıktım. Bikinim ıslanınca tamamen şeffaf olmuştu, tekrar bana bakakaldılar. Yengem üstsüzdü, ama ben tamamen çıplak gibiydim. Amımın üstündeki tüyler bile belli oluyordu bikinimin altından. Hiç oralı olmadan havlumu alıp kurulandım ve Kenana, “Şimdi yağlarmısın beni?” dedim. Önünde ayakta duruyordum. Kenan eline yağ dökerek bacaklarımdan başladı yağı sürmeye. İri elleri vücudumda okşar gibi dolaşıyordu. Kalçalarıma geldiğinde daha hoyrat davranıyordu. Yağlama işi bitince arkam Kenana dönükken dizlerimi hiç kırmadan popomu dışarı çıkartarak öne doğru eğildim ve ayak parmağımdaki yüzük çıkmış gibi tekrar yerine yerleştirmek için oyalandım eğilmiş vaziyette. Kalçam dışa doğru çıkmıştı, bikinimin kalçalarımın arasına giren ipi o kadar inceydi ki, o anda Kenanın benim arka deliğimi o incecik ipin altından gördüğüne emindim. Bu tahminim doğruymuş ki, döndüğümde Kenanda eliyle kurduğu çadırı kapatmaya çalışıyordu. Ama çadırın direği sağlama benziyordu :)) 

Sinan yengemin, Kenan da benim yanımda şezlonglara oturmuştuk. ortamızda bir plastik sehpa vardı. Kenan bana bir bira daha açıp sehpaya koymuştu. Kenanla Sinanın üstünde şortları, benim üstümde halen ıslak ve şeffaf olan bikinim, yengemde ise sadece bikinisinin alt kısmı vardı. Muhteşem göğüsleri ortadaydı ve halen çok rahat görünüyordu yengem. Sinan, “Bir oyun oynayalım mı?” dedi. Yengem, “Evet!” diye atladı hemen. Sinan eve girip elinde iskambil kağıtlarıyla geri döndü, “Papaz Kaçtı’yı herkes biliyordur herhalde?” dedi. “Evet!” dedik. Kenan, “Peki neyine oynayacağız Sinan abi?” dedi. Sinan, “Kaybeden bir parça giysisini çıkartsın!” dedi. Yengem kahkahayı bastı. Kenan da, “Zaten birer parça var üstümüzde!” dedi. “En şanslımız Ece o zaman...” diye cevap verdi Sinan ve ekledi, “Onda 2 parça var!” dedi. Yengem, “Olsun, hadi başlayalım!” deyince ben yine şaşırmıştım. Yengem, “Oyundan ilk çıkan, papaz elinde kalanın üstündekini çıkartsın!” diye kural bile koymuştu. Sinan kağıtları karıştırmaya başlamıştı hemen. Ben nedense çok çekiniyordum, duygularım an be an değişiyordu, bazen çok rahat ve seksi hissediyordum kendimi, bazen de utanıyordum. İçlerinde en çıplak olan bendim zaten. Bikinim hem ufacık, hem de şeffaf haldeydi halen ve vücudumun bütün ayrıntıları ortadaydı. 

Kağıtlar dağılmaya başlamıştı. Oyunu bilenler anlar, ilk başta elindeki çiftleri ayırıyosun ya, bende sadece 2 tane çift vardı. Ben yengemden, Kenan benden, Sinan Kenandan, yengem de Sinandan çekiyordu. En hızlı giden Sinandı. En sona tabii ki yengemle ben kalmıştım. Bikinimin üstünün halen üstümde olmasına sevinmiştim. Cesaret toplamak için biramdan hızla içiyordum. Sıra bendeydi. Papaz yengemdeydi ve ben çekiyordum. Yengem de çok heyecanlıydı. Papaz onda kalırsa bikinisinin altını çıkartmak zorunda kalacaktı. Heyecandan kıpır kıpırdı. Tabii ki göğüsleri de kıpır kıpırdı ve benim aklımı alıyordu. En sonunda çektim bir kartı, ama papazdı bana gelen. Ve yengemin geri çektiği papaz değildi. Papaz bende kalmıştı. İlk kurban ben olmuştum. Oyundan ilk çıkan Sinan olduğundan, o çıkartacaktı üstümden 1 parça... 

Ayağa kalktım, Sinanın önüne gelip arkamı döndüm. Sinan ellerini birbirine vurarak, “Başlıyorum!” dedi ve bikinimin alt tarafından tuttu. Ben hemen, “Dur, napıyorsun? Üstümü çıkarsana!” dedim. “İstediğimi çıkartma hakkım var kurallara göre, ama seni kırmayayım Ece’ciğim!” dedi, ayağa kalktı ve bikinimin ipini arkadan çözmeye başladı. Bense 40 yaşlarında Maganda bir adamın bikinimin ipini çözmesini bekliyordum. Nedense bu iki adamın yanında gayet uysaldım. Kırk yıl uğraşsalar, birlikte olamayacakları bir kızdım, ama şimdi kendim teslim oluyordum. Hem de yengemin sayesinde. Sinan bikinimin iplerini birbirinden ayırınca zaten göğüslerime sıkıca oturan bikinim, memelerimden yukarı doğru lastik gibi fırladı. Yengem beni alkışlayarak gülüyordu. Sinan bikinim üstünü eline alarak göğüslerimi tamamen ortada bıraktı. Ben tintin yerime dönüp, Kenanın yanına oturdum. Sinan elinde kalan bikinimin parçasını yanına koydu. Artık hepimiz tek parça kalmıştık. Oyun tekrar dönmeye başlamıştı... 

Sona Kenanla ben kalmıştık. Ben şansıma küfrediyordum. Bu sefer ilk çıkan yengem olmuştu. Yani sona kalanın üstündekini yengem çıkartacaktı. Papaz benim elimdeydi ve Kenan çekecekti. Hiç kağıtlara bakmıyordu, gözleri gözlerimdeydi, sırıtarak bana bakıyordu. Bense adeta korkuyla titriyordum. Yengem, “Hadi acele edin ama, sabırsızlanıyorum!” dedi. Yengemin bu hareketleri beni şaşırtıyordu, neredeyse beni Kenanın yada Sinanın kucağına elleriyle oturtacaktı. Kenan hızla elimdeki kağıtlardan bir tanesini çekti ve kahkaha atmaya başladı. Papaz yine elimde kalmıştı. Yengem, “Gel kız buraya!” dedi. Zaten hemen karşımdaydı. Ben, “Yapmasak olmaz mı?” falan dedimse de, dinlemediler tabii ki. Çok utanıyordum. Bikinim her nekadar bir yerimi kapatmasa da, tenimde o kumaşı hissetmek bambaşkaymış. Şimdi hiç tanımadığım iki adamın yazlığının bahçesinde ve de yengemin önünde çırılçıplak kalacaktım... 

