Selam ben Pınar. 18 yaşındayım, açık tenli, kızıl saçlı, 1.67 boyundayım, vücut hatlarım 91-64-95. Anlatacağım hikaye geçen yaz tatlilde tanıştığım erkek arkadaşımla yaşandı. Bu aynı zamanda hayatımdaki ilk ilişki. Erkek arkadaşım 1.78 boyunda, kumral, gayet bakımlı ve yakışıklı. Onunla sevgili omuştuk ve günlerdir gezip dolaşıyorduk. Ramazandaydı, onu iftar vaktinde bize yemek yemeğe çağırmıştım. Babannem akrabalarımıza iftara gitmişti, evde kızkardeşim, ben ve kuzenim kalmıştık. Sevgilim de kızkardeşimin sevgilisiyle geldi. İkisi aynı mahallede büyümüşler. Herneyse biz yemekleri yaptık, onlar geldiler, sofrayı falan kurduk...
Herkes yemeğini bitirdikten sonra kızkardeşim ve sevgilisi ayrı odaya geçmişti. Ben evin büyük kızı olduğum için bütün iş bana kalmıştı. Bulaşıkları çalkalayıp makineye yerleştirirken ister istemez domalmıştım, sevgilim de geldi bana arkadan sarıldı. Yanaklarımı ve boynumu öpüyordu. İşimin bitmesini bekledi ve biz yazlığın en üst katına çıktık. Bizim yazlık biraz büyüktür, odadan balkona çıkmak için bir merdiven var. Neyse biz balkona yerleştik, sigaralarımızı içtik ve öpüşmeye başladık. Ama ne öpüşme, dil atıyordu resmen, dudakları yakıyordu dudaklarımı. Oturarak duvara yaslandık. O beni kendine çekiyor, vücudu göğüslerime baskı yapıyor, bu da beni azdırıyordu. Ben ona yaklaştıkça beni geri itiyordu, ne olduğunu anlayamadım, meğer beni yere yatırmak istiyormuş...
Yattım ve bacaklarımı araladı. Üstümde koyu mavi bir elbise vardı, diz üstüne kadar geliyordu. Hırka da giymiştim, dantel işlemeli. Altımda dantel desenli pembe sütyen ve ona uyan dantel desenli bir külot vardı. Neyse, biz öpüşmeye devam ediyorduk, göğüslerime doğru inmeye başladı, dekoltemi yalayıp elbisemi sıyırıyordu ve bir çırpıda belime kadar indirdi elbisemi, sütyenimi çıkarmadan yalamaya başladı. Sonra sütyenimi yukarıya sıyırdı. Ben çok utanıyor, her fırsatta göğüslerimi kapatmaya çalışıyordum, aynı zamanda o kadar istiyordum ki onun devam etmesini...
Bana rahat olmamı söyledi ve devam etti. Kalçalarımı okşamaya ve sıkmaya, külotumun üstünden fırça çekmeye başladı. Ben bundan çok hoşlanmıştım ve ben de ona uymaya başladım. Elbisemi çıkarmaya çalıştı, ama ben, “Burda olmaz!” dedim. Gerçi kimse görmüyordu bizi, çatı katındaki balkondaydık, ama ben yinede ses olur falan diye odaya inmek istedim. Merdivenleri öpüşerek odama indik ve beni yatağa attı. Üstüme çıktı ve artık delirmiş gibi öpüşüyorduk. Ben elbisemi çıkardım, o da sadece Boxeriyle kalmıştı. Tekrar külotumun üstünden fırça çekmeye başladı. Sütyenimi çıkarmaya uğraşınca ben ona yardımcı oldum. Sonra göğüslerime iyice yumulmuş, yalayıp ısırıklar atıyordu. Bu beni delirtiyordu, nefesim hızlanıyordu, inlemeye başladım. Yavaş yavaş aşağılara doğru yaklaşıyordu...
İyi ki de ağda yapmışım diye seviniyordum. Külotuma kadar indi, dilini külotumun içine sokacakmış gibi yapıp tekrar yukarılara çıkıyordu. Çok sabırsızdım. Elleriyle ve dişleriyle külotumu sıyırdı ve çıkardı. Ben çırılçıplak kalmıştım, onda ise halen Boxer vardı daha. Aşağıya iniyordu, ben amıma yumulmasını beklerken bacaklarıma indi. Sırıl sıklam olmuştum. Bir 5 dakkika bacaklarımı öpüp yaladı. Ben kendimi aşağı doğru ittiriyordum, anladı tabi artık dayanamayacağımı. Baldırlarımdan yalayarak amımı öpmeye başladı. Amımın dudaklarını yalıyordu ve diliyle araladı. Ben artık uçuyordum, ama daha bitmemiştim, dilini bir amıma sokup bir klitorisime değdiriyordu ve klitorisimi ısırmaya başladı. Ben artık titremeye ve bağırmaya başladım...
Sevgilim sessiz olmamı istedi, çünkü alt katta kızkardeşim vardı, kuzenimin ise nerde olduğunu bilmiyorduk. Ben titreyerek ve baya kasılarak boşalmıştım ve boşalırken aşkım parmaklarını soktu amıma. Çok acıdı, ama zevkten buna bile aldırmıyordum. Tekrar öpüşmeye başladık, sevgilimin dudaklarından amımın tadını almaya başladım...
Bu sefer yalama sırası bendeydi ve korkmaya başladım. Ama o beni mutlu etti, ben de onu etmeliydim. Boynundan boğazından yalayarak indim ve ben de aynı onun gibi çıkardım Boxerini. Lambayı açmamıştık, odam karanlıktı, birşey görmüyordum, ama çok büyük bir siki olduğunu hissedebiliyordum. Taşaklarından başladım ve ucuna kadar yaladım. Tekrar taşaklarına inip ağzıma aldım emmeye başladım. Çok hoşuma gidiyordu bunu yapmak. Aynı anda sikine yavaşça 31 çekmeye başladım. Ve sıra gelmişti o az sonra içime alacağım kocaman sikini yalamaya. Yavaştan başladım yalamaya, ama alıştıkça hızlanıyordum, hem 31 çekiyor, hemde deliler gibi yalıyordum. Bu 10-15 dakika böyle sürdü ve sonunda sevgilim, “Geliyorum!” diye inleyerek ağzıma boşaldı. Ben de spermlerini yutmaya çalıştım, ama hepsini yutamadım...
Külodumu alıp onunla yüzümü temizledikden sonra tekrar altına aldı beni. Öpüşüyorduk. Ben sikiyle oynuyordum, o da boynuma sıcak nefesini veriyordu, bu da beni tekrar azdırıyordu. Kulağıma, “Aşkım devam edelim mi?” dedi. Ben de çok azdığım için kendimde değildim, “Bitir beni birtanem, senin olmak istiyorum, sik beni, kadın yap beni!” dedim. O da tekrar kalkmış sikini amıma doğru bastırıp, klitorisime masaj yapmaya ve fırça çekmeye basladı. Sonra, “Hazır mısın aşkım?” diyerek içime girmeye çalıştı. Ama siki büyük olduğu için giremiyordu. Canım yanıyordu ve bırakmasını istiyordum. Ama o, “Aşkım öyle güzel amın var, daracık, tabii ki hemen girmez, rahatla biraz!” diyor ve halen boynumu yalıyordu. Sonra cesaretimi toplayıp gözlerimi kapattım o ve sikini sokmaya başladı. Sikinin ucu girdiğinde çok hoşuma gitmişti ve ben birden kendimi alttan ona doğru bastırınca tamamen girmesini sağladım. O an bağırmayım diye dudaklarımı öpmeye başladı ve artık içimdeydi. Canım çok yanıyordu.
Birkaç saniye bekleyip yavaşça git gel yapmaya başladı. Acı ve zevk birada inlemeye başladım. Üstümde hiç durmadan köklüyordu, beni delip geçecek zannettim. Bunu öyle hızlı yapıyordu ki, 5 dakika sonra sikini amımdan çıkarıp göbeğime boşaldı. Çok güzeldi ama ikimiz de doymamıştık. Sigara molası vermek için balkona çıktık. Balkonu kimse göremediği için çıplak gezmemiz sorun olmuyordu. Busefer bolkonda başladık sevişmeye. Ben diz çöküp sikini tekrar yalamaya başladım. Kalkınca busefer o yattı ve beni üstüne aldı. Halen balkondaydık, ama o an zevkten başka birşey düşünmüyordum. Sikini amıma hizalayıp yavaş yavaş üstüne oturmaya başladım. Yine çok acıyordu. Bir anda belimden tutup kuvetle beni üstüne oturtup geçirdi ve zaman kaybetmeden zıplatmaya başladı. Zıplarken göğüslerim sallanıyordu...
O kadar çok zevk alıyordum ki, çok geçmeden ben tekrar boşaldım. Benim boşalmamla o da boşalacakmış gibi oldu, ama boşalmadı. Siki amımın içinde bir an durdu ve arkadan yapmak istediğini söyledi. Ben kabul etmedim ve inatlaştık. Çok korkuyordum, çünkü arkadan çok fazla acıdığını duymuştum. Arkadan başka bir zaman yapmasına izin vereceğime dair söz verdim. Buna sevindi ve bir bacağımı havaya kaldırıp amımı sikmeye devam etti. Sonra o da boşaldı ve hiçbirşey olmamış gibi milletin yanına indik. Sanırım sikiştiğimizi anladılar, ama kimse birşey demedi. Biz kızlarla hazırlanıp hep beraber sahile inmeye karar verdik. Herkes çıkınca ben ortalığı hemen toparlayıp yanlarına gittim. İnanın yürüyecek halim yoktu, hem canım yanıyordu, hemde yorgundum.
Sevgilimle nişanlanmayı düşünüyoruz :))
[Pınar]
Sex Hikayeleri - Porno Hikayeleri - Sikişme Sevişme Hikayeleri
30 Haziran 2013 Pazar
Azgın Sevgilimle Sikişirken Ablasına Yakalandık!
Selamlar sevgili seks hikayeleri okuyucuları, ben İstanbul'dan Yunus. Üniversite için gittiğim Antalya'da yaşadığım maceramı paylaşmak istiyorum. Sevgilim Nazlı ile okulun kantininde tanışarak çıkmaya başladık.Aynı fakültenin farklı bölümlerinde okuyorduk. Tanışmamızın üzerinden 1 hafta geçtiğinde iyice sevgili moduna girmiştik. Ama en fazla yapabildiğim onu öpüp elleyebilmekti. Artık canıma tak etmişti, ne olursa olsun bu işi daha ileriye götürecektim.
Nazlıyı eve davet ettiğimde ev arkadaşlarımı bir bahane ile yollamıştım. Biraz slow müzik ve dans ile yanaşmaya başladım. Nazlı çok heyecanlıydı ve niyetimi az çok anlamıştı. Dudaklarına yumuldum, dans ederken sevişmeye başladık. İyice kızarmıştı. Elimi göğüslerine attım, ses çıkarmıyordu, ama nedense çekingen davranıyordu. Artık yarrağım pantolonumu delme aşamasındaydı. Nazlının elini tutup sikime götürdüm. Nazlı sikimi okşamaya başlayınca, ben de onun o müthiş koca götünü avuçladım. İkimiz de iyice sevişme havasına girmiştik. Kulağına onu deli gibi istediğimi söyleyince, eğilip bir çırpıda sikimi çıkarıp yalamaya başladı. Tam bu iş oldu derken Nazlının telefonu çaldı. Tüm ambians mahfolmuştu bir anda...
Toparlandık, telefona cevap verdi. Arayan ablasıydı, anahtarı olmadığından kapıda kalmış. Nazlı da eve gitmesi gerektiğini söyleyince dünyam yıkılmıştı sanki. Yapacak birşey yoktu. “Tamam, ben seni evine bırakırım!” dedim. Arabama atladık o sinirle çok sürmeden evine vardık. Nazlının ablası yüz ifademden bozulmuş olduğumu anlamış olmalı ki, “Beraber olduğunuzu bilseydim çağırmazdım...” dedi. Ben de, “Önemli değil.” deyip gidecektim ki, “Ben üzerimi değişip hemen çıkacağım, annemler halamlarda, yarın gelecekler, sen de gel içeriye, bir kahve içip öyle gidersin!” dedi. Nazlıya baktım, o da ablasının bu teklifinden hoşlanmış olacak ki, bana sanki fırsat bu fırsat der gibi bakıyordu. “Peki, bir kahve içeyim ozaman.” dedim, hep birlikte yukarı çıktık...
Ablası hemen odasına gidip üzerini değiştirdi ve “Size iyi eğlenceler!” deyip evden çıktı. Ben de mutfağa gidip, kahve yapmaya hazırlanan Nazlı’mı tezgaha dayadım. Nazlı elindekileri bırakıp döndü, dudağıma yumuldu. Hem öpüyor, hemde, “Bu sefer yarım bırakmayacağım aşkım!” diyordu. Bunu duyduğumda delirmiştim. Amını okşamaya başladım. “Hadi annemin yatağına gidelim, beni orda sik!” deyip, sevişerek beni annesinin yatakodasına götürdü. Artık üzerimizdekileri parçalarcasına çıkartıyorduk. Bluzünü çıkardığımda, o ortaya çıkan siyah sütyenden taşacak gibi duran göğüslerine yumuldum hemen. O da benim tişörtüme saldırıp çıkardı ve “Hadi çabuk ol, sik beni aşkım!” dedi. Artık bende film kopmuştu, doğrusu ondan böyle azgınlık beklemiyordum. O anda neden dediğimi bilmiyorum ama, “Seni de, bizi yarıda kesen ablanı da sikecem!” deyiverdim. Nazlı birden duraksadı ve garip bir ifadeyle yüzüme baktı...