Ayağa kalkıp yengeme doğru adım attım. Önüm yengeme dönüktü. Yengem bikinim kenarlarından tuttu, ben de elimle amımı kapatmaya çalışıyordum. Sinan, “Ama yapma Ece’ciğim, çek ellerini!” dedi. Yengem de, “Evet Ece, mızıkçılık yapma!” diyerek destekledi. Yapacak birşey yoktu, ellerimi çekip belime koydum. Yengem bikinimi çok yavaş bir şekilde aşağıya doğru kaydırıyordu. Yengemin yanında Sinan bana doğru eğilmiş, gözleri aşağı kayan bikinimin üstündeydi. Bikinim aşağı doğru inerken ilk önce amımın üstünden yukarı çizgi halinde uzanan tüylerim ortaya çıkmaya başladı, sonra kalçalarımın arasına sıkışan bikinim birden kurtuluverdi ve amımın dudakları Sinan gözlerinin önüne serildi. Kenan ise şimdilik arkamda kaldığı için göremiyordu. Yengem bikinimin altını dizlerimin altına çekerek, bacaklarımdan kurtarıp arkasına attı. Sinanın ağzından, “Çok güzelll!” sözcükleri döküldü. Yerime geçmek için dönünce Kenan da her şeyi gördü ve “Gerçekten mükemmelsin Ece!” dedi. Yerime oturdum. Ben oyundan çıkmıştım artık, diğerleri devam ediyordu... 

Elime biraz güneş yağı alıp, göğüslerime sürmeye başladım. Yengem, “Bana da sürer misin canım? Az önce Sinan göğüslerime sürmemişti...” dedi ve omuzlarını geriye atarak göğüslerini ileri çıkarttı. Karşıdan eğilip, ellerimle memelerinin ikisini altından başlayarak okşamaya başlamıştım. Çok güzellerdi. Böyle bir yumuşaklığı hissetmek beni azdırıyordu. Kendi göğüslerimi de beğenirim, portakal büyüklüğünde ve diktirler ve 1 cm sarkma yok. Ama yengemin memelerinin yumuşaklığı bambaşkaydı. Kendimi kaptırmışım ki, yengem, “Sağol güzelim, bu kadar yeterli.” dedi. Ben de artık işi kötü kızlığa vurup (çünkü yengemin memelerine dokununca azmıştım, hatta amımın dudaklarının kendini bıraktığı alenen belli oluyordu), “Benim için bir zevkti Buket abla!” dedim, bacaklarımı iki yana açıp, elimde kalan yağı da baldırlarıma, bacak arama ve amıma sürdüm. Sonra da ellerimi geriye atıp, bacaklarım iki yanda oturmaya başladım. Amım yengemin tam karşısındaydı şimdi... 

Oynadıkları oyundan bu sefer de yengem ilk olarak çıkmış ve papaz Sinanın elinde kalmıştı. Sinan hiç laf etmeden kalktı ve yengeme doğru döndü. Şortu tam yengemin başı hizasındaydı. Ben de yandan görebiliyordum. Yengem, “Başlıyorum!” dedi. Sinan çok rahat görünüyordu. Yengem şortunun kenarlarından tutup aşağıya sıyırmaya başladı. Sinanın göğsündeki kıllar, göbeğinden şortunun içine doğru iniyordu. Yengem şortu sıyırmaya devam ettikçe kılların devam ettiğini görüyorduk. Sonunda aletinin dibi görünmüştü. Aleti şortunun içinde aşağı doğru eğilmişti. Yengem şortu aşağı çektikçe, şort Sinanın aletinin üstünden aşağı doğru kayıyordu. Gerçekten çok kalındı, benim avucuma ancak sığabilirdi. Yengem şortu Sinanın aletinin gövdesi boyunca indiriyordu, ancak bir türlü başına ulaşamıyordu. Yengemin de benim de gözlerimiz faltaşı gibi açılmıştı. Şortu neredeyse dizine gelecekti. Sonunda Sinanın aleti şortundan kurtuldu... 

Sinan pis pis sırıtıyordu. Gerçekten gurur duyulacak bir aleti vardı. Aslında buna alet demek yanlış olur, gerçek bir yarraktı Sinanınki. Kılların arasından heykel gibi çıkıyor ve aşağı doğru sarkıyordu. Kalkmamış hali sanırım 20 cm’e yakındı ve de kalın. Gövdesinin kalınlığı başından daha fazlaydı. Hayatımda canlı olarak gördüğüm en büyük yaraktı bu. Yengem kim bilir nasıl seviniyordu böyle bir yarağı alacağı için. Neredeyse bacağına değecekti. Yengem, “Çok büyükmüş gerçekten!” dedi. Sinan gülümseyerek yerine oturdu. Benim amımı sergilememe inat, o da bacaklarını açmıştı. Yarağı aşağı doğru sarkmış, şezlongun üzerindeydi... 

Sıra son oyundaydı. Ya yengem, ya da Kenan soyunacaktı. Sinan, “Ece’ciğim gel istersen biz havuza girelim!” dedi. O kıllı ve göbekli adamla havuza girmek için can atıyordum, ama yine de, “Oyunu izleyelim, hep beraber gireriz!” dedim. Son oyun hızlı başladı ve yengem yine kazandı. Şimdi sıra Kenanın şortundaydı. Bakalım benim şansıma ne çıkacaktı. Çünkü söylenmemiş olsa bile, eşler paylaşılmıştı ve yine söylenmemiş olsa bile, bu Magandaların bizi bugün burda çatır çatır sikecekleri ortadaydı. Ben hazır bir şekilde bekliyordum, zaten çırılçıplaktım. Kenan kalkıp yengemin önüne doğru geldi. Yengem, “Dön bakalım arkanı!” dedi. Anlamıştım ki şortunu indirdiğinde Kenanın aleti bana doğru çıkacaktı. Yengem, “Ece’ciğim gel beraber çıkartalım, senin öcünü alalım!” dedi. Ben de, “Olur!” dedim, ben şortun önünden, yengem de arkasından tuttu. Kenanın vücudu fena değil demiştim, iri yarıydı. Yengem arkadan Kenanın kalçalarını okşayarak yavaşça indirmeye başladı, ama bunu aleni olarak yapmıyordu. Ben de şezlongta öne doğru eğilip şorta uzanmıştım, ben de aynı hızda sıyırıyordum... 

Eğildiğim için Kenana çok yaklaşmıştım. Onun aleti de şortun içinde aşağı doğru uzuyordu, ama biraz sertleşmişti. Şort gövdesi boyunca sıyrıldı, ama kafasına takıldı. Kenanın aleti de gayet kalın ve uzundu, ama Sinanınki kadar muhteşem değildi. Sinanınki kusursuzdu. Ama Kenan aletini kıllardan arındırmıştı. Şortu kendime doğru çekince Kenanın aletinin kafası da şorttan kurtulup dışarı attı kendini. Biraz sertleşmişti, dışarı fırlayınca az daha yüzüme çarpacaktı. Kenanın gözlerine bakarak gülümsedim. Yengem Kenanın kalçasına bir şaplak patladıp, “Dön bir bakalım!” dedi. Kenanın yarı kalkmış aletini görünce, “Ne oldu buna böyle?” dedi. Kenan da, “Sizin gibi güzel bayanları görünce dayanamadı!” diye cevap verdi. Yengem, “Hadi havuza!” deyince, hepimiz çırılçıplak havuza daldık. Bir tek yengemin bikinisinin altı duruyordu... 

Havuzda yengemle Sinan sarmaş dolaş şakalaşıyorlardı, yengem hiç ayrılmıyordu Sinanın yanından. Sinan da boş durmuyor, yengeme değdiriyordu sürekli. Eminim o muhteşem yarrağı teninde hissetmek yengemin hoşuna gidiyordu. Ben de onları izliyordum, havuzun kenarına gelmiştim. Kenan da yanıma geldi, arkamdan yaklaştı. Siki halen sertti, kalçalarımın üstünde hissediyordum. “Ece, güzelliğin aklımı başımdan aldı, senden çok hoşlandım!” deyip, boynuma bir öpücük kondurdu. Bu arada Sinan da yengemi havuzun köşesine getirmiş ve dudaklarını somurmaya başlamıştı. Yengemin bir eli suyun içinde hareket ediyor, Sinanın yarrağını sıvazlıyordu. Sinan da yengemin dudaklarını ve boynunu öpüyor, memelerini okşuyordu. Yengemin gözleri kapanmıştı. Onlar kopmuştu artık... 

Biz Kenanla havuzdan çıktık. Kenanın siki direk gibi olmuştu, kafası şişmiş ve acaip bir şekilde büyümüştü, adeta mantar gibi. Aslında her ikisinin de yarakları birbirinden güzeldi. Kenanla şezlonga yan yana oturduk. Ama daha yakındık, temas vardı aramızda. Kenan bir bira açıp yudumladı. Ben şişeyi elinden alıp büyük bir yudum aldım. Ben içerken, Kenan, “Ben artık dayanamıyorum!” dedi, şişeyi ağzımdan çeker çekmez dudaklarıma yapıştı. İri elleri kalçalarımda, amımda ve göğüslerimde dolanıyordu ve beni kıvrandırıyordu. Ben de Kenanın kıllı göğsünü, koca kafalı sikini okşuyordum. Kenanın taşakları da çok büyüktü, avucuma ancak sığıyordu... 

Sinan da yengemi havuzun kenarına oturtmuş ve bikinisinin altını da çıkartmıştı. Sinan havuzun içindeydi. Yengem bacaklarını iki yana açtı. Sinan bacaklarından tutup kendine doğru çekti ve yengemin amına yapıştırdı dudaklarını. Yengem başını geriye doğru atmış inliyordu. Ben de kopmuştum iyice, Kenanı şezlonga yatırdım ve ağzına oturdum. 69 olmuştuk. Benim yüzüm havuza doğru dönüktü. Ağzımda kafası zorla ağzıma sığan Kenanın siki varken, bir yandan da yengemleri izliyordum. Kenanın da dudakları ve dili arkamda iyi çalışıyordu. Daha önce hiç anal yapmamıştım, ama Kenanın arka deliğimin üstünde dolaşan parmağı hoşuma gitmişti. Götümün deliği sanki kaşınıyordu ve Kanan da kaşıyordu... 

Az sonnra Sinan havuzdan çıkıyordu. O neydi öyle, yarrağı öylesine büyümüş ve kemik gibi sertleşmişti ki, havuzdan çıkıp yerde oturan yengemin ağzına verdi. Ama yengem zorlanıyordu tabi ağzına almakta, sadece başı giriyor, yengem ağzından çıkarıp diliyle boylu boyunca yalıyordu yarrağı. Ben de iyice dolmuştum artık, Kenan diliyle mahvediyordu beni. Onun da ağzımdaki sikinin damarları atmaya başlamıştı, hissediyordum. Sinan yengemi kaldırıp hemen yanımızdaki şezlonga yatırdı. Onlarla aramızda yarım metre yoktu. Yengemin bacaklarını omzuna aldı, koca yarrağını dibinden tutup, şap şap vurdu yengemin amının üstüne. Yengem birazdan o muhteşem yarrağı yiyeceği için kasılıp duruyordu. Ben ağzımda Kenanın siki, onları izliyordum. Yengemin amı sırılsıklamdı, am dudakları şişmiş, kendini bırakmıştı. Amından süzülen zevk suları kalçalarına doğru akıyordu. Yengemle yan yana iki şezlongda, biran önce sikilmek için yanıyorduk şimdi... 