İçimden, ‘Eyvah bir çuval inciri berbat ettim!’ diye düşünürken, “Hadi, amım yanıyor!” deyip tekrar dudaklarıma yumuldu. Ben artık dururmuyum, Nazlının pantolonunu bir çırpıda çıkarıp tangasının üzerinden amına gömüldüm. Deli gibi inliyor, “Dağıt amımı erkeğim, sik beni, döllerini boşalt içime!” deyip iyice gaza getiriyordu beni. Hemen tangasını çıkarıp domalttım ve amını götünü yalamaya başladım. Nazlı iyice kendinden geçti ve titreyerek boşaldı. O kayganlaşan amına bir hamlede girince, zevk acı hepsi birbirine karıştı. Amına her girişimde kendini bana yaslayıp, “Sok erkeğim, kökle!” diyordu. Deli gibi pompalıyordum. Tam boşalmak üzereydim ki, “Kolay gelsin!” diye bir sesle irkildik. Ablası kapıdan bize bakıyordu. Şok olmuştum. Sikim o heyecanla küçüldü. Nazlı, “Abla açıklayabilirim...” diye gevelemeye başladı. Ablası yanımıza sokuldu ve “Ablanı da bu yarrağa oturtacaksın orospu, yoksa babamlar herşeyi öğrenir!” diye tehdit savurunca, birkez daha şok oldum, ama aynı zamanda da dünyalar benim oldu.
Bunlar abla kardeş meğer içinde orospu ruhu olan birer fahişeymiş. Nazlı hemen yataktan kalktı ve ablasına, “Gel ozaman orospu, em de kalksın, amımdan yeni çıktı, ben de senin götünü sikecem!” dedi. Ben şok üzerine şok yaşıyordum. Nazlı ablasını soyarken omuzlarını öpmeye başladı. Ben donuk bir halde ona bakıyordum ki, “Ne duruyorsun, ver yarrağını ablamın ağzına!” diye bağırdı. Ben aptallaşmış bir şekilde ablasının ağzına verdim inik sikimi. Nazlı ablasını soyduktan sonra ablasının arkasına geçti ve götüne yumuldu, yalamaya başladı. Biraz yaladıktan sonra bana bakıp, “Ablamı sikmek istiyordun, işte amı da götü de senin, ama beni de unutma!” dedi ve götünü yalamaya devam etti. Ablası da zevkten inleyip, “Amıma in kaltak, amımı yala!” diye emir veriyor ve sikimi emmeye devam ediyordu. O an ablasının ağzına öyle bir boşaldım ki, döllerim direkt boğazına fışkırdı...
Nazlı çevik bir hareketle ablasının arkasından çekilip, “Hepsini yutma orospu!” dedi ve ablasıyla dudak dudağa öpüşmeye başladılar. Döllerimi birbirinin ağzına tükürüp tekrar öpüşüyorladı. Ben de şoku atlatmıştım ve ablasının amını yalamaya koyulmuştum. Deli gibi yalıyordum amını. Ablasının kaçıncıya boşaldığını hatırlamıyorum, sadece, “Sikin beni, dağıtın her yerimi!” diye inliyordu. Nazlı da yarrağıma yumulmuştu. Emerek yalayarak yarağımı yeniden kaldırdıktan sonra, “Hadi sik şu orospuyu da kessin sesini!” dedi. Ablasının amına geçtim ve ilk hamlede kökledim. Ablasından çıkan “Iıııhhhh!” diye kısa bir acı inlemeden sonra gidip gelmeye başladım. Tempoyu yakalamıştım. Nazlıyı öpüp, ablasını sikiyordum. “Daha hızlı, daha hızlı!” diye inleyen ablası sarsılarak orgazm olunca, “Ben de geliyorum!” dedim ve sikimi amından çıkardım. Ablası sikimi göğüslerine doğru tutup 31 çektirerek boşalttı beni. Nazlı da ablasının göğüslerinden döllerimi yaladıktan sonra, birer sigara yakıp biraz dinlendik.
Sonra üçümüz de çırılçıplak mutfağa geçtik, karnımız acıkmıştı. Kahvaltı türü birşeyler hazırlayıp yedik. Çay demledik, çay sigara keyfi yaptık. Derken Nazlı, “Benim amım götüm yanıyor, ikinize de söylüyorum!” dedi. Ablası da dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve “Hadi aşkım kalk, zillinin amını götünü dağıtalım!” dedi. Kalktık ve yatakodasına gittik. Nazlıyı aramıza alıp sevişmeye başladık. O gece sabaha kadar, aklımıza gelenher pozisyonda, her ikisini de defalarca amından götünden siktim. En son ablasının amına boşaldım ve içinden çıkarmadan uyuduk...
Sabah Nazlının inlemesiyle uyandım, ablası amına gömülmüş yalıyordu. Sabah sabah bunları birer kez daha siktikten sonra ordan ayrıldım ve evime gittim. Şimdi ne zaman ev boşalsa sabahlara kadar grup yapıyoruz.
Sikişirken bazen Nazlıya şaka yollu, “Ananı sikeyim!” diyorum. O da, “Ablamı siktiğin yetmiyormuş gibi şimdi de gözünü anneme mi diktin?” diyor. Fakat ablası, “Sik aşkım, annemi de sik! Sen bu orospuya kulak asma, annemi de bir şekilde gruba dahil edeceğim!” diyor. Artık fantazim bunları o koca götlü anneleriyle birliktesikmek.
Merakla ve heyecanla bekliyorum ve o hırsla sikiyorum kızlarını Nermin teyze! Seni siktiğimi hayal ederek coşuyorum :)
[Yunus]
Nazlıyı eve davet ettiğimde ev arkadaşlarımı bir bahane ile yollamıştım. Biraz slow müzik ve dans ile yanaşmaya başladım. Nazlı çok heyecanlıydı ve niyetimi az çok anlamıştı. Dudaklarına yumuldum, dans ederken sevişmeye başladık. İyice kızarmıştı. Elimi göğüslerine attım, ses çıkarmıyordu, ama nedense çekingen davranıyordu. Artık yarrağım pantolonumu delme aşamasındaydı. Nazlının elini tutup sikime götürdüm. Nazlı sikimi okşamaya başlayınca, ben de onun o müthiş koca götünü avuçladım. İkimiz de iyice sevişme havasına girmiştik. Kulağına onu deli gibi istediğimi söyleyince, eğilip bir çırpıda sikimi çıkarıp yalamaya başladı. Tam bu iş oldu derken Nazlının telefonu çaldı. Tüm ambians mahfolmuştu bir anda...
Toparlandık, telefona cevap verdi. Arayan ablasıydı, anahtarı olmadığından kapıda kalmış. Nazlı da eve gitmesi gerektiğini söyleyince dünyam yıkılmıştı sanki. Yapacak birşey yoktu. “Tamam, ben seni evine bırakırım!” dedim. Arabama atladık o sinirle çok sürmeden evine vardık. Nazlının ablası yüz ifademden bozulmuş olduğumu anlamış olmalı ki, “Beraber olduğunuzu bilseydim çağırmazdım...” dedi. Ben de, “Önemli değil.” deyip gidecektim ki, “Ben üzerimi değişip hemen çıkacağım, annemler halamlarda, yarın gelecekler, sen de gel içeriye, bir kahve içip öyle gidersin!” dedi. Nazlıya baktım, o da ablasının bu teklifinden hoşlanmış olacak ki, bana sanki fırsat bu fırsat der gibi bakıyordu. “Peki, bir kahve içeyim ozaman.” dedim, hep birlikte yukarı çıktık...
Ablası hemen odasına gidip üzerini değiştirdi ve “Size iyi eğlenceler!” deyip evden çıktı. Ben de mutfağa gidip, kahve yapmaya hazırlanan Nazlı’mı tezgaha dayadım. Nazlı elindekileri bırakıp döndü, dudağıma yumuldu. Hem öpüyor, hemde, “Bu sefer yarım bırakmayacağım aşkım!” diyordu. Bunu duyduğumda delirmiştim. Amını okşamaya başladım. “Hadi annemin yatağına gidelim, beni orda sik!” deyip, sevişerek beni annesinin yatakodasına götürdü. Artık üzerimizdekileri parçalarcasına çıkartıyorduk. Bluzünü çıkardığımda, o ortaya çıkan siyah sütyenden taşacak gibi duran göğüslerine yumuldum hemen. O da benim tişörtüme saldırıp çıkardı ve “Hadi çabuk ol, sik beni aşkım!” dedi. Artık bende film kopmuştu, doğrusu ondan böyle azgınlık beklemiyordum. O anda neden dediğimi bilmiyorum ama, “Seni de, bizi yarıda kesen ablanı da sikecem!” deyiverdim. Nazlı birden duraksadı ve garip bir ifadeyle yüzüme baktı...
İçimden, ‘Eyvah bir çuval inciri berbat ettim!’ diye düşünürken, “Hadi, amım yanıyor!” deyip tekrar dudaklarıma yumuldu. Ben artık dururmuyum, Nazlının pantolonunu bir çırpıda çıkarıp tangasının üzerinden amına gömüldüm. Deli gibi inliyor, “Dağıt amımı erkeğim, sik beni, döllerini boşalt içime!” deyip iyice gaza getiriyordu beni. Hemen tangasını çıkarıp domalttım ve amını götünü yalamaya başladım. Nazlı iyice kendinden geçti ve titreyerek boşaldı. O kayganlaşan amına bir hamlede girince, zevk acı hepsi birbirine karıştı. Amına her girişimde kendini bana yaslayıp, “Sok erkeğim, kökle!” diyordu. Deli gibi pompalıyordum. Tam boşalmak üzereydim ki, “Kolay gelsin!” diye bir sesle irkildik. Ablası kapıdan bize bakıyordu. Şok olmuştum. Sikim o heyecanla küçüldü. Nazlı, “Abla açıklayabilirim...” diye gevelemeye başladı. Ablası yanımıza sokuldu ve “Ablanı da bu yarrağa oturtacaksın orospu, yoksa babamlar herşeyi öğrenir!” diye tehdit savurunca, birkez daha şok oldum, ama aynı zamanda da dünyalar benim oldu.
Bunlar abla kardeş meğer içinde orospu ruhu olan birer fahişeymiş. Nazlı hemen yataktan kalktı ve ablasına, “Gel ozaman orospu, em de kalksın, amımdan yeni çıktı, ben de senin götünü sikecem!” dedi. Ben şok üzerine şok yaşıyordum. Nazlı ablasını soyarken omuzlarını öpmeye başladı. Ben donuk bir halde ona bakıyordum ki, “Ne duruyorsun, ver yarrağını ablamın ağzına!” diye bağırdı. Ben aptallaşmış bir şekilde ablasının ağzına verdim inik sikimi. Nazlı ablasını soyduktan sonra ablasının arkasına geçti ve götüne yumuldu, yalamaya başladı. Biraz yaladıktan sonra bana bakıp, “Ablamı sikmek istiyordun, işte amı da götü de senin, ama beni de unutma!” dedi ve götünü yalamaya devam etti. Ablası da zevkten inleyip, “Amıma in kaltak, amımı yala!” diye emir veriyor ve sikimi emmeye devam ediyordu. O an ablasının ağzına öyle bir boşaldım ki, döllerim direkt boğazına fışkırdı...
Nazlı çevik bir hareketle ablasının arkasından çekilip, “Hepsini yutma orospu!” dedi ve ablasıyla dudak dudağa öpüşmeye başladılar. Döllerimi birbirinin ağzına tükürüp tekrar öpüşüyorladı. Ben de şoku atlatmıştım ve ablasının amını yalamaya koyulmuştum. Deli gibi yalıyordum amını. Ablasının kaçıncıya boşaldığını hatırlamıyorum, sadece, “Sikin beni, dağıtın her yerimi!” diye inliyordu. Nazlı da yarrağıma yumulmuştu. Emerek yalayarak yarağımı yeniden kaldırdıktan sonra, “Hadi sik şu orospuyu da kessin sesini!” dedi. Ablasının amına geçtim ve ilk hamlede kökledim. Ablasından çıkan “Iıııhhhh!” diye kısa bir acı inlemeden sonra gidip gelmeye başladım. Tempoyu yakalamıştım. Nazlıyı öpüp, ablasını sikiyordum. “Daha hızlı, daha hızlı!” diye inleyen ablası sarsılarak orgazm olunca, “Ben de geliyorum!” dedim ve sikimi amından çıkardım. Ablası sikimi göğüslerine doğru tutup 31 çektirerek boşalttı beni. Nazlı da ablasının göğüslerinden döllerimi yaladıktan sonra, birer sigara yakıp biraz dinlendik.
Sonra üçümüz de çırılçıplak mutfağa geçtik, karnımız acıkmıştı. Kahvaltı türü birşeyler hazırlayıp yedik. Çay demledik, çay sigara keyfi yaptık. Derken Nazlı, “Benim amım götüm yanıyor, ikinize de söylüyorum!” dedi. Ablası da dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve “Hadi aşkım kalk, zillinin amını götünü dağıtalım!” dedi. Kalktık ve yatakodasına gittik. Nazlıyı aramıza alıp sevişmeye başladık. O gece sabaha kadar, aklımıza gelenher pozisyonda, her ikisini de defalarca amından götünden siktim. En son ablasının amına boşaldım ve içinden çıkarmadan uyuduk...
Sabah Nazlının inlemesiyle uyandım, ablası amına gömülmüş yalıyordu. Sabah sabah bunları birer kez daha siktikten sonra ordan ayrıldım ve evime gittim. Şimdi ne zaman ev boşalsa sabahlara kadar grup yapıyoruz.
Sikişirken bazen Nazlıya şaka yollu, “Ananı sikeyim!” diyorum. O da, “Ablamı siktiğin yetmiyormuş gibi şimdi de gözünü anneme mi diktin?” diyor. Fakat ablası, “Sik aşkım, annemi de sik! Sen bu orospuya kulak asma, annemi de bir şekilde gruba dahil edeceğim!” diyor. Artık fantazim bunları o koca götlü anneleriyle birliktesikmek.
Merakla ve heyecanla bekliyorum ve o hırsla sikiyorum kızlarını Nermin teyze! Seni siktiğimi hayal ederek coşuyorum :)
[Yunus]
Etiketler:
azgın bayan,
azgın kapalı hikayesi,
azgın kız,
azgın kızların pornoları,
azgın sevgili,
azgın türbanlı bayanlar,
Birebir Hikayeler,
çarşaflı siktim,
Grup Sex,
kapalıyı siktim
Salak Kayınçom Ve Bafralı Azgın Gelin!
Merhabalar. İstanbuldan ben Murat. 1,78 boy ve 70 kiloda, atletik, kumral, mavi gözlü, dikkat çeken bir tipim. Bundan seneler önce askerden gelmiş, iş arıyordum. Benim çalışkanlığımı hırsımı bilen bir arkadaşım vasıtasıyla, oto sektöründe, döşeme dizayn malzemeleri satan bir şirkette çalışmaya başladım. Şirketi yönetenler patronun kızkardeşi ile patronun kızıydı. Üstelik patronun kızı nişanlıydı, ama beni görür görmez işe aldılar. Kısa bir süre sonra Bafrada tatilde olan gerçek patronla da tanıştım. Bana verilen görevimi dürüst ve işimi eksiksiz yerine getirdiğim için, kısa sürede şirketin gözdesi oldum. Özellikle patronun, sonra da patronun kızının...
Tahmin edeceğiniz gibi, kısa sürede patronun kızı nişanı attı ve bana kancayı taktı, tabii babasının da onayıyla. Babasının tek derdi, bütün işlerine koşturacak ve kendisine daha çok para kazandıracak bir damat, kızının derdi ise yakışıklı bir kocaydı. Ve öyle de oldu. 3-4 ay gibi kısa bir sürede, pazarlamacı olarak giridiğim işyerine, bir anda damat oldum. Tabii bana verilen sorumluluklar daha bir arttı, daha çok para kazanmaya ve şirkete de kazandırmaya başladım. Kayınpederim zevkten dört köşe, kızı da tabii. Kayınpederin işle güçle, parayla derdi kalmamıştı, tek derdi Çerkezköyde fabrikanın başına diktiği salak oğlunu da biran önce evlendirmekti. Fakat sorun gerçekten büyüktü. Daha önce de maddi durumlarının hatırına bir kere zor belanişanladıkları oğlunun salaklıkları yüzünden, nişanladıkları tessettürlü kızcağız dayanamamış, (Nalet olsun paralarına! deyip) eve gelen sucuya kaçmıştı. Kayınpederim ve kaynanam telaşlıydı bu konuda. Bu işlerde para pul fayda etmiyor çoğu zaman. Parası da olsa, hangi genç kız bir embesille evli olmak ister ki?
Nihayetinde İstanbulda aramaları taramaları boşa çıktı. Sonunda Bafradan, köyden bir kız bulur basar parayı alırız mantığıyla, tanış akraba sayesinde, bir gelin adayı buldular. Gelin adayı kız 16 yaşında, yaşına göre vücudu fazla gelişmiş, 1.75 boyunda, iri kıyım, balık etli, dolgun göğüsleri ve yuvarlak kalçaları olan, gösterişli bir kızdı Tuğba. Kızın babasına elaltından verilen hatırı sayılır parayla kızı aldılar, anlı-şanlı bir dügün yapıldı (havayı civayı çok severler). Ben eşime daha ilk günden dedim, “Vay bu kızın haline, yazık oldu!” diye. Çünkükayınçom, kadın nedir, seks nedir anlamayan, salak ve asalak bir adam. Hayatını sadece elektronik olaylara adamış, hatta abartısız, sikini tuvaletten tuvalete gören bir adam. Ve dediğim gibi de oldu, gerdek gecesi olay patlak verdi. Kayınço kızın bekaretini bozmak için salatalık sokmuş kızın amına. Kız da ertesi günü bunu eşime anlatıyor. Eşim de bana anlatınca, ben çok gülmüştüm, “Ben sana demedim mi!” diye.
Neyse, oldu bittiye getirdiler. Silivrideki evlerinden biri dayandı döşendi, Tuğba gelin köyden indi şehre, vede salak bir koca müsvettesiyle, kayınpeder kaynanadan uzak yaşamaya başladılar. Salak kayınçonun aksine, Tuğba gelin, parlayan gözleriyle ve uzun boyu posu, dolgun fiziğiyle etrafa seks kokulaları yayıyordu. Ben kendi kendime dedim, bu salaktan çok Silivrinin erkekleri siker bu kızı diye. Kızın biraz gözleri açılsın, bu salağa çeşit çeşit boynuzu takar dedim. Ve tabii ki de dediğim oldu. Bafranın köylü güzeli Tuğba gelin, gün geçtikçe çiçek gibi açılıp saçılmaya başladı, etrafında gezinen erkeklere cilve yapmaya başladı. Kocası olacak salak kayınço da bu durumdan gayet memnundu. Ben yiyemiyorum eller yesin der gibiydi, Gavatlık ruhunda vardı...
Ben de eşimle ciddi anlamda problemler yaşıyordum, hem manevi, hem maddi. Eşim iyice zıvanadan çıkmış, artık bana karılık görevlerini yerine getirmez olmuştu. Üstelik şikertte kazanılan paraları ve malları sağa sola kaçırmaya başlamıştı. Eşim tam anlamıyla babasının kızıydı, (babası da daha önce buna benzer birkaç birşeyler yapmıştı). Eşimin gizlice benden para kaçırdığını öğrendiğimde, içimde uyuyan yılan da uyanmıştı. Ben hırsızlık yapamazdım, kimyamda yoktu, ama kimyamda mevcut olan başka şeyler vardı ve onlara bir ders vermem gerekiyordu, ama nasıl? Tam bu sıralarda kayınpeder ölmüş, Tuğba gelin kayınpeder baskısı kalmayınca iyice cozutmuş, arka arkaya hatalar yapmaya, umarsızca yaşamaya başlamıştı. Kocası olacak Gavat ta, Tuğbanın iplerini tamamen salmış, bana dokunmasın da ne yaparsa yapsın mantığıyla hareket ediyordu.
Bir seferinde Tuğba yalnız başına 2 haftalığına memleketine ailesini ziyarete gitmişti. 2 hafta sonra kayınçom olacak salak herif karısını Bafradan alıp gelecekti. Ben de o arada fabrikada işin başında durmam gerekiyordu. Gelmeleri birkaç gün gecikince, mecburen onların evde kaldım. Evde kaldığım sırada, bizim Tuğba gelinin banyo dolabından havlu alırken, üzerinde birşeyler yazılı not kağıtları düştü. Notları okuduğumda bu kadar da olmaz dedim. Notlarda, (Kocan uyuduktan sonra seni sikmeye gelecem!) gibi şeyler yazıyordu. Karı birileriyle birşeyleri dolu dolu yaşıyor, kimseden de çekinmeden notları ulu orta bir yere koyuyordu. Ben istedim 1 göz, Tanrı verdi 2 göz, elime fırsat geçmişti...
Neyse bunlar Bafradan geldiler. O akşam kayınçom olacak salak sanki içkiye çok dayanıklıymış gibi, “Bira içelim!” diye tutturdu. 3. biradan sonra sallanan kayınço, “Ben yatıyorum!” diyerek, karısıyla beni başbaşa bıraktı ve gitti yatmaya. Sanki, (Siz kafanıza göre takılın!) der gibi. Tuğbayla başbaşa kalınca havadan sudan konuşmaya başladık. Bu arada ben bulduğum notları nasıl soracağım derken, muhabettin bir yerinde soruverdim. Tuğba hiç çekinmeden direk hayatında birinin olduğunu, kocasının salaklıklarına dayanamadığını, güzel ve isterik bir kadın olduğunu, kocası dışında herkesin ona aç gözlerle bakarken, kendini gençliğinin baharında bu adamla körlediğini, parası yüzünden ailesinin böyle bir adama peşkeş çektiğini, onların yüzünden bu asalak pasif adama mahkum olduğunu söyledi. Tuğbayı dinlerken hak veriyordum, sonuna kadar haklıydı üstelik, bu kadar güzellik bir asalak herife teslim edildiyse olcağı buydu.
Bu arada biraların dibine vurmuş, 7-8 şişe içmiştim. Tuğbaya bakışım değişmiş, kendimi frenleyemez hale gelmiştim. Karşımda Tuğbanın askılı tişörtünden göğüsleri fırlayacak gibi dururken, bende ok yaydan çıkmıştı çoktan. İkimizin de nefes alışlarımız değişmişti. Tuğba bir ara, “Ben senin gözünde nasıl bir kadınım?” deyince, “Sen her erkeğin arzuladığı, kısrak gibi bir kadınsın!” dedim. Tuğba yanıma sokulup dudaklarıma yapıştı. Birbirimize sarıldık biranda. Öyle arzulu ve ateşli öpüşüyordu ki, sanki delirmişti. Dudakları alev alev yanıyordu. Bir anda tişörtünü ve sütyenini çıkardım. Böyle bir güzellik olmazdı. Böyle bir güzelliğin bir asalağın elinde heba olması içler acısıydı. Artık deli gibi sevişiyorduk. Ben göğüslerini hamur gibi yoğururken, Tuğba altımda yılan gibi kıvranıyor, nefes alışları verişleri gitgide hızlanıyor, “Muratım benim, erkeğim, herşeyim sensin, parçala beni!” diyordu.
Ben seslerin içerde uyuyan kayınçonun duycağından endişe ederek, sessiz olmasını söyledim. O da, “Boşver sen o salağı, adam olsa karısını gecenin bir yarısı senle yalnız bırakıp gidip yatmaz! Beni nerelerde ve kimlerle yalnız bıraktığını, neler yaşadığımı bir bilsen! Ona nekadar boynuz taksam az bile!” dedi. Tuğba coşmuştu, üstümü bir çırpıda nasıl soydu anlamadım bile. Ben göğüslerinin her santimetrekaresini yalıyorum.Göğüslerinden aşağı doğru indim, tangasını çıkarıp bal kutusunu yalamaya, amının dudaklarına ufak ısırıklar atmaya başladım. Tuğba kocası duysun istercesine çığlıklar atıyor, ben de artık ne olursa olsun der gibi umursızca hareket ediyordum...
Sonunda Tuğba daha fazla dayanamadı, bir hamleyle altımdan kayıp, benim üstüme çıktı, yarağımı tutup ağzına aldı. Öyle bir yalıyordu ki, ağzına öyle bir alıyordu ki, sanki senelerce mahrum kalmış gibiydi. Dayanacak gücüm kalmamaşıtı, patlamamak için kendimi sıkıyordum. En sonunda dayanamadım ağzına patladım. İnanın son damlasını yutana kadar emmeye yalamaya devam etti. Kendime gelmeme bile fırsat vermeden, yalayarak tekrar kaldırana kadar devam etti. Resmen çıldırmış gibiydi. Nihayetinde benim yarak tekrar dimdik oldu. Tuğba yarağımı eliyle tutup amına denk getirdi ve yavaş yavaş aletimin üstüne oturmaya başladı. Kafası girdikten sonra, öyle bir hırsla oturdu ki, “Ohhh!” sesi, gecenin içinde duvarlarda yankılandı. Buna rağmen benim salak kayınçom mışıl mışıl uyuyordu.
Tuğba üstümde zıplarken, zevkle naralar atıp, “Sen sik beni artık, sen olmalıydın benim kocam, sen olmalıydın, bu asalak herif beni haketmiyor, bana sen lazımsın, senin gibi erkek lazım, parçala beni, ben seninim artık, sen olduktan sonra bana kimse lazım değil! Seni karın da haketmiyor, bunlar hiçbirşeyi hakketmiyor, senin arkadandan da neler yapıyorlar, bunlara iyillik dürüstlük yaramaz, onlara o kadar kazandırdıklarına rağmen sana bile kazık atmaya kalktılar!” diye konuştukları, beni dahada hırslandırıyordu. Haksız da değildi hani. Tuğbayı üstümden alıp domalttım, arkadan amını öyle bir hırsla sikiyordum ki, aynı anda da kaçalarını tokatlamaktan kaba etlerini kıpkırmızı etmiştim. Sikişirken çıkardığımız sesler, duvarları bırakın evin içinde yankılanıyordu ve salak kayınçom bu sesleri duymuyordu, yada duymazdan geliyordu...
Tuğba ardı ardına orgazm olup inledikçe ben zevkten öleceğim sanıyordum. Sonunda ben de öyle bir patladımki, sanki bütün iliklerime kadar boşalmıştım. Sabaha kadar kaç defa, kaç pozisyonda, neler yaptık siz düşünün.
Tuğba dur durak bilmeyen, ateşli ve isterik bir kadındı ve artık benim kadınımdı. Asalak kayınçomun salaklıkları ve Bafralı gelin Tuğbayla yaşadığım maceralarım o geceyle bitmedi tabii...
[Murat]
Tahmin edeceğiniz gibi, kısa sürede patronun kızı nişanı attı ve bana kancayı taktı, tabii babasının da onayıyla. Babasının tek derdi, bütün işlerine koşturacak ve kendisine daha çok para kazandıracak bir damat, kızının derdi ise yakışıklı bir kocaydı. Ve öyle de oldu. 3-4 ay gibi kısa bir sürede, pazarlamacı olarak giridiğim işyerine, bir anda damat oldum. Tabii bana verilen sorumluluklar daha bir arttı, daha çok para kazanmaya ve şirkete de kazandırmaya başladım. Kayınpederim zevkten dört köşe, kızı da tabii. Kayınpederin işle güçle, parayla derdi kalmamıştı, tek derdi Çerkezköyde fabrikanın başına diktiği salak oğlunu da biran önce evlendirmekti. Fakat sorun gerçekten büyüktü. Daha önce de maddi durumlarının hatırına bir kere zor belanişanladıkları oğlunun salaklıkları yüzünden, nişanladıkları tessettürlü kızcağız dayanamamış, (Nalet olsun paralarına! deyip) eve gelen sucuya kaçmıştı. Kayınpederim ve kaynanam telaşlıydı bu konuda. Bu işlerde para pul fayda etmiyor çoğu zaman. Parası da olsa, hangi genç kız bir embesille evli olmak ister ki?