Yengem kollarının üstünde kalkarak Sinanı kendine doğru çekti ve “Sik artık beni!” dedi. Yengem sanki yanında ben yokmuşum gibi rahattı. Hadi Kenandan çekinmiyordu, ama beni de yok sayıyordu. Sinan da yengeme, “Şimdi sikecem seni karıcığım!” deyince, yengem tekrar uzandı arkasına. Sinan kalkmış sikini tutup yengemin amına nişanladı, yavaşça ittirmeye başladı. O koca yarak yengemin amının dudaklarını arasından süzülerek içeri kayıyordu. Yarak içine kaydıkça yengemin nefesi kesiliyordu. Bir seferde gittiği yere kadar soktu yengemin amına. Sanırım rahmine dayanmıştı ki, daha ilerlemedi ve yarağın 3-4 cm’i dışarıda kalmıştı. Sinan yavaş yavaş gidip gelmeye başlamıştı yengemin amında... 

Ben de Kenanın üstünde ters dönüp, koca kafalı sikini tuttum ve amımın deliğine yerleştirip üstüne oturdum. Kfası gerçekten o kadar büyüktü ki, canımı yakmıştı girerken. Ama dibine kadar almıştım. Kenan belimden tutuyordu ve birden hızlanmıştı içimde, makine gibi seri olarak çalışıyordu. Hoplatıyordu beni kucağında, resmen çatır çatır sikiyordu. Ve çok iyiydi bu konuda. Benim de nefesim kesilmişti, ağzımı açıyordum, ama bağıramıyordum sanki. Kenan sikinin koca kafası içimi dövüyordu adeta. Bana kezza yengem hiç durmadan inliyordu. İkimiz de gayet güzel sikiliyorduk. Biz kaşınmıştık, onlar da kaşıyordu... 

Kenan beni kucağından kaldırarak şezlonga yüzüstü yatırdı. Kalın kollarıyla ve iri elleriyle bana şekil veriyordu. Belimden tutup kaldırdı ve domalttı beni önünde. Sikini kalçalarımın arasına sürtüyordu. Ben arka deliğime girmek isteyeceğinden korkuyordum, çünkü kafasını alırken canımın yanacağına emindim. Fakat sürtmesi de hoşuma gidiyordu. Sonra birden amıma flop diye geçirdi sikini. Gözlerim açılmıştı. İki eliyle kalçalarımı iki yana ayırmıştı ve hızlı bir şekilde pompalıyordu amıma. Çok kötü olmuştum, dayanamadım ve hırlayarak boşalmaya başladım, bacaklarım titriyordu. Kenan halen amıma gidip geliyordu. Amımın suları sezlonga damlamaya başlayınca Kenan üstümde eğilip boynumu öptü ve “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. Ben sadece gülümseyebildim... 

Bu arada Sinan şezlonga yattı ve yengemi kucağına oturtup alttan amına pompalamaya başladı. Yengemin memelerini de yüzüne bastırmış, adeta ısırıyordu. Amına yarak girip çıkarken yengemin kalçaları okadar davetkar duruyordu ki, dayanamadım ve Kenanın önünden çekilip kalktım, Kenanı tutup Sinanların olduğu şezlonga götürdüm. Onlar sikişmeye devam ederken, şezlongun yanına oturdum ve yengemin kalçalarını okşamaya başladım. Yengem hoplamaya devam ediyordu. Yengemin koca kalçalarını iki yana ayırdığımda, göt deliği pempe bir güle benziyordu ve çok sıkıydı, daha önce hiç anal seks yapmamıştı sanırım. Tam göt deliğinin üstüne tükürdüm, sağ elimin işaret parmağıyla tükürüğü yaydım deliğinin üstüne, sonra parmağımı yavaşça kaydırdım deliğinin içine. Kolayca girmişti, ama yengem birden sıktı kendini, parmağım içeride kilitlenmişti. Sonra gevşetti ve ben parmağımı sokup çıkartmaya başladım. Ben yengemin götünü parmaklarken, yengem de zevk aldığını belirtmek istercesine inliyordu. Deliği parmağıma alışmıştı ki, orta parmağımı da soktum götüne. Artık iki parmağımla sikiyordum yengemin götünü... 

Kenan da bu manzara karşısında iyice azmıştı ve yarağını okşayarak yengemin arkasına yanaştı. Belli ki yengemin götüne sokmak için sabırsızlanıyordu. Parmaklarımı çektiğimde açılmış delik yavaşça kapandı tekrar. Yengemin kalçalarını yanlara doğru gererek, deliğinin tam üstüne bir daha tükürdüm. Sonra Kenanın sikine de tükürerek ıslattım ve Kenana, “Hadi!” dedim. O sırada Sinan yengemin amını öyle güzel sikiyordu ki, yengemin hiçbir şeye itiraz edecek ya da konuşacak durumu yoktu, kendinden geçmişti adeta. Kenanın sikini tutarak yengemin göt deliğine dayadım, Kenan da iki eliyle yengemin belinden tutarak bastırdı. Sinan da hareketlerini durdurmuştu. Kenanın koca yarrağının kafası zorda olsa girivermişti yengemin götünden içeri. Zaten gerisi de çabucak kayıverdi içine. Ama yengem de çığlığı başmıştı o anda. Başlarda biraz böğürsede, hemen alıştı götündeki yarağa da. Şimdi resmen tost olmuştu yengem. Öyle bir ritm tutturdular ki, yengem oturunca Sinanın muhteşem yarağı amına, kalkınca da Kenanın koca kafalı siki götüne giriyordu. İkisi senkronize bir şekilde sikiyorlardı yengemi... 

Yengem kopmuştu artık, zevkten gözleri kaymış, ağzını bile kapalı tutamıyordu. Ben de Kenana arkadan sarılmış, iri tşaklarını okşuyordum. Daha 5 dakika olmadan Kenan kasılmaya başlamıştı, “Geliyorum!” dedi ve taşakları elimde, yengemin götünün içine boşalmaya başladı. Titriyordu. Sikinin üstündeki damarları görebiliyordum. Öyle dolu dolu boşalamıştı ki, siki halen yengemin götünün içindeydi, ama dölleri delikten dışarı taşıyordu. Sikini yengemin götünden çıkartınca bir avuç döl fışkırdı dışarıya. Kenan boşalmış ve işi bitmişti, ama ben azmıştım tekrar, amım vıcık vıcıktı. Yengem de götünün içinde hissettiği döllerin sıcaklıkğından olsa gerek anormal sesler çıkartmaya başladı. Sinan amına pompalamaya devam ederken yengem de titreyerek kasılmalarla boşalmaya başladı ve yığılıp kaldı Sinanın üstüne... 