Nihayetinde İstanbulda aramaları taramaları boşa çıktı. Sonunda Bafradan, köyden bir kız bulur basar parayı alırız mantığıyla, tanış akraba sayesinde, bir gelin adayı buldular. Gelin adayı kız 16 yaşında, yaşına göre vücudu fazla gelişmiş, 1.75 boyunda, iri kıyım, balık etli, dolgun göğüsleri ve yuvarlak kalçaları olan, gösterişli bir kızdı Tuğba. Kızın babasına elaltından verilen hatırı sayılır parayla kızı aldılar, anlı-şanlı bir dügün yapıldı (havayı civayı çok severler). Ben eşime daha ilk günden dedim, “Vay bu kızın haline, yazık oldu!” diye. Çünkükayınçom, kadın nedir, seks nedir anlamayan, salak ve asalak bir adam. Hayatını sadece elektronik olaylara adamış, hatta abartısız, sikini tuvaletten tuvalete gören bir adam. Ve dediğim gibi de oldu, gerdek gecesi olay patlak verdi. Kayınço kızın bekaretini bozmak için salatalık sokmuş kızın amına. Kız da ertesi günü bunu eşime anlatıyor. Eşim de bana anlatınca, ben çok gülmüştüm, “Ben sana demedim mi!” diye.
Neyse, oldu bittiye getirdiler. Silivrideki evlerinden biri dayandı döşendi, Tuğba gelin köyden indi şehre, vede salak bir koca müsvettesiyle, kayınpeder kaynanadan uzak yaşamaya başladılar. Salak kayınçonun aksine, Tuğba gelin, parlayan gözleriyle ve uzun boyu posu, dolgun fiziğiyle etrafa seks kokulaları yayıyordu. Ben kendi kendime dedim, bu salaktan çok Silivrinin erkekleri siker bu kızı diye. Kızın biraz gözleri açılsın, bu salağa çeşit çeşit boynuzu takar dedim. Ve tabii ki de dediğim oldu. Bafranın köylü güzeli Tuğba gelin, gün geçtikçe çiçek gibi açılıp saçılmaya başladı, etrafında gezinen erkeklere cilve yapmaya başladı. Kocası olacak salak kayınço da bu durumdan gayet memnundu. Ben yiyemiyorum eller yesin der gibiydi, Gavatlık ruhunda vardı...
Ben de eşimle ciddi anlamda problemler yaşıyordum, hem manevi, hem maddi. Eşim iyice zıvanadan çıkmış, artık bana karılık görevlerini yerine getirmez olmuştu. Üstelik şikertte kazanılan paraları ve malları sağa sola kaçırmaya başlamıştı. Eşim tam anlamıyla babasının kızıydı, (babası da daha önce buna benzer birkaç birşeyler yapmıştı). Eşimin gizlice benden para kaçırdığını öğrendiğimde, içimde uyuyan yılan da uyanmıştı. Ben hırsızlık yapamazdım, kimyamda yoktu, ama kimyamda mevcut olan başka şeyler vardı ve onlara bir ders vermem gerekiyordu, ama nasıl? Tam bu sıralarda kayınpeder ölmüş, Tuğba gelin kayınpeder baskısı kalmayınca iyice cozutmuş, arka arkaya hatalar yapmaya, umarsızca yaşamaya başlamıştı. Kocası olacak Gavat ta, Tuğbanın iplerini tamamen salmış, bana dokunmasın da ne yaparsa yapsın mantığıyla hareket ediyordu.
Bir seferinde Tuğba yalnız başına 2 haftalığına memleketine ailesini ziyarete gitmişti. 2 hafta sonra kayınçom olacak salak herif karısını Bafradan alıp gelecekti. Ben de o arada fabrikada işin başında durmam gerekiyordu. Gelmeleri birkaç gün gecikince, mecburen onların evde kaldım. Evde kaldığım sırada, bizim Tuğba gelinin banyo dolabından havlu alırken, üzerinde birşeyler yazılı not kağıtları düştü. Notları okuduğumda bu kadar da olmaz dedim. Notlarda, (Kocan uyuduktan sonra seni sikmeye gelecem!) gibi şeyler yazıyordu. Karı birileriyle birşeyleri dolu dolu yaşıyor, kimseden de çekinmeden notları ulu orta bir yere koyuyordu. Ben istedim 1 göz, Tanrı verdi 2 göz, elime fırsat geçmişti...
Neyse bunlar Bafradan geldiler. O akşam kayınçom olacak salak sanki içkiye çok dayanıklıymış gibi, “Bira içelim!” diye tutturdu. 3. biradan sonra sallanan kayınço, “Ben yatıyorum!” diyerek, karısıyla beni başbaşa bıraktı ve gitti yatmaya. Sanki, (Siz kafanıza göre takılın!) der gibi. Tuğbayla başbaşa kalınca havadan sudan konuşmaya başladık. Bu arada ben bulduğum notları nasıl soracağım derken, muhabettin bir yerinde soruverdim. Tuğba hiç çekinmeden direk hayatında birinin olduğunu, kocasının salaklıklarına dayanamadığını, güzel ve isterik bir kadın olduğunu, kocası dışında herkesin ona aç gözlerle bakarken, kendini gençliğinin baharında bu adamla körlediğini, parası yüzünden ailesinin böyle bir adama peşkeş çektiğini, onların yüzünden bu asalak pasif adama mahkum olduğunu söyledi. Tuğbayı dinlerken hak veriyordum, sonuna kadar haklıydı üstelik, bu kadar güzellik bir asalak herife teslim edildiyse olcağı buydu.
Bu arada biraların dibine vurmuş, 7-8 şişe içmiştim. Tuğbaya bakışım değişmiş, kendimi frenleyemez hale gelmiştim. Karşımda Tuğbanın askılı tişörtünden göğüsleri fırlayacak gibi dururken, bende ok yaydan çıkmıştı çoktan. İkimizin de nefes alışlarımız değişmişti. Tuğba bir ara, “Ben senin gözünde nasıl bir kadınım?” deyince, “Sen her erkeğin arzuladığı, kısrak gibi bir kadınsın!” dedim. Tuğba yanıma sokulup dudaklarıma yapıştı. Birbirimize sarıldık biranda. Öyle arzulu ve ateşli öpüşüyordu ki, sanki delirmişti. Dudakları alev alev yanıyordu. Bir anda tişörtünü ve sütyenini çıkardım. Böyle bir güzellik olmazdı. Böyle bir güzelliğin bir asalağın elinde heba olması içler acısıydı. Artık deli gibi sevişiyorduk. Ben göğüslerini hamur gibi yoğururken, Tuğba altımda yılan gibi kıvranıyor, nefes alışları verişleri gitgide hızlanıyor, “Muratım benim, erkeğim, herşeyim sensin, parçala beni!” diyordu.
Ben seslerin içerde uyuyan kayınçonun duycağından endişe ederek, sessiz olmasını söyledim. O da, “Boşver sen o salağı, adam olsa karısını gecenin bir yarısı senle yalnız bırakıp gidip yatmaz! Beni nerelerde ve kimlerle yalnız bıraktığını, neler yaşadığımı bir bilsen! Ona nekadar boynuz taksam az bile!” dedi. Tuğba coşmuştu, üstümü bir çırpıda nasıl soydu anlamadım bile. Ben göğüslerinin her santimetrekaresini yalıyorum.Göğüslerinden aşağı doğru indim, tangasını çıkarıp bal kutusunu yalamaya, amının dudaklarına ufak ısırıklar atmaya başladım. Tuğba kocası duysun istercesine çığlıklar atıyor, ben de artık ne olursa olsun der gibi umursızca hareket ediyordum...
Sonunda Tuğba daha fazla dayanamadı, bir hamleyle altımdan kayıp, benim üstüme çıktı, yarağımı tutup ağzına aldı. Öyle bir yalıyordu ki, ağzına öyle bir alıyordu ki, sanki senelerce mahrum kalmış gibiydi. Dayanacak gücüm kalmamaşıtı, patlamamak için kendimi sıkıyordum. En sonunda dayanamadım ağzına patladım. İnanın son damlasını yutana kadar emmeye yalamaya devam etti. Kendime gelmeme bile fırsat vermeden, yalayarak tekrar kaldırana kadar devam etti. Resmen çıldırmış gibiydi. Nihayetinde benim yarak tekrar dimdik oldu. Tuğba yarağımı eliyle tutup amına denk getirdi ve yavaş yavaş aletimin üstüne oturmaya başladı. Kafası girdikten sonra, öyle bir hırsla oturdu ki, “Ohhh!” sesi, gecenin içinde duvarlarda yankılandı. Buna rağmen benim salak kayınçom mışıl mışıl uyuyordu.
Tuğba üstümde zıplarken, zevkle naralar atıp, “Sen sik beni artık, sen olmalıydın benim kocam, sen olmalıydın, bu asalak herif beni haketmiyor, bana sen lazımsın, senin gibi erkek lazım, parçala beni, ben seninim artık, sen olduktan sonra bana kimse lazım değil! Seni karın da haketmiyor, bunlar hiçbirşeyi hakketmiyor, senin arkadandan da neler yapıyorlar, bunlara iyillik dürüstlük yaramaz, onlara o kadar kazandırdıklarına rağmen sana bile kazık atmaya kalktılar!” diye konuştukları, beni dahada hırslandırıyordu. Haksız da değildi hani. Tuğbayı üstümden alıp domalttım, arkadan amını öyle bir hırsla sikiyordum ki, aynı anda da kaçalarını tokatlamaktan kaba etlerini kıpkırmızı etmiştim. Sikişirken çıkardığımız sesler, duvarları bırakın evin içinde yankılanıyordu ve salak kayınçom bu sesleri duymuyordu, yada duymazdan geliyordu...
Tuğba ardı ardına orgazm olup inledikçe ben zevkten öleceğim sanıyordum. Sonunda ben de öyle bir patladımki, sanki bütün iliklerime kadar boşalmıştım. Sabaha kadar kaç defa, kaç pozisyonda, neler yaptık siz düşünün.
Tuğba dur durak bilmeyen, ateşli ve isterik bir kadındı ve artık benim kadınımdı. Asalak kayınçomun salaklıkları ve Bafralı gelin Tuğbayla yaşadığım maceralarım o geceyle bitmedi tabii...
[Murat]
İlk Yardımda Seks - Sekste İlk Yardım!
Merhaba. Bir Fabrikada sağlık görevlisi olarak çalışıyorum. 2 gün önce 12-8 vardiyasında başımdan geçen bir olayı paylaşmaktan zevk duyacağım. Bir tane bayan hasta topallar vaziyette geldi ve dizinin çok ağrıdığını söyledi. Uzun boylu, sarışın, zayıf ama dolgun göğüsleri, güzel poposu olan orta sexy bir kızdı. Ben de paravanın arkasına geçip açmasını söyledim. Gerekli malzemeleri aldım geldim ki, pantolonunu tamamen çıkartmış ve oturmuş beni bekliyor. Gördüğüm anda sikim direk gibi oldu. Krem alma bahanesiyle uzaklaşıp sessizce kapıyı kilitledim, bir iş çıkar hesabı yapıyorum.
Dizine krem sürüp masaj yaparken, o da beni tahrik etmek için, Aaah, acıyor! diye bağırıyordu. Sonra bacağının iç tarafının da ağrıdığını söyleyerek, kremle masaj yapmamı istedi. Ben de, “Tabi!” diyerek sıcak ellerimle başladım masaj yapmaya. Arada kızın işi hakkında soru sorup gevşetiyor, bacağının iç kısımlarını ovalarken elimi daha yukarı çıkarıyor ve külodunun kenarından amcığına parmağımı değirip çekiyordum. Sonra göz ucuyla baktım ki bizim kızın külodu ıslanmış. Amcık çalışıyordu. Göz ucuyla amcığına bakarken, birden beklenmedik şekilde boynuma sarılıp suratımı amcığına yapıştırdı, kulağıma hafif eğilerek, “Yeter artık, deminden beri nefesin bacak aramda esiyor, ne yapmak istersen yap, dayanamıyorum!” dedi...
Ben cevap bile vermeden hemen külodunu sıyırdım ve dilimi sıcacık amcığın içine gömdüm. Bir müddet sonra sert bir kasılmayla kıpkırmızı ve az tüylü amcık, suyunu dışarıya çıkardı. Ağzım yüzüm amcık suyu olmuştu. Yakınımdaki lavabodan peçete alıp ağzımı yüzümü sildim ve ayağa kalkarak kızın dudaklarına yapıştım, öpüşmeye başladık. Hemde orta parmağımı bızırına yerleştirip yavaş yavaş parmakladım. O da fermuarımı açıp sikimi çıkarmış, elinde tutuyor ve bazen sıkarak boşalmamı önlüyordu. Terlemesi ve çıkardığı sesler beni dahada azdırıyordu. Dudaklarından, boynuna, göğüslerine ve karnına indim. Hatta koltuk altlarını bile yalayıp emiyordum. Kızın ağzını açıp birden sikimi kökledim ağzına. Taşaklarıma asılıp yarağıma sakso çekiyor ve beni çıldırtıyordu. Kızın ağzına öyle bir boşaldım ki, kendi standartlarıma göre normalden 2 katı belkide.
Toparlandık giyindik. Yarım saat sonra tekrar gelmesini söyledim. Bu sefer yan kapıdan diğer bölmeye geçecekti. Orası daha karanlık ve güvenliydi. Neyse yarım saat sonra kız geldi ve içeri girdi. Vakit kaybetmeden bunu duşun olduğu bölüme soktum, perdeyi kapattım ve dudaklarına tekrar yapıştım. Tişörtümün altından ellerini sokup sarıldı. Kotunun düğmelerini bir hamlede açtım ve elimi daldırdım içeriye. Amcığı yine az önceki gibi yanıyordu. Pantolonlarımızı dizlerimize kadar indirdik. Kız sol elini yarağıma uzattı, benim kazık elinde girecek yeri yavaş yavaş aramaya başladı. Kız, “Bakireyim, arkadan gir, sabun kullan, sakın amıma kaydırma!” dedi.
“Bugün her söylediğin şeye tamam diyeceğim!” diyerek yağlı kremlerden birini kaptım, kızı domaltıp, masaj ve tükürük yardımıyla götünün daracık deliğine yavaşça soktum yarağımı köküne kadar. Kız, “Sen bu işi biliyorsun erkeğimmmm!” diyerek popomdan kavradı ve kendine çekti. Ben de ellerimi önüne atıp, amını kavrayıp ona kenetlendim ve götünü sikmeye başladım. En çok sevdiğim şey de, o yumuşacık buz gibi götünün kasıklarıma vurmasıydı. Götüne 15-20 dakika git gelden sonra boynunu ısırarak götünün içine boşaldım. Hülyayı gönderdim ve bir dahaki görüşmemizde neler olacak artık bilmiyorum...
Birkaç gün sonra, yine fabrikadayken, beni götünün müptelası yapan Hülya geldi ve bana büyük bir sürpriz yapmak istediğini söyledi. Ben de espriden, “Sikerim sürprizini, benim için en büyük sürpriz sensin!” dedim. “Pişman olabilirsin, reddetme bence!” dedi. Ben de, “Yap ozaman sürprizini!” diyerek göz kırptım. Hülya hemen kapıya yönelip, gel işareti yaptı, ama kime yaptı bilmiyordum. Sonra Sultan geldi içeriye. Sultanla daha önce birkaç kez yemekhanede gözgöze gelmiştik. Ufak boylu, dik göğüslü, harika kalçaları ve bakımlı vücuduyla Hülyayı sollamak üzereydi. Sultan hemde dul ve sikişmeye hasretti, açık kapı yani. Meğer Hülya benimle götten sikiştiğini Sultana anlatmış. Sultan da Hülyaya yalvarmış, “Kız bir kere de beni siksin, çok ihtiyacım var, amım kurudu, yaraksızlıktan ölüyorum! Ne olur, sadece bir kere!” diye. Sır tutma konusunda bana çok güvendikleri için rahat konuşuyorlardı.
Hülya bana Sultanı sikmemi, fakat sikerken seyretmek istediğini söyledi. Saat 12’den 3’e kadar vaktimiz vardı. Sultan çok heyecan yapmış ve onunla ilgilendiğimi görünce mutlu olmuştu. Kapıya yazı asıp içeriden kilitledim ve lambaları kapattım. Çalıştığım yerde çok rahat bir sedye vardı, onu açarak Sultanı yatırdım, ben de ayakta, öpüşmeye başladık. Sultanın dudaklarını ve o tatlı dilini yutmaya başladım. Öyle güzel ve ihtiraslı öpüşüyordu ki, bir ara sikimin kalktığı bile aklıma gelmedi. Belki 15 dakika öpüştük. Göğüslerini ve boynunu, tadını çıkarta çıkarta emiyordum. Hülya da boş durmayıp pantolonumu çıkartıp sikimi ağzına aldı ve beni çılgına çevirdi. Ben Sultanın ayva göbeğini emerken, eliyle başımı aşağıya itiyor, amını yalamam için ısrarcı davranıyordu. Ama önce benim küçük fahişem Hülyanın işini bitirmek istiyordum. Maksadım Hülyayı kıskandırmamaktı. Çünkü onu kaybedersem daracık alev alev yanan göt bana hayal olacaktı. Bu konuda hızlı davrandım. Hemen Sultanı bırakıp Hülya ile öpüşmeye başladım, dudaklarını emerken biryandan da amıyla oynuyordum.
Sultan, “Benim vaktim az, önce beni sik de gideyim! Sonra Hülyanın götünü doya doya sikersin!” deyip soyundu ve Hülyayı devre dışı bıraktı. Artık ilk hedef Sultandı. Hemen Sultanın bacaklarını ayırıp dilimi o bakımlı ve alev alev yanan amcığının içine gömdüm. Sultan bacaklarını boynuma dolayıp şiddetli kasılmayla boşaldı. Bu arada benim de sikimin kafası zonklamaya ve ağrımaya başlamıştı. Sultan, “Hemen sik beni, yoksa delireceğim!” diye yalvardı. Ben de, “Emrin olur!” deyip hemen amcığına bastım sikimi ve pompalamaya başladım. Kısa zaman sonra Sultan, “Oooh! Hayatım benim, erkeğim!” diye inleyerek boşaldı. Dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve “Sonra seni tekrar istiyorum!” deyip giyindi, izin alarak gitti.
Kapıyı tekrar kilitleyip, hiç beklemeden Hülyanın elbiselerini çıkardım ve sedyeye yatırdım. Bu sefer o amcığa iştahla ve hızla dilimi sokup çıkartıyordum, sanki işe geç kalmış biri gibi süratli davranıyordum. Hülyanın gözleri kaymış ve “Hadi aşkım sik götümü, bugün komaya girmek istiyorum, sik götümü, ooohh!” diyerek inliyordu. Domaltıp kremi bolca sürdüm. Göğüslerine arkadan yapışarak, sikimi Hülya'nın göt deliğine biraz sürtüp, hafifçe yüklendim. Hülya da hemen girmesi için bana doğru kendini itti. Hülyanın yumuşacık götü benim kasıklarıma öyle bir yapıştı ki, zevkten uçuyordum. Hülyanın götünü sikerken ensesini ve sırtını yalıyor, bir elimle de vıcık vıcık olmuş amını sıkıp onu çılgına çeviriyordum. “Aşkım hadi, geliyorum, çabuk!” dedi ve sarsılmaya, orgazm olmaya başladı. O sırada ben de Hülyanın o güzelim götünün içine, böğürerek boşaldım.
Hemen giyindik. Biraz oturup konuştuk. Hülya, “Sultan orospusunu birdaha sikmeyeceksin, bir seferlik izinverdim, tamam mı?” dedi. İki arada bir derede kalmıştım, sıkıcı bir durumdu, mecburen ‘tamam’ demek zorunda kaldım. Ama bu sözümde durmayacağım, en yakın zamanda o azgın Sultanı eve atıp, o tadına doyamadığım amını ve hemde bugün sikemediğim götünü sikeceğim!
Tüm azgın bayanlara öpücükler!
[Cenk]
Dizine krem sürüp masaj yaparken, o da beni tahrik etmek için, Aaah, acıyor! diye bağırıyordu. Sonra bacağının iç tarafının da ağrıdığını söyleyerek, kremle masaj yapmamı istedi. Ben de, “Tabi!” diyerek sıcak ellerimle başladım masaj yapmaya. Arada kızın işi hakkında soru sorup gevşetiyor, bacağının iç kısımlarını ovalarken elimi daha yukarı çıkarıyor ve külodunun kenarından amcığına parmağımı değirip çekiyordum. Sonra göz ucuyla baktım ki bizim kızın külodu ıslanmış. Amcık çalışıyordu. Göz ucuyla amcığına bakarken, birden beklenmedik şekilde boynuma sarılıp suratımı amcığına yapıştırdı, kulağıma hafif eğilerek, “Yeter artık, deminden beri nefesin bacak aramda esiyor, ne yapmak istersen yap, dayanamıyorum!” dedi...
Ben cevap bile vermeden hemen külodunu sıyırdım ve dilimi sıcacık amcığın içine gömdüm. Bir müddet sonra sert bir kasılmayla kıpkırmızı ve az tüylü amcık, suyunu dışarıya çıkardı. Ağzım yüzüm amcık suyu olmuştu. Yakınımdaki lavabodan peçete alıp ağzımı yüzümü sildim ve ayağa kalkarak kızın dudaklarına yapıştım, öpüşmeye başladık. Hemde orta parmağımı bızırına yerleştirip yavaş yavaş parmakladım. O da fermuarımı açıp sikimi çıkarmış, elinde tutuyor ve bazen sıkarak boşalmamı önlüyordu. Terlemesi ve çıkardığı sesler beni dahada azdırıyordu. Dudaklarından, boynuna, göğüslerine ve karnına indim. Hatta koltuk altlarını bile yalayıp emiyordum. Kızın ağzını açıp birden sikimi kökledim ağzına. Taşaklarıma asılıp yarağıma sakso çekiyor ve beni çıldırtıyordu. Kızın ağzına öyle bir boşaldım ki, kendi standartlarıma göre normalden 2 katı belkide.
Toparlandık giyindik. Yarım saat sonra tekrar gelmesini söyledim. Bu sefer yan kapıdan diğer bölmeye geçecekti. Orası daha karanlık ve güvenliydi. Neyse yarım saat sonra kız geldi ve içeri girdi. Vakit kaybetmeden bunu duşun olduğu bölüme soktum, perdeyi kapattım ve dudaklarına tekrar yapıştım. Tişörtümün altından ellerini sokup sarıldı. Kotunun düğmelerini bir hamlede açtım ve elimi daldırdım içeriye. Amcığı yine az önceki gibi yanıyordu. Pantolonlarımızı dizlerimize kadar indirdik. Kız sol elini yarağıma uzattı, benim kazık elinde girecek yeri yavaş yavaş aramaya başladı. Kız, “Bakireyim, arkadan gir, sabun kullan, sakın amıma kaydırma!” dedi.
“Bugün her söylediğin şeye tamam diyeceğim!” diyerek yağlı kremlerden birini kaptım, kızı domaltıp, masaj ve tükürük yardımıyla götünün daracık deliğine yavaşça soktum yarağımı köküne kadar. Kız, “Sen bu işi biliyorsun erkeğimmmm!” diyerek popomdan kavradı ve kendine çekti. Ben de ellerimi önüne atıp, amını kavrayıp ona kenetlendim ve götünü sikmeye başladım. En çok sevdiğim şey de, o yumuşacık buz gibi götünün kasıklarıma vurmasıydı. Götüne 15-20 dakika git gelden sonra boynunu ısırarak götünün içine boşaldım. Hülyayı gönderdim ve bir dahaki görüşmemizde neler olacak artık bilmiyorum...
Birkaç gün sonra, yine fabrikadayken, beni götünün müptelası yapan Hülya geldi ve bana büyük bir sürpriz yapmak istediğini söyledi. Ben de espriden, “Sikerim sürprizini, benim için en büyük sürpriz sensin!” dedim. “Pişman olabilirsin, reddetme bence!” dedi. Ben de, “Yap ozaman sürprizini!” diyerek göz kırptım. Hülya hemen kapıya yönelip, gel işareti yaptı, ama kime yaptı bilmiyordum. Sonra Sultan geldi içeriye. Sultanla daha önce birkaç kez yemekhanede gözgöze gelmiştik. Ufak boylu, dik göğüslü, harika kalçaları ve bakımlı vücuduyla Hülyayı sollamak üzereydi. Sultan hemde dul ve sikişmeye hasretti, açık kapı yani. Meğer Hülya benimle götten sikiştiğini Sultana anlatmış. Sultan da Hülyaya yalvarmış, “Kız bir kere de beni siksin, çok ihtiyacım var, amım kurudu, yaraksızlıktan ölüyorum! Ne olur, sadece bir kere!” diye. Sır tutma konusunda bana çok güvendikleri için rahat konuşuyorlardı.
Hülya bana Sultanı sikmemi, fakat sikerken seyretmek istediğini söyledi. Saat 12’den 3’e kadar vaktimiz vardı. Sultan çok heyecan yapmış ve onunla ilgilendiğimi görünce mutlu olmuştu. Kapıya yazı asıp içeriden kilitledim ve lambaları kapattım. Çalıştığım yerde çok rahat bir sedye vardı, onu açarak Sultanı yatırdım, ben de ayakta, öpüşmeye başladık. Sultanın dudaklarını ve o tatlı dilini yutmaya başladım. Öyle güzel ve ihtiraslı öpüşüyordu ki, bir ara sikimin kalktığı bile aklıma gelmedi. Belki 15 dakika öpüştük. Göğüslerini ve boynunu, tadını çıkarta çıkarta emiyordum. Hülya da boş durmayıp pantolonumu çıkartıp sikimi ağzına aldı ve beni çılgına çevirdi. Ben Sultanın ayva göbeğini emerken, eliyle başımı aşağıya itiyor, amını yalamam için ısrarcı davranıyordu. Ama önce benim küçük fahişem Hülyanın işini bitirmek istiyordum. Maksadım Hülyayı kıskandırmamaktı. Çünkü onu kaybedersem daracık alev alev yanan göt bana hayal olacaktı. Bu konuda hızlı davrandım. Hemen Sultanı bırakıp Hülya ile öpüşmeye başladım, dudaklarını emerken biryandan da amıyla oynuyordum.
Sultan, “Benim vaktim az, önce beni sik de gideyim! Sonra Hülyanın götünü doya doya sikersin!” deyip soyundu ve Hülyayı devre dışı bıraktı. Artık ilk hedef Sultandı. Hemen Sultanın bacaklarını ayırıp dilimi o bakımlı ve alev alev yanan amcığının içine gömdüm. Sultan bacaklarını boynuma dolayıp şiddetli kasılmayla boşaldı. Bu arada benim de sikimin kafası zonklamaya ve ağrımaya başlamıştı. Sultan, “Hemen sik beni, yoksa delireceğim!” diye yalvardı. Ben de, “Emrin olur!” deyip hemen amcığına bastım sikimi ve pompalamaya başladım. Kısa zaman sonra Sultan, “Oooh! Hayatım benim, erkeğim!” diye inleyerek boşaldı. Dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve “Sonra seni tekrar istiyorum!” deyip giyindi, izin alarak gitti.