Yengem Sinanın üstünden kalkmayı başardığında, amından çıkan yarrak halen direk gibiydi. Sinan da ayağa kalktı ve bana, “Ece’ciğim beraber devam edelim mi?” diyerek elini uzattı. Ben de uslu bir kız gibi elinden tuttum. Beni şezlonga sırtüstü uzatarak bacaklarımı iki yana ayırdı ve koca yarağıyla amımı fırçalamaya başladı. Amımın dudakları bırakmıştı kendini. Yarağını aşağıya doğru kaydırarak kabak gibi açılmış olan göt deliğime dayadı ve “Denemek istermisin birtanem?” dedi. Ben de, “Çok isterim, ama alamam canım! Amımı sik!” deyiverdim terbiyesiz bir şekilde. 45 yaşındaki kuduruk adam 25’lik taş gibi kızın bu lafını duyunca durur mu, pat diye geçiriverdi yarrağını tazecik amcığıma. Ama ben yengem kadar bile alamamıştım, üstelik canım da yanmıştı. Sokabildiği kadarını amıma sokup, içimde bekledi gözlerim küçülene kadar. Sonra yavaşça geri çekip, nazikçe sikmeye başladı beni. İri yarağı girip çıkarken amımın içinde her yere dokunuyor ve beni boşalmaya doğru götürüyordu. Yengem de yanımda diz çökmüş, saçlarımı okşuyor, arada göğüslerimle oynuyordu... 

Sinan birkaç kez pompaladıktan sonra, “Amın daracık aşkım, mahvettin beni, gelmek üzereyim!” dedi. Sinanın bu lafını duyunca anladım ki maceranın sonuna yaklaşıyorduk. Fırsat bu fırsat diye düşünerek, herzaman yapmak istediğim şeyi yapmaya karar verdim ve yengemi saçlarından tuttum ve dudaklarından öpmeye başladım. Yengem ters bir tepki verir diye de içimde bir korku vardı, ama öyle olmadı. Yengem de karşılık verince dillerimiz birbirine dolandı. Ben de gelmek üzereydim ve Sinan son defa içime öyle bir ittirdi ki yarrağını, girerken de çıkarken de yarağını boylu boyunca klitorisime sürttü ve ben boşalmaya başladım. Sinan hırıldamaya başlayınca, yengem, “Kızın içine boşalma!” dedi ve yanımdan elini uzatarak Sinanın yarrağını amımdan çıkardı, avuçlayarak sıvazlamaya başladı. Sinan bacaklarımın arasında başını geriye doğru attı ve yengemin elindeki yarağından döller fışkırmaya başladı. Yengem halen sıvazlıyordu yarağı. Sinanın yarağıyla gözgözeydik adeta. Öyle bir fışkırdı ki, ilk çıkan döller yüzüme gelmişti. İkinci parti gelenler de boynuma. Yengem elindeki yarağı sanki sağıyordu ve Sinanın dölleri de ardı arkası kesilmeden gelmeye devam ediyordu. Memelerim ve karnım Sinanın dölleriyle kaplandı... 

Yengem Sinanı öperek, “Hadi canım, bizi bırakın artık plaja!” dedi. Sinan da, “Olur aşkım!” diyerek kalktı. Havuza atlayıp temizlendik. Yengemin çıkarttığı bikinileri giydim ve yukarıya çıkıp diğer elbiselerimi de alıp geldim. Yengem de hazırlanmıştı. Sinan gelmedi bizimle, Kenan bizi aldıkları plaja kadar bıraktı. Ama arabada hiç kimse ağzını açmamıştı. Biz yengemle işten gelmiş iki orospu gibi arabadan indik ve kendi arabamıza binip otelemize doğru yola çıktık. Yengem bana sadece, “Bütün bunlardan amcanın haberi olmayacak, tamam mı?” dedi. Ben de başımı salladım ve onayladım. Bacaklarım halen titriyordu... 

Garibime giden şey, ayrılırken ne onlar bizden, ne de biz onlardan telefon numarası falan almadık. Sanırım hepimizin çekindiği birşeyler vardı. Ama hayatımın en güzel seksini yaşamıştım, hemde hayalim olan kadınla birlikte. Sanırım yengem için de en iyisi bugün yaşadıklarıydı. Hiç tanımadığımız ve bizim gibisini parayla bile bulamayacak iki Magandaya kendi ayaklarımızla gidip siktirmiştik kendimizi. Ve onlar da gayet güzel becermişti bu işi :)) 

Bu son maceram değil elbette! Hoşçakalın! 

Yengem ve Orospu Kizi!

İyi günler arkadaşlar, ben Şafak, 20 yaşındayım, İstanbulda oturuyorum. Okuduğumdan dolayı Annemlerin yanında kalıyorum. Üniversitemi yaşadığım yerde tercih yapmıştım. Amcam 3 sene önce kalp krizinden dolayı vefat ettiği için, yengem ve kızı Burcu bizim karşımızdaki dairede yaşamaya başladılar. Yengem 40 yaşında, yaşını hiç göstermeyen sarı saçlı ve beyaz tenli bir kadın. Vücudu da gayet iyidir, kilolu değildir. Ondan çok hoşlanıyordum, ama yengem olduğu için hiç açılamamıştım ona, sadece hayallerimdeydi. Aynı apartman ve aynı kattaki dairelerde olduğumuz için sık sık görüşürüz. Amcamın işleri iyi iken çok paraları vardı, ama öldükten sonra bütün varlıkları borçlara, ödemelere gittiği için, ancak bizim karşımızdaki daireyi alabilmişlerdi. Yine de durumları kötü sayılmayacak derecedeydi ve İzmir’de de bir yazlıkları vardı. 