Kapıyı tekrar kilitleyip, hiç beklemeden Hülyanın elbiselerini çıkardım ve sedyeye yatırdım. Bu sefer o amcığa iştahla ve hızla dilimi sokup çıkartıyordum, sanki işe geç kalmış biri gibi süratli davranıyordum. Hülyanın gözleri kaymış ve “Hadi aşkım sik götümü, bugün komaya girmek istiyorum, sik götümü, ooohh!” diyerek inliyordu. Domaltıp kremi bolca sürdüm. Göğüslerine arkadan yapışarak, sikimi Hülya'nın göt deliğine biraz sürtüp, hafifçe yüklendim. Hülya da hemen girmesi için bana doğru kendini itti. Hülyanın yumuşacık götü benim kasıklarıma öyle bir yapıştı ki, zevkten uçuyordum. Hülyanın götünü sikerken ensesini ve sırtını yalıyor, bir elimle de vıcık vıcık olmuş amını sıkıp onu çılgına çeviriyordum. “Aşkım hadi, geliyorum, çabuk!” dedi ve sarsılmaya, orgazm olmaya başladı. O sırada ben de Hülyanın o güzelim götünün içine, böğürerek boşaldım.
Hemen giyindik. Biraz oturup konuştuk. Hülya, “Sultan orospusunu birdaha sikmeyeceksin, bir seferlik izinverdim, tamam mı?” dedi. İki arada bir derede kalmıştım, sıkıcı bir durumdu, mecburen ‘tamam’ demek zorunda kaldım. Ama bu sözümde durmayacağım, en yakın zamanda o azgın Sultanı eve atıp, o tadına doyamadığım amını ve hemde bugün sikemediğim götünü sikeceğim!
Tüm azgın bayanlara öpücükler!
[Cenk]
Çarşaflı Menekşeyi Kocası 6 Aydır Sikemiyormuş!
İstanbul Fatih semtinde bir apartmana taşındık. Oturanların hepsi tutucu aileler. Bazıları çarşaflı, bazıları türbanlı. Karım açık giyinir ama fazlada açık olmayı sevmez. Apartmana taşınalı bir ay geçmesine rağmen hiçbir komşu hoşgeldine gelmediler. Erkekler bana, kapalı kadınlarda karıma selam vermiyorlardı. Bizi dışlamışlardı. Komşular hoşgeldine gelmeyince, karım kek pasta falan pişirmiş, onları çaya davet etmiş, ama kimse gelmemiş. Akşam karımın gözlerinden yaşlar akarak bana şikayet etti ve “Buradan taşınalım!” dedi. Ne olduğunu sorduğumda, komşular (Biz açık bir kadının pişirdiklerini yemeyiz!) demişler.
Benim de canım çok sıkıldı, fakat, “Taşınmayıp sabredelim, nasıl olsa bir aileyle bir gün samimiyet kurarız.” dedim. Ama 1 yıl kimseyle konuşamadan apartmanda oturduk. Birgün karşı komşumuz çarşaflı Menekşe hanımla apartman girişinde karşılaştım. Elinde çok büyük bir karton kutu vardı, taşımakta zorlanıyordu. Başını öne eğerek bana, “Komşu, yardım edermisin?” dedi. Ben de, “Hayhay efendim!” dedim ve elinden aldım, yukarıya kadar taşıdım. Karton gerçekten çok ağırdı, içinde Çelik Tencere takımı varmış. Kapısının önüne kadar götürüp bıraktım. Menekşe hanımın sadece gözleri görünüyordu ve gözleri gülerek bana teşekkür etti.
Birkaç gün sonra Menekşeyle tekrar kapıda karşılaştık. Bana selam verdi, gözleri yine gülüyordu. Bu sefer gözlerine dikkatli bakınca çok güzel olduğunu fark ettim. O da benim gözlerime derin derin baktı ve “Komşu, kocam sizinle tanışıp bir çay içmek ister, bize gelirmisin?” dedi. Ben, karımın bir aylığına annesine gittiğini, evde yalnız olduğumu söyleyip, “Karım gelince beraber ziyaret edelim.” dedim. O da, “Siz yalnız gelseniz de olur...” dedi. “Hayhay! Geleyim ozaman.” dedim.
Akşam yemeğinden sonra kapılarını çaldım. Menekşe açtı ve buyur etti. Beni oturma odasına aldı. Kocası yatakta uzanıyordu, beni görünce yarım oturdu ve “Komşu hoşgeldin, kusura bakma, ben biraz rahatsızım, ayağa kalkamıyorum.” dedi. Ben, “Önemli değil.” dedim. Kısaca tanıştık ve karısına yardımım için çok teşekkür etti. Kocası tutucuydu, ama neşeli bir adamdı, kısa zamanda muhabbete başladık. Altı ay önce trafikkazası geçirmiş ve belinden aşağısı felç olmuştu, her şeyiyle karısı ilgileniyordu.
Menekşe hanım çaylarımızı getirdi, çarşafını çıkarmadan odaya oturdu. Üçümüz biraz daha konuştuk ve erkenden ayrıldım. Menekşe hanım kapıdan uğurlarken ona, “Bir ihtiyacınız olduğunda söylemeniz yeterlidir, elimden geleni yaparım.” dedim. Güzel gözleriyle gülerek teşekkür etti.
Menekşenin gözlerini unutamıyordum. Çok güzeldi. Uyurken dahi hayal kurmaya başlamıştım, Menekşenin gözlerine bakarak onu öptüğümü düşünerek uyuyordum.
Bir akşam geç vakitte kapım çaldı, hemen açtım. Karşımda Menekşe duruyordu. Gözleri bu sefer daha da güzeldi, çünkü gözkapaklarını pembe ile renklendirmişti. Çarşafının yüz kısmını açarak, “Mesut bey, size bir tabak börek getirdim, alırsanız memnun olurum.” dedi. İlk defa yüzünü tam görmüştüm ve içimden (Aman Tanrım!) dedim. Parlak kırmızı rujlu dudakları, bembeyaz inci gibi dişleriyle, karşımda sanki bir manken vardı. Ne diyeceğimi bilemeden dondum kaldım. Menekşe benim şoka girdiğimi görünce tabağı elime tutuşturdu. Elini elime hafifçe değdirince kalbim duracak gibi oldu. “Menekşe hanım zahmet etmişsiniz, teşekkür ederim, tabağınızı boşaltıp hemen getiriyorum, biraz bekleyin lütfen.” dedim.
Hiç beklemedim bir cevap verdi, “Mesut bey müsadeniz olursa ben boşaltayım.” dedi. Hemen kapıdan çekilerek, “Buyurun.” dedim. Kapıyı kendisi örttü ve mutfağa girdi, ben de arkasından gittim. Bir melek gibi süzülerek yürüyordu. Çarşafının altında uzun topuklu ayakkabı vardı. Çarşafını biraz yukarı çekmiş, ayakkabısının ve ince siyah çorabının güzelliği ortaya çıkmıştı. Tabağı masaya koydu. Ben korkarak sandalyeyi çektim, “İsterseniz biraz oturun.” dedim. Hemen oturdu, ben de karşısına oturdum. “Kocanız nasıl?” dedim. Gözleri bir an sulandı ve “Çok kötü Mesut bey, çok ağır ilaçlar kullanıyor ve sürekli uyuyor, biraz önce yine uyudu, sabaha kadar top atsan uyanmaz artık!” dedi. Canının çok sıkıldığını ve biraz dertleşmek istediğini söyledi. Karımın olmadığını bildiği halde çarşaflı şuh bir hanımla evde yalnızdım ve şeytan (Tamam oğlum köşeyi döndün!) diyordu.
Menekşe biraz havadan sudan anlattı ve esas konuya girdi. Kocasının belinden aşağısıyla birlikte erkeklik organı da işlev görmüyormuş ve iyileşmesi yıllar alacakmış. Menekşe hanım benden ilk defa yardım istediğinde gözlerindeki gülümsemeyi anımsadım, ilk mesajını ta o zaman vermişti. Genç ve güzel kadın 6 aydan beri bir erkeğe açtı. Aklımdan bunlar geçerken, Menekşe hanım gözlerime bakarak, “Mesut bey ben çok özledim...” dedi. Anladığım halde, “Neyi?” diye sordum. “Biliyorsun... Bir kadın en çok neyi özlüyorsa onu...” dedi ve gözleriyle (Beni sik!) diye yalvarırcasına bakmaya başladı.
Ben de neredeyse 1 aydan beri karım olmadığından iyice sekse susamıştım. Yavaşça Menekşenin yanaklarından tuttum ve rujlu dudaklarını emmeye başladım. Belime sarılarak amını sertleşen yarağıma dayadı ve dilini ağzıma soktu. Dilini ısırdım, o da benim dilimi emdi ve ısırdı. Çarşafının üstünden poposuna yapıştım, altında külot yoktu ve ipek çarşafın yumuşaklığıyla poposunun sertliği beni çıldırtmaya yetmişi. Gözlerine bakarak, “Siz evdeyken makyaj yaparmısınız?” dedim. “Hayır, ilk defa bugün kocam uyuduktan sonra gizlice yaptım.” dedi. “Neden?” dedim. “Seni çıldırtmak ve kendimi siktirtmek için!” dedi. Çarşafını bir hamlede üzerinden çıkardım...
Memeleri çok güzel ve dimdikti. Siyah külotlu çorap giymişti. Ben külotlu çorap fetişiydim, onu öyle görünce yarağım biraz daha büyüdü ve kazık gibi oldu. Rujlu dudaklarıyla yarağımı yalamaya emmeye başladı. Ben de çorabının üzerinden amını yalamaya, öpmeye ısırmaya başladım. İkimiz de çıldırmıştık. Çorabının önünü yırttım ve dilimle içini yaladım. Başımdan tutarak kendine çekti, “Sik artık beni, dayanamıyorum, tam 6 aydan beriamıma yarak girmedi, sok artık, sok!” diye bağırdı. Siyah başörtüsüyle altımda sikilmeye hazır bir karı vardı. Ağzımla ağzına yapıştım. Nefes alamıyordu ama dilimi ısırıyor ve eliyle tuttuğu yarağımı amına sokmaya çalışıyordu. Amı vıcık vıcık ıslanmış köpürmüştü. Çok dar ve küçük bir amı vardı. Benim yarak ise hayli büyüktü, girerken zorlayacağı belliydi.
Menekşeye “Benim yarak biraz büyük galiba, sokarken acıtabilirim, kusura bakma.” dedim. “Evet Mesut bey, yarağınız çok büyük, kocamınkinin iki katı, sokun artık!” dedi. Birden ve de çok hızlı sokmalıydım altımdan kaçmasın diye. Bağırmamasını söyledim ve ağzımı ağzına iyice bastırdım, ki çığlık atarsa duyulmasın diye. Yarağımı amına en son hızımla soktum, Menekşenin çığlığı ağzımın içinde boğuldu ve gözlerinden yaş geldi. Altımdan kaçmaya çalışıyor fakat yaraktan kurtulamıyordu. Yavaşça çektim yavaşça soktum ve ağzını serbest bıraktım. Zevkten inlemeye başladı ve yüzlerce kez (Sik beni!) diye yalvardı.
15-20 dakika yavaş yavaş siktim ve Menekşe 2 kez orgazm oldu, elleri yana düştü. Birkaç kez dölüm gelmeden beklemiş ve geciktirmiştim. Birkaç kez geciktirince benim yarak küser ve dölü fışkırtmazdı. Kendi karımı da bu yöntemle en az bir saat sikerdim. Karım da (Ne olur boşal artık amım felç oldu!) diye yalvarırdı.Menekşe de aynı karım gibi başladı, gözlerime bakarak, “Hadi boşal artık, fışkırt dölünü, doldur içimi, korkma korunuyorum!” dedi. Ben de dölümün ancak bir saat daha amını sikersem veya götüne sokarsam fışkıracağını söyledim. “Tamam, nasıl olsa orospu olduk, götümü de sik ki tam orospu olayım!” dedi ve arkasını dönüp domaldı...
Menekşenin götüne hiç yarak girmediği belliydi. Amından akan sularla göt deliğini yarağımla yağladım. Sonra yarağımın başını göt deliğine dayayıp yavaş yavaş soktum. Bağırmasını ve kaçmasını bekliyordum, ama öyle olmadı. Başı girince, “Acımıyor mu?” diye sordum. “Acıyor, ama aldığım zevk daha fazla, yavaş yavaş sok canım!” dedi. Götünün o dar deliğine yavaş yavaş gitgeller yaparak giriyordum. 5 dakika içinde delik iyice genişledi ve dibine kadar gömünce Menekşe derin bir zevk çığlığı attı. Artık hızlı hızlı sokup çıkarıyordum. 5-6 dakika kadar daha götünü siktim, dölüm gelmek üzereydi. Dölüm tam fışkırmak üzereyken götünden çekipamına gömdüm ve boşalttım. Yarağımı amından çıkarmadan bir süre arkasına abanmış halde kaldım. Sonraamından çıkıp bunu sırtüstü yatırdım ve dudaklarına yapıştım. 10 dakika öpüştük. Menekşe aniden kalktı giyindi ve hiçbir şey söylemeden kaçtı gitti.
Ertesi akşam eve gelirken Menekşeyi tekrar sikmeyi hayal ediyordum. Ama birdaha uğramadı. Birkaç gün sonra da (ben işteyken) taşınmışlar. Kapıcıya nereye taşındıklarını sordum, bilmiyordu. Birdaha da Menekşeyi bulamadım.
[Mesut]
Benim de canım çok sıkıldı, fakat, “Taşınmayıp sabredelim, nasıl olsa bir aileyle bir gün samimiyet kurarız.” dedim. Ama 1 yıl kimseyle konuşamadan apartmanda oturduk. Birgün karşı komşumuz çarşaflı Menekşe hanımla apartman girişinde karşılaştım. Elinde çok büyük bir karton kutu vardı, taşımakta zorlanıyordu. Başını öne eğerek bana, “Komşu, yardım edermisin?” dedi. Ben de, “Hayhay efendim!” dedim ve elinden aldım, yukarıya kadar taşıdım. Karton gerçekten çok ağırdı, içinde Çelik Tencere takımı varmış. Kapısının önüne kadar götürüp bıraktım. Menekşe hanımın sadece gözleri görünüyordu ve gözleri gülerek bana teşekkür etti.
Birkaç gün sonra Menekşeyle tekrar kapıda karşılaştık. Bana selam verdi, gözleri yine gülüyordu. Bu sefer gözlerine dikkatli bakınca çok güzel olduğunu fark ettim. O da benim gözlerime derin derin baktı ve “Komşu, kocam sizinle tanışıp bir çay içmek ister, bize gelirmisin?” dedi. Ben, karımın bir aylığına annesine gittiğini, evde yalnız olduğumu söyleyip, “Karım gelince beraber ziyaret edelim.” dedim. O da, “Siz yalnız gelseniz de olur...” dedi. “Hayhay! Geleyim ozaman.” dedim.
Akşam yemeğinden sonra kapılarını çaldım. Menekşe açtı ve buyur etti. Beni oturma odasına aldı. Kocası yatakta uzanıyordu, beni görünce yarım oturdu ve “Komşu hoşgeldin, kusura bakma, ben biraz rahatsızım, ayağa kalkamıyorum.” dedi. Ben, “Önemli değil.” dedim. Kısaca tanıştık ve karısına yardımım için çok teşekkür etti. Kocası tutucuydu, ama neşeli bir adamdı, kısa zamanda muhabbete başladık. Altı ay önce trafikkazası geçirmiş ve belinden aşağısı felç olmuştu, her şeyiyle karısı ilgileniyordu.
Menekşe hanım çaylarımızı getirdi, çarşafını çıkarmadan odaya oturdu. Üçümüz biraz daha konuştuk ve erkenden ayrıldım. Menekşe hanım kapıdan uğurlarken ona, “Bir ihtiyacınız olduğunda söylemeniz yeterlidir, elimden geleni yaparım.” dedim. Güzel gözleriyle gülerek teşekkür etti.
Menekşenin gözlerini unutamıyordum. Çok güzeldi. Uyurken dahi hayal kurmaya başlamıştım, Menekşenin gözlerine bakarak onu öptüğümü düşünerek uyuyordum.
Bir akşam geç vakitte kapım çaldı, hemen açtım. Karşımda Menekşe duruyordu. Gözleri bu sefer daha da güzeldi, çünkü gözkapaklarını pembe ile renklendirmişti. Çarşafının yüz kısmını açarak, “Mesut bey, size bir tabak börek getirdim, alırsanız memnun olurum.” dedi. İlk defa yüzünü tam görmüştüm ve içimden (Aman Tanrım!) dedim. Parlak kırmızı rujlu dudakları, bembeyaz inci gibi dişleriyle, karşımda sanki bir manken vardı. Ne diyeceğimi bilemeden dondum kaldım. Menekşe benim şoka girdiğimi görünce tabağı elime tutuşturdu. Elini elime hafifçe değdirince kalbim duracak gibi oldu. “Menekşe hanım zahmet etmişsiniz, teşekkür ederim, tabağınızı boşaltıp hemen getiriyorum, biraz bekleyin lütfen.” dedim.
Hiç beklemedim bir cevap verdi, “Mesut bey müsadeniz olursa ben boşaltayım.” dedi. Hemen kapıdan çekilerek, “Buyurun.” dedim. Kapıyı kendisi örttü ve mutfağa girdi, ben de arkasından gittim. Bir melek gibi süzülerek yürüyordu. Çarşafının altında uzun topuklu ayakkabı vardı. Çarşafını biraz yukarı çekmiş, ayakkabısının ve ince siyah çorabının güzelliği ortaya çıkmıştı. Tabağı masaya koydu. Ben korkarak sandalyeyi çektim, “İsterseniz biraz oturun.” dedim. Hemen oturdu, ben de karşısına oturdum. “Kocanız nasıl?” dedim. Gözleri bir an sulandı ve “Çok kötü Mesut bey, çok ağır ilaçlar kullanıyor ve sürekli uyuyor, biraz önce yine uyudu, sabaha kadar top atsan uyanmaz artık!” dedi. Canının çok sıkıldığını ve biraz dertleşmek istediğini söyledi. Karımın olmadığını bildiği halde çarşaflı şuh bir hanımla evde yalnızdım ve şeytan (Tamam oğlum köşeyi döndün!) diyordu.
Menekşe biraz havadan sudan anlattı ve esas konuya girdi. Kocasının belinden aşağısıyla birlikte erkeklik organı da işlev görmüyormuş ve iyileşmesi yıllar alacakmış. Menekşe hanım benden ilk defa yardım istediğinde gözlerindeki gülümsemeyi anımsadım, ilk mesajını ta o zaman vermişti. Genç ve güzel kadın 6 aydan beri bir erkeğe açtı. Aklımdan bunlar geçerken, Menekşe hanım gözlerime bakarak, “Mesut bey ben çok özledim...” dedi. Anladığım halde, “Neyi?” diye sordum. “Biliyorsun... Bir kadın en çok neyi özlüyorsa onu...” dedi ve gözleriyle (Beni sik!) diye yalvarırcasına bakmaya başladı.
Ben de neredeyse 1 aydan beri karım olmadığından iyice sekse susamıştım. Yavaşça Menekşenin yanaklarından tuttum ve rujlu dudaklarını emmeye başladım. Belime sarılarak amını sertleşen yarağıma dayadı ve dilini ağzıma soktu. Dilini ısırdım, o da benim dilimi emdi ve ısırdı. Çarşafının üstünden poposuna yapıştım, altında külot yoktu ve ipek çarşafın yumuşaklığıyla poposunun sertliği beni çıldırtmaya yetmişi. Gözlerine bakarak, “Siz evdeyken makyaj yaparmısınız?” dedim. “Hayır, ilk defa bugün kocam uyuduktan sonra gizlice yaptım.” dedi. “Neden?” dedim. “Seni çıldırtmak ve kendimi siktirtmek için!” dedi. Çarşafını bir hamlede üzerinden çıkardım...
Memeleri çok güzel ve dimdikti. Siyah külotlu çorap giymişti. Ben külotlu çorap fetişiydim, onu öyle görünce yarağım biraz daha büyüdü ve kazık gibi oldu. Rujlu dudaklarıyla yarağımı yalamaya emmeye başladı. Ben de çorabının üzerinden amını yalamaya, öpmeye ısırmaya başladım. İkimiz de çıldırmıştık. Çorabının önünü yırttım ve dilimle içini yaladım. Başımdan tutarak kendine çekti, “Sik artık beni, dayanamıyorum, tam 6 aydan beriamıma yarak girmedi, sok artık, sok!” diye bağırdı. Siyah başörtüsüyle altımda sikilmeye hazır bir karı vardı. Ağzımla ağzına yapıştım. Nefes alamıyordu ama dilimi ısırıyor ve eliyle tuttuğu yarağımı amına sokmaya çalışıyordu. Amı vıcık vıcık ıslanmış köpürmüştü. Çok dar ve küçük bir amı vardı. Benim yarak ise hayli büyüktü, girerken zorlayacağı belliydi.
Menekşeye “Benim yarak biraz büyük galiba, sokarken acıtabilirim, kusura bakma.” dedim. “Evet Mesut bey, yarağınız çok büyük, kocamınkinin iki katı, sokun artık!” dedi. Birden ve de çok hızlı sokmalıydım altımdan kaçmasın diye. Bağırmamasını söyledim ve ağzımı ağzına iyice bastırdım, ki çığlık atarsa duyulmasın diye. Yarağımı amına en son hızımla soktum, Menekşenin çığlığı ağzımın içinde boğuldu ve gözlerinden yaş geldi. Altımdan kaçmaya çalışıyor fakat yaraktan kurtulamıyordu. Yavaşça çektim yavaşça soktum ve ağzını serbest bıraktım. Zevkten inlemeye başladı ve yüzlerce kez (Sik beni!) diye yalvardı.
15-20 dakika yavaş yavaş siktim ve Menekşe 2 kez orgazm oldu, elleri yana düştü. Birkaç kez dölüm gelmeden beklemiş ve geciktirmiştim. Birkaç kez geciktirince benim yarak küser ve dölü fışkırtmazdı. Kendi karımı da bu yöntemle en az bir saat sikerdim. Karım da (Ne olur boşal artık amım felç oldu!) diye yalvarırdı.Menekşe de aynı karım gibi başladı, gözlerime bakarak, “Hadi boşal artık, fışkırt dölünü, doldur içimi, korkma korunuyorum!” dedi. Ben de dölümün ancak bir saat daha amını sikersem veya götüne sokarsam fışkıracağını söyledim. “Tamam, nasıl olsa orospu olduk, götümü de sik ki tam orospu olayım!” dedi ve arkasını dönüp domaldı...
Menekşenin götüne hiç yarak girmediği belliydi. Amından akan sularla göt deliğini yarağımla yağladım. Sonra yarağımın başını göt deliğine dayayıp yavaş yavaş soktum. Bağırmasını ve kaçmasını bekliyordum, ama öyle olmadı. Başı girince, “Acımıyor mu?” diye sordum. “Acıyor, ama aldığım zevk daha fazla, yavaş yavaş sok canım!” dedi. Götünün o dar deliğine yavaş yavaş gitgeller yaparak giriyordum. 5 dakika içinde delik iyice genişledi ve dibine kadar gömünce Menekşe derin bir zevk çığlığı attı. Artık hızlı hızlı sokup çıkarıyordum. 5-6 dakika kadar daha götünü siktim, dölüm gelmek üzereydi. Dölüm tam fışkırmak üzereyken götünden çekipamına gömdüm ve boşalttım. Yarağımı amından çıkarmadan bir süre arkasına abanmış halde kaldım. Sonraamından çıkıp bunu sırtüstü yatırdım ve dudaklarına yapıştım. 10 dakika öpüştük. Menekşe aniden kalktı giyindi ve hiçbir şey söylemeden kaçtı gitti.
Ertesi akşam eve gelirken Menekşeyi tekrar sikmeyi hayal ediyordum. Ama birdaha uğramadı. Birkaç gün sonra da (ben işteyken) taşınmışlar. Kapıcıya nereye taşındıklarını sordum, bilmiyordu. Birdaha da Menekşeyi bulamadım.
[Mesut]
Yengemle Seks Hikayesi Okuyup Sikiştik!
Selam Kaymak Gibi Sikilen Amlar Sitesi okuyucuları. Adım Ertan, 23 yaşındayım ve Siirt’te oturmaktayım. Bu siteyi aylardır takip ediyorum ve hemen hemen bütün hikayeleri okumuşumdur. Buradaki bazı hikayeleri okudukça yengeme olan ilgim katlanmaya başladı. Bu arada dayımın karısı olan yengem 38 yaşında, 1.70 boyunda, 85 kiloda, etine buduna dolgun bir ev hanımıdır. Yengemi düşündükçe tüm erkeklik damarlarım şişer. Bir gün bizimkiler evde yokken, ben odamda yine herzamanki gibi internetten erotik hikayeler okumaya başladım. Tam da kalkmış sikimi eşofmanımdan çıkarmışım, sıvazlayarak, dayısının karısını siken birinin hikayesini okuyordum ki, kapı çaldı. Hay amına koyayım, sikim de öyle bir zonkluyordu, tuvalete gidip 31 çekmeyi düşünüyordum. Arkadaşlardan biridir diye, sikimi tekrar yerine sokarak ve tişörtümle gizleyerek gittim kapıyı açtım. Fakat gelen yengem idi!
Yengem, “Annenler evdeler mi Ertan?” diye sordu. Ben de, “Teyzemlere gittiler, buyur gel içeri yenge, birazdan gelirler.” dedim. Yengem geçti salona. Sikim de hala kazık gibi, yengeme belli etmemeye çalışıyorum, “Yenge sen otur, ben bir lavaboya gireceğim.” dedim. Yengem, “Tamam.” dedi. Girdim tuvalete 31 çekerek indirdim sikimi. Tuvaletten çıktığımda yengemi salonda göremedim. Aklıma okuduğum hikayeyi açık bıraktığım geldi ve telaşla hemen bilgisayarın olduğu odama gittim. İçeri girdiğimde yengem bilgisayarın başındaydı (Google’dan yemek tarifi aramak istemiş) ve benim okuduğum o dayısının karısını siken adamın hikayesini görünce, hikayeyi okumaya başlamış! Nasıl utandım anlatamam. Yengem, “Ertan bu ne be? Sen bunları mı okuyorsun?” dedi. Ben sadece kafamı önüme eğdim ve cevap veremedim. Yengem, “Vaay beee!” diyerek okumaya devam edince, “Yenge okma!” dýerek bigisayarı kapatmak istedim. Fakat yengem, “Dur kapatma, çok ilginç şeyler anlatıyor, okumak istiyorum!” diyerek kapatmama engel oldu.
Ben de mecburen bilgisayarın yanındaki kanepeye geçip oturdum. Yengem, “Oha bee, yok artık, vay anasına!” diye diye hikayeyi okuyup bitirdi. Sonra da kanepeye yanıma oturdu ve beni süzmeye başladı. Ben tabi kafamı kaldırıp yengemin yüzüne bakamıyorum. Üstelik o okuduğu hikayedeki çocuk da yengesini düşünerek tuvalete gidip 31 çekiyordu, rezil olmuştum, yerin dibine girmiştim. Yengem bacak bacak üstüne atarak, çenemi tutup kafamı yukarı kaldırdı ve “Ertan baksana bana, sen de mi demin tuvalete girip beni düşünerek 31 çektin yoksa?” dedi. Ne cevap vereceğimi bilmediğim gibi, birde yengemin giydiği etek dar olduğu için diz kapağının üstüne kadar açılmıştı ve gözüm yengemin pürüzsüz bacaklarına kayıyordu. Yengem bacaklarına baktığımı farkedip, “Nereye bakıyorsun?” diye sordu. Benden yine cevap yok tabii, zorla yutkunuyorum zaten, o anda beynimden vurulmuşa döndüm. Sikim yine kalkmaya başlamış, kasıklarımda ağrılar oluşmuştu...