Onlar bize geldiklerinde görüşmemize rağmen, ben onlara pek gitmezdim, ayda yılda bir yani. Annem de her seferinde Burcunun beni sorduğunu ve sıkıldığını söylerdi. Yengemin kızı Burcu daha 16 yaşında, ama tam bir afet, görmelisiniz! Aslında sırf Burcu yüzünden gitmiyordum, çünkü ne zaman gitsem, Burcu yemekten sonra odasına alıyor beni ve hep erkek arkadaşlarından bahsediyor bana ve benim kız arkadaşlarımla ilgili sorular soruyor. Aslında benim kendisiyle başka türlü ilgilenmemi bekliyor, hadi desem altıma yatacak hemen. Fakat bunun yanlış olacağını düşündüğümden kıza birşey yapamıyorum. Aramızda seks olmadan da, kim olursa olsun, bir kızla geyik muhabbetinden sıkıldığımdan pek gitmek istemiyorum. 

Birgün yengemle Burcu bize oturmaya geldiler. Yengem Haziranın 17’sinde yazlığa gidip, 2 ay kalacaklarını, ailecek bizim de oraya gelmemizi teklif etti. Annem ve babam çalıştıklarından ve kısıtlı izin günlerini memleketimiz Kayseriye sakladıklarından, gelemeyeceklerine söyledi. Yengem de kendinden emin bir şekilde direkt, “O zaman Şafak gelsin bizle! Başımızda bir erkek olması çok iyi olur orada!” dedi. Tüm gözler bana çevrildi... 

Oysa benim başka planlarım vardı, Haziranın 20’sinde (aralarında hoşlandığım kızın da olduğu) bir grup arkadaşla, bir haftalığına Abant’a gidecektik. Biraz kem küm ettikten sonra, “Yok yenge, ben gelmeyeyim!” dedim. Yengem de, “Peki, karar senin, ama gelirsen çok iyi olur!” dedi. Burcu hemen koluma yağıştı ve, “Gel!” dedi. Babam da ısrar ederek, “Oğlum git yengenlerle, gerçi orası dağbaşı değil, adam kesmezler, ama akşamları yengenler korkabilir!” dedi. Annem de gitmem yönünde baskı yapınca, mecburen geleceğimi söyledim. Gitmemize 2-3 gün falan vardı ve ben bu sürede arkadaşlarıma durumu anlattım ve gönüllerini aldım... 

17 haziran gününün sabahı erkenden kalktım. Herşeyim hazırdı, bir traş oldum, banyo yaptım ve Annemin babamın elini öperek (Sanki askere gidiyormuş gibi!), yengemin evine geçtim. Ve orada bir kahvaltı yaptıktan sonra aşağıya indik. Amcamdan kalan bir Jeep vardı, uzun şasili olandardan. Onun arkasına bavulları attıktan sonra, yengemle aynı anda Jeep’in şöför kapısına sarılmıştık. Ben Jeep’i benim kullanacağımı sanıyordum, ama yengem, “Sen geç bakiyim arkaya! Burada ben varken sana araba kullanmak düşmez!” diye şakacı bir tavırla arkaya geçirdi beni. Kendimi bildim bileli yengemi tanırım, ama böyle marifetlerinin olduğunu bilmiyordum doğrusu. Biz yazlığa giden o yolu arkada Burcuyla şakalaşarak geçirdik. Bu arada burcu esmer bir hatundur, o yüzden de benim esmerleri sevme nedenim olmuştur. En sonunda İzmire, yazlığa vardık. Yengemin İzmirde yaşadıkları dönem tanıştığı bir temizlikçi kadını aramış, kadına çok güvendiği için anahtarını bile yaptırmış ve kadına söyleyip, biz gelmeden 2 gün önce falan yazlığı temizletmiş. Biz gittiğimizde tertemiz bir yazlık bizi bekliyordu. 

Amcamın zamanında durumu iyi olduğu için, yazlık büyüktü ve gerçekten çok iyi döşenmişti. Bol bol oda olduğundan, yengem bana Burcunun odasının tam arkasındaki odayı verdi. Odamda PC ve Televizyon bile vardı ve açıkcası benim İstanbuldaki odamın 2 katı falandı. Çok rahat edecektim 2 ay boyunca. İlk gün odama kapanıp çıkmamıştım akşam yemeğine kadar. Ben daha önce yengem ve Burcuyla hiç tatil yapmamıştım ve onları hiç bikinili, veya kısa etekli olarak görmedim. O hayallerle ve yol yorgunu olmamdan dolayı, uzandığım yatakta uykuya dalmışım. Burcu’nun üstüme atlayıp, “Uyansana uykucu! Yemek vakti!” diye gıdıklamasıyla uyandım. Burcu üstümde, yengem de kapıda, bana bakıp gülüyorlardı. Burcu yengeme, “Anne bu uykucunun bize bir faydası olmaz, bu böyle uyursa, hırsızlar bizi içerde kesseler haberi olmaz!” dedi. Ben birden ayaklanarak Burcu’yu kucakladım ve “Sizi kesecek hırsız önce beni geçmeli!” diyerek yere indirdim. Elimi yüzümü yıkayıp yemeğe indim. Ama ilk defa böyle görüyordum yengemi ve Burcuyu. Yengemin üstünde askılı body vardı. Burcu da aynı şekilde kolsuz bir tişört giymişti ve ikisinde de kısa şortlar vardı. 

Ertesi gün denize gittiğimizde, giydikleri dar bikinilerden dolayı yine şok geçirmiştim. Tatilin ilk günleri böyle geçerken, bir akşam Burcu arkadaşlarıyla buluşacağını söyledi ve beni de davet etti. Ama ben evde dinlenmek istediğimi söyledim. Burcu gidince, yengem de bir süre yanımda oturduktan sonra esneyerek, “Ben yatmaya gidiyorum!” dedi. “İyi uykular yenge!” dedim, ama daha saat 8 bile değildi. Yengem yukarıya çıktıktan 1-2 dakika sonra bana seslendi, “Şafak bir gelsene, şu dolabın kapısını kaldırmama yardım et!” dedi. Hemen gittim yanına. Büyük dolabın sürgülü kapısı rayından çıkmış, yengem de uğraşmış fakat ağır olduğundan kaldırıp takamamış geri yerine. Ben, kapıyı kaldırıp yerine taktıktan sonra, yengem yanaklarımdan öpüp teşekkür etti ve “İşte görüyorsun erkeksizlik ne kadar zor! Her nekadar o koca Jeep’i kullansam da, bazı şeylere erkek eli değmeden olmuyor!” dedi. Yengemin söylediği laf ta laftı yani, lafı nereye çekersen oraya gidiyordu. Bu arada yengem dolaptan geceliğini aldı ve yatakodasının içinden açılan banyoya, üstünü değiştirmeye gitti. “Ben iniyorum aşağıya yenge!” dedim. Banyodan seslendi, “Dur canım gitme, iki dakika oturur konuşuruz...” dedi. “Yenge sen uyuyacaktın?” dedim. “Yok canım ya, uykum kaçtı!” dedi... 

Ben odanın içinde ne yapacağımı bilmeden dikiliyordum ki, yengem gecelikle banyodan çıktı ve “Dikilme öyle, geç otur!” diyerek kolumdan tutup beni yatağa oturtturdu. Aynada saçlarını toplarken, gözümü yengemden alamıyordum, geceliğin nerdeyse her yeri açıktı. Herhalde aynadan kendisine baktığımı gördü ki, döndü ve “Sen yabancı değilsin diye yanında böyle giyiniyorum, kusura bakma!” dedi. Saçlarını topladıktan sonra, “Sen otur, ben geliyorum hemen!” dedi ve odadan çıktı. Az sonra elinde bir şişe şarap ve iki kadehle geldi ve “Kuru kuru sohbet olmaz!” diyerek, şarabı kadehlere koyduktan sonra içmeye başladık. Dolabın kapısını taktığım için bana yeniden teşekkür etti. “Yenge yaptığım şeyin lafı bile olmaz, yerimde hangi erkek olsa yapardı!” dedim. “Evet, erkek olsaydı yapardı, ama biliyorsun ki yok... Erkeksizlik çok zor be Şafak!” dedi. “Zordur tabi yenge, özellikle senin için.” dedim, ama aklımda en ufacık bir fesatlık yoktu... 

Yengem de, “Doğru diyorsun, bak buraya bile rahat gelemedik, etrafta hep tanıdıklar var ama kadın başımıza koca yazlıkta rahat edemiyoruz. Akşamları Burcuyla beraber yatıyorduk, o zaman bile korkuyorduk burada! Üstelik erkeksizlik her türlü zor...” dedi, derin bir “Offf!” çekti ve, “Hadi Burcu arkadaşlarıyla takılıyor sürekli, ya ben ne yapayım? Amcan öldükten sonra elime erkek eli değmedi, yoldan çıkacağım diye korkuyorum. Burcu evlenmeme izin vermiyor, ikinci baba istemiyormuş. Ben de güvenilir birini bulsam onunla yapacağım o işi, ama burada kimse yok, İstanbulda ise nerede buluşacağız da nerede yapacağız o işi!” dedi. Ben duyduklarımdan sonra dondum kaldım resmen. Yengem kadehindeki şarabını bitirdi ve üstüme gelerek, “Bak senin hayatını bilmiyorum, ama benim gibi seks konusunda tecrübeli biriyle yatmak hem senin için güzel olur, hem de yengen yabancıya gitmemiş olur, öyle değil mi?” dedi ve birden beni yatağa yatırdı, “Yine de kabul edip etmemek sana kalmış, ne diyorsun bu teklifime?” dedi. “Tamam!” diyebildim sadece... 

Yengem birden dudaklarıma yapıştı ve delice öpmeye başladı. Ama ben kilitlenmiştim sanki, sadece yatakta yatıyordum yengem yapıyordu işini. Yıllardır hayal ettiğim kadın artık benim olmak üzereydi. Ben de şoku atlatınca yengeme karşılık vermeye başladım. Yengemle deli gibi öpüşüyorduk. Yengem bir süre sonra öpüşmeyi kesti ve bana bakıp güldükten sonra biraz daha öptü ve beni tutup yatağa iyice yatırdı, şortum ile boxerımı çıkartıp, kazık gibi olmuş yarrağımı bir seferde ağzına aldı. Geçekten profesyonelce emiyordu. Ben ise o anki zevk ile yatağa iyice gömülmüş, tavanı seyrediyordum. Yengem yarağımı ağzına arada bir köküne kadar alıyor, sonra ağzından çıkarıyor yalıyor, bu arada taşaklarımla oynuyordu. Tekrar ağzına köküne kadar aldığında boşalmak üzereydim, yengemin başından tuttum ve yarrağıma bastırıp boşalmaya başladım. Yengemin nefesi kesilip öksürene kadar da bırakmadım. Döllerimin çoğu direkt midesine gitmişti, ağzında kalanları da nefes aldıktan sonra kendisi yuttu ve tekrar yarrağıma yumuldu, yalayıp temizledi... 

Ben yengem bu hareketime kızmıştır diye tahmin ediyordum, ama hiç te öyle değildi, yüzündeki gülümsemeden hoşuna gittiği belli oluyordu. Ben artık tüm çekingenliğimi atıp, yengemi yatağa yatırdım ve üstündeki geceliği çıkardım. Yengem altında sadece tangası vardı, hemen çıplak göğüslerine yumuldum. Göğüslerinin birini bir elimle evirip çeviriyor sıkıyordum, diğerini ise yalıyordum. Ben de aslında uzun süredir ilişkiye girmediğim için en az yengem kadar azgındım ve hemen ilişkiye girmek istiyordum. Yengemin göğüslerini yalarken arada dil darbesi atıyordum ve oradan öpücük kondura kondura kasıklarına indim. Nazikçe tangasını çıkarıp amını yalamaya başladım. Yeni traşlanmış amı vardı ve sulanmıştı. Yengemin amını sertçe yalıyor, arada klitorisine dil darbeleri atıyordum. Yengem ise gözlerini kapamış, deli gibi inliyordu. Yengemi yalayarak bir defa orgazm ettikten sonra, sonunda benim de dayanacak halim kalmadı ve yengemin bacaklarını iyice açarak, arasına yanaştım, yarrağımı amına bir hamlede yerleştirdim ve git gele başladım. Yengemin amı yanıyordu resmen, fazla dar olmadığı için ve yeni orgazm olduğu için de rahatça girip çıkıyordum. Yengem inleyerek, “Sik Şafak sik yengenin amını! Bu am kaç senedir yarrak görmedi!” diyordu. Ben o laflarla daha da hızlanıyor, yengemi daha sert sikiyordum... 

Yengemi 10 dakika kadar öyle siktikten ve bir kez daha orgazm ettikten sonra yataktan kaldırdım ve domaltıp arkadan amına geçirdim ve öyle sikmeye devam ettim. Bu arada yengemi domaltınca o zayıf vücudundan götü harika gözüküyordu ve ben de kalçalarına tokatlar atıyordum. Yengemi birazda öyle siktikten sonra geleceğimi anladım ve amından çıkıp, götünün üstüne ve beline doğru boşaldım. Ama zevk ve heyecandan halen dizlerin titiriyordu. Yengem de nefes nefese kalmıştı. Biraz soluklanıp birer sigara yaktık ve uzanıp dinlenmeye başladık. Yengem arada sigarasından bir fırt çekiyor, üflüyor, sonra da yarrağımı biraz yalıyor, tekrar sigarasına devam ediyordu. Ben de boştaki elimle yengemin kalçalarını okşuyordum. Ama yengem daha sanki daha doymamış gibiydi... 

Sigaralarımız bitince yengem yarrağımı yalayarak yeniden kaldırdı ve sırtı bana dönük olarak yarrağımın üstüne diklemesine oturdu. Yarrağımı köküne kadar amına alıyor ve her köküne kadar alışında çılgınca bağırıyordu. Her hoplamasında ise kalçaları dalga dalga oluyordu. Ben ise arada doğrulup yengemin sırtını öpüyordum, ama ozamanlar rahat hoplayamıyordu. Üçüncü postam olacağı için, busefer uzun süreceğini biliyordum. Yengem bir süre üstümde hopladıktan sonra, yengemi üzerimden indirdim ve yatağa yüzüstü yatırdım ve üstüne uzanıp amını sikmeye devam ettim. Amına sertçe her bastırışımda yengem Ahh’lıyor, yatak inip kalkıyordu. Geleceğim zaman yine çıkarıp, altımda duran kalçalarına bir posta daha boşaldım... 

İkimiz de terden ve döllerden yapış yapış olmuştuk, birlikte duş yapıp yatağa attık kendimizi tekrar. Ben herhalde bugünlük bukadardı diye düşünürken, yengem rahat durmadı tabii, 69 olmuştuk busefer. Yengem azgınlıktan delice yalıyordu yarrağımı, ben de bu arada amıyla oynayarak ve yalayarak zevke getiriyordum yengemi. Amı yine sırılsıklam olmuştu ve benim de yarrağım zorlada olsa kalkmıştı. Yengemin altından sıyrılıp çıktım ve yengemi domaltıp arkasına geçtim. Bu sefer götüne girecektim. Eğilip göt deliğini yalamaya başladım. Arada amından sıvılarını alıp göt deliğine parmaklayarak sürüyordum. Yarrağım zaten yengemin ağzına girmekten sırılsıklamdı ve hemen göt deliğine dayadım. Başını, gıkını çıkarmadan rahatça aldı götüne, ama birden sonuna kadar kökleyince, feci bir şekilde bağırdı, ardından hemen sustu. Ben git gel yapmaya başladım götüne. Git gel yaparken sert sert çarparak, kalçasının dalgalanmasını izliyordum. Yengemin götünü 30 dakika kadar o pozisyonda siktim ve geleceğim zaman çıkarıp, yengemi sırtüstü yatırdım ve göğüslerine boşaldım... 

Yeniden duş alacak halimiz bile kalmamıştı, sadece birer sigara yaktık. Bu arada yengeme sorum, “Sence bu yaptığımız doğrumuydu?” diye. Yengem de, “Gayet doğruydu!” dedi. “Peki, biraz da olsa doydun mu?” dedim. Yengem, “Amcan sadece 1 posta sikebiliyordu beni!” dedi ve dudağıma bir öpücük kondurdu. Yengemin söyledikleri rahatlatmıştı beni. Vakit epeyce geç olmuştu, aklıma Burcu geldi ve “Yenge bu Burcu nerede kalmıştır?” dedim. Yengem de, “Birazdan gelir, kim bilir kimin altındadır orospu!” deyince, ben yine donup kaldım. Kekeleyerek, “Yenge ne dedin sen? Burcu birileriyle ilişkiye mi giriyor?” dedim. “Ohooo, okuldan sikişmediği oğlan kalmadı orospunun!” dedi. Daha da şaşırmıştım, “Sen nerden biliyorsun yenge?” dedim. “Ders çalışacağız diye her seferinde başka bir oğlanı eve getiriyor, sonra da odasına kapanıp sikişiyorlar! Kaç kez anahtar deliğinden izledim sikişirlerken!” dedi. “Eee, madem biliyorsun da neden müdahale etmiyorsun yenge?” dedim. “Birşey desem, benle kavga edip evden kaçacağından ve başımıza daha kötü şeyler getireceğinden korkuyorum, bu şekilde en azından kiminle ne bok yediğini biliyorum orospunun!” dedi. 

Ben de tabii fırsatı iyi değerlendirmek istiyordum, “Yenge, kızmazsan birşey sormak istiyorum...” dedim. “Niye kızayım, sor!” dedi. “Peki, Burcuyla ben yatsaydım, bana kızarmıydın?” diyerek yengemin ağzını aradım. Yengem gülerek, “Tabii ki kızmazdım! Emin ol, Burcu senin sikmeni çok severdi! Kaç kez izledim sikiştiği arkadaşlarını, hiçbiri de Burcuya önem vermiyor, sadece kendi zevklerine bakıyorlar, bir posta boşalan giyinip gidiyor hemen!” dedi. Öğreneceğimi öğrenmiştim, “Yenge, Burcu gelir birazdan, bizi bu halde görmesin, ben gideyim artık!” dedim. Yengem gülerek, “Git, ama bu halde göndermem!” dedi ve yarağıma sarıldı. Yengemle Burcu hakkında konuşurken yarrağım kalkmış ve kazık gibi olmuştu. Yengem son bir kez yarrağımı ağzına aldı ve yalaya yalaya ağzına boşalttıktan sonra, ben odama gittim. 

Odamda hem bugün yengemle sikişmekten aldığım zevki, hem de Burcuyu düşünerek uyuya kalmışım...