Benim elim yüzüm pancar gibi kızarıyordu, fakat yengem gayet sakin ve serin tavırlarla, “Eee, başka yengesini sikenlerin hikayeleri var mı? Aç ta okuyalım!” dedi. Utana sıkıla geçtim bilgisayarın başına, fakat sikimin kalkıklığını gizleyemedim tabi. Açtım yengeme bir hikaye ve birlikte okumaya başladık. O hikaye de bitince, yengem, “Dur bir tane de ben seçeyim!” diyerek, hikayelerin başlıklarına baktıktan sonra bir tane açtı, ve beraber okumaya başladık. Yengem özellikle bizim durumumuza benzer bir hikaye seçmişti. Hikayeyi okudukça yengemin nefes alıp verişi değişmeye başladı. O sırada yengeme, “İyimisin yenge?” diye sorduğumda, yengemden sadece, “Hı hı!” diye bir cevap geldi. O zaman anladım ki yengem zevk alıyordu. Bende bunu fırsat bilip, “Canlısını seyretmek istersen film açayım mı yenge?” diye sordum. Yengem de, “Aç bakalım ne açmak istiyorsan!” dedi...
Ben hemen güzel bir pornofilm açtım. Yengem kalın yarrakları görünce, “Bu ne yaaaa, ne büyük şeyler bunlar!” diye şaşkına döndü. Biraz izledikten sonra yengem, “Sıcak bastı valla! Çok kötü oldum!” diyerek başörtüsünü çıkardı ve önüme bakarak, “Sen iyimisin?” diye güldü. Benden ses çıkmayınca bacağını bacağıma değdirmeye başladı. Ben yengemin bu hareketinden cesaretle elimi yengemin bacağına koydum ve biraz okşamaya başladım. Yengem bana bakıp gülümseyerek, “Hoop, kendine gel!” dedi. Yengemingülümsemesinden ve rahat tavırlarından cesaret alarak, “Dayanamıyorum yenge çok güzelsin, filmdeki karılardan bile güzelsin valla!” dedim. Yengem gülerek, “Benim nerem güzel be, ben kendimi güzel bulmuyorum!” :) dedi. “Olur mu yenge, şu dudaklarına, göğüslerine, kalçana baksana, harikalar!” dedim. Yengem de, “Gerçekten güzel miyim?” deyince, ben, “Tabii yenge! Hele şu göğüslerin yok mu, beni öldürüyor valla!” diyerek göğüslerine dokunmaya başladım. Yengem hiçbir şey demiyor sadece şaşkın şaşkın bana bakıyordu...
Elimi biraz daha aşağılara indirip kalçasına dokunduğumda yengem gözüme dik dik bakarak, “Kolay gelsin Ertan, ne yapıyorsun?” dedi. “Hiiç yenge, sadece güzel olan yerlerini gösteriyorum!” dedim. Yengem gülerek, “Yaa öyle mii? Başka nerem güzelmiş göster bakalım!” :) dedi. Elimi kalçasından çekip öne getirdim, eteğinin altına sokarak, “Burası!” dedim ve külodunun üzerinden yengemin amını avuçladım. Yengemin amını okşarken dudaklarına yapıştım ve öpmeye başladım. Önce hiç tepkisiz duran yengem sonradan öpmeme karşılık vermeye başladı. Bir çırpıda yengemin üstünü çıkararak o muhteşem memelerini südyeninden kurtardım ve ağzıma aldım. Ben memelerini yalayıp emdikçe yengem inlemeye başladı. Yengem o kadar zevke gelmişti ki, artık elleriyle başımı aşağılara itmeye başladı. Anladım ki okuduğumuz hikayede olduğu gibi amını yalamamı istiyordu. Yengemin de yardımıyla eteğini ve ıslanmış külodunu çıkardım. Ve hiç zaman kaybetmeden hemen yengemin kaymak gibi amını yalamaya başladım. Ben amını yaladıkça yengem inliyor, saçlarımı koparırcasına çekiyordu. Az sonra yengem çığlık atarak orgazm oldu...
Bende de dayanacak güç kalmamıştı, hemen eşofmanımı külodumla birlikte çıkarıp, kazık gibi olmuş yarağımı yengemin ağzına vermeye çalıştım. Yengem gözlerini kocaman açarak, “Ohaaa! Bu ne lan? At yarağı mı bu?” dedi. Ben de, “Ne oldu yenge, korktun mu? Bu işte birazdan köküne kadar sana girecek!” :) deyip, yengemin başını yarağıma bastırdım. Yengem ağzını açınca gırtlağına kadar soktum. Ben yengemin ağzını abanarak siktikçe, yengem boğulacak gibi oluyor ve gözlerinden yaşlar akıyordu. Birkaç git gelden sonra fazla dayanamayıp midesine tüm spermlerimi boşalttım. Yengemin ilk defa spermin tadına baktığı her halinden belli idi. Yengemin ağzını yüzünü başörtüsüne sildikten sonra birer sigara yaktık. Sigaralarımızı içtikten sonra kanepeye uzanıp tekrar öpüşmeye başladık. Yengemle öpüştükçe yarağım yeniden kalkmaya ve sertleşmeye başladı...
Göğüslerini öperek tekrar yengemin kaymak gibi amına indim ve yalamaya başladım. Yengemin amını yalarken aynı zamanda da parmaklıyor ve klitorisini oynuyordum. Amından sular akmaya başlayan yengem, “Yeter artık sokkkk şunu içime! Bittim!” diye bağırdı. Yengemin bacak arasına geçip yarağımla ıslanmış amına fırça çekmeye başladım. Yengemin gözleri kapalı, zevkten ayakları titriyor, “Sookkk ulan! Geçir içime! Yalvarıyorum sok artık! Öldürdün beni Pezevenk! Sokkkk!” diye bağırıyordu. Zaten bende de dayanacak güç kalmamıştı, yengemin bacaklarını iyice açtım, yarağımın başını ıslattıktan sonra amına dayayıp, bir hamlede sokmamla yengemin inanılmaz bir çığlık atarak altımdan kaçması bir oldu. Ne biçim korkmuştum valla, “Noldu yenge?” dedim. Yengem, “Hayvan herif! Orospu çocuğu! O ne biçim sokma öyle, yavaş olsana, amımı parçaladın!” diye bağırdı...
“Tamam anladık orospu, bağırma!” deyip yengemi tekrar çektim altıma, yarağımı yeniden soktum amına ve yavaş yavaş girip çıkmaya başladım. Yengem altımda çığlık çığlığa sikilmenin zevkini çıkarıyordu. Yaklaşık 10 dakika o tempoda siktikten sonra yengem belimden çekerek, “Hızlı hızlı sik!” demeye başladı. Ben iyice hızlandım ve sert sert sokup çıkarmaya başladım. Yengem o sırada çığlık atarak ikinci kez orgazma ulaşmıştı. Benim de ayaklarımın bağı çözülmüştü, “Yenge boşalacam!” dedim. Yengemin, “İçime boşal, korunuyorum!” demesiyle öyle bir boşaldım ki yengemin amına, döllerim yarağımın kenarından dışarı çıkmaya başladı. Ama ben durmayıp pompalamaya devam ediyordum. Amından çıkmadan bir kez daha boşalana kadar siktim yengemi. Sonra beraber banyoya girip, yengeme bir postada duşun altında kaydım. Yıkanıp kurulandık giyindik ve yengem annemleri beklemeden evine gitti...
Herkese bol sikişler!
[Ertan]
Yengem, “Annenler evdeler mi Ertan?” diye sordu. Ben de, “Teyzemlere gittiler, buyur gel içeri yenge, birazdan gelirler.” dedim. Yengem geçti salona. Sikim de hala kazık gibi, yengeme belli etmemeye çalışıyorum, “Yenge sen otur, ben bir lavaboya gireceğim.” dedim. Yengem, “Tamam.” dedi. Girdim tuvalete 31 çekerek indirdim sikimi. Tuvaletten çıktığımda yengemi salonda göremedim. Aklıma okuduğum hikayeyi açık bıraktığım geldi ve telaşla hemen bilgisayarın olduğu odama gittim. İçeri girdiğimde yengem bilgisayarın başındaydı (Google’dan yemek tarifi aramak istemiş) ve benim okuduğum o dayısının karısını siken adamın hikayesini görünce, hikayeyi okumaya başlamış! Nasıl utandım anlatamam. Yengem, “Ertan bu ne be? Sen bunları mı okuyorsun?” dedi. Ben sadece kafamı önüme eğdim ve cevap veremedim. Yengem, “Vaay beee!” diyerek okumaya devam edince, “Yenge okma!” dýerek bigisayarı kapatmak istedim. Fakat yengem, “Dur kapatma, çok ilginç şeyler anlatıyor, okumak istiyorum!” diyerek kapatmama engel oldu.
Ben de mecburen bilgisayarın yanındaki kanepeye geçip oturdum. Yengem, “Oha bee, yok artık, vay anasına!” diye diye hikayeyi okuyup bitirdi. Sonra da kanepeye yanıma oturdu ve beni süzmeye başladı. Ben tabi kafamı kaldırıp yengemin yüzüne bakamıyorum. Üstelik o okuduğu hikayedeki çocuk da yengesini düşünerek tuvalete gidip 31 çekiyordu, rezil olmuştum, yerin dibine girmiştim. Yengem bacak bacak üstüne atarak, çenemi tutup kafamı yukarı kaldırdı ve “Ertan baksana bana, sen de mi demin tuvalete girip beni düşünerek 31 çektin yoksa?” dedi. Ne cevap vereceğimi bilmediğim gibi, birde yengemin giydiği etek dar olduğu için diz kapağının üstüne kadar açılmıştı ve gözüm yengemin pürüzsüz bacaklarına kayıyordu. Yengem bacaklarına baktığımı farkedip, “Nereye bakıyorsun?” diye sordu. Benden yine cevap yok tabii, zorla yutkunuyorum zaten, o anda beynimden vurulmuşa döndüm. Sikim yine kalkmaya başlamış, kasıklarımda ağrılar oluşmuştu...
Benim elim yüzüm pancar gibi kızarıyordu, fakat yengem gayet sakin ve serin tavırlarla, “Eee, başka yengesini sikenlerin hikayeleri var mı? Aç ta okuyalım!” dedi. Utana sıkıla geçtim bilgisayarın başına, fakat sikimin kalkıklığını gizleyemedim tabi. Açtım yengeme bir hikaye ve birlikte okumaya başladık. O hikaye de bitince, yengem, “Dur bir tane de ben seçeyim!” diyerek, hikayelerin başlıklarına baktıktan sonra bir tane açtı, ve beraber okumaya başladık. Yengem özellikle bizim durumumuza benzer bir hikaye seçmişti. Hikayeyi okudukça yengemin nefes alıp verişi değişmeye başladı. O sırada yengeme, “İyimisin yenge?” diye sorduğumda, yengemden sadece, “Hı hı!” diye bir cevap geldi. O zaman anladım ki yengem zevk alıyordu. Bende bunu fırsat bilip, “Canlısını seyretmek istersen film açayım mı yenge?” diye sordum. Yengem de, “Aç bakalım ne açmak istiyorsan!” dedi...
Ben hemen güzel bir pornofilm açtım. Yengem kalın yarrakları görünce, “Bu ne yaaaa, ne büyük şeyler bunlar!” diye şaşkına döndü. Biraz izledikten sonra yengem, “Sıcak bastı valla! Çok kötü oldum!” diyerek başörtüsünü çıkardı ve önüme bakarak, “Sen iyimisin?” diye güldü. Benden ses çıkmayınca bacağını bacağıma değdirmeye başladı. Ben yengemin bu hareketinden cesaretle elimi yengemin bacağına koydum ve biraz okşamaya başladım. Yengem bana bakıp gülümseyerek, “Hoop, kendine gel!” dedi. Yengemingülümsemesinden ve rahat tavırlarından cesaret alarak, “Dayanamıyorum yenge çok güzelsin, filmdeki karılardan bile güzelsin valla!” dedim. Yengem gülerek, “Benim nerem güzel be, ben kendimi güzel bulmuyorum!” :) dedi. “Olur mu yenge, şu dudaklarına, göğüslerine, kalçana baksana, harikalar!” dedim. Yengem de, “Gerçekten güzel miyim?” deyince, ben, “Tabii yenge! Hele şu göğüslerin yok mu, beni öldürüyor valla!” diyerek göğüslerine dokunmaya başladım. Yengem hiçbir şey demiyor sadece şaşkın şaşkın bana bakıyordu...
Elimi biraz daha aşağılara indirip kalçasına dokunduğumda yengem gözüme dik dik bakarak, “Kolay gelsin Ertan, ne yapıyorsun?” dedi. “Hiiç yenge, sadece güzel olan yerlerini gösteriyorum!” dedim. Yengem gülerek, “Yaa öyle mii? Başka nerem güzelmiş göster bakalım!” :) dedi. Elimi kalçasından çekip öne getirdim, eteğinin altına sokarak, “Burası!” dedim ve külodunun üzerinden yengemin amını avuçladım. Yengemin amını okşarken dudaklarına yapıştım ve öpmeye başladım. Önce hiç tepkisiz duran yengem sonradan öpmeme karşılık vermeye başladı. Bir çırpıda yengemin üstünü çıkararak o muhteşem memelerini südyeninden kurtardım ve ağzıma aldım. Ben memelerini yalayıp emdikçe yengem inlemeye başladı. Yengem o kadar zevke gelmişti ki, artık elleriyle başımı aşağılara itmeye başladı. Anladım ki okuduğumuz hikayede olduğu gibi amını yalamamı istiyordu. Yengemin de yardımıyla eteğini ve ıslanmış külodunu çıkardım. Ve hiç zaman kaybetmeden hemen yengemin kaymak gibi amını yalamaya başladım. Ben amını yaladıkça yengem inliyor, saçlarımı koparırcasına çekiyordu. Az sonra yengem çığlık atarak orgazm oldu...
Bende de dayanacak güç kalmamıştı, hemen eşofmanımı külodumla birlikte çıkarıp, kazık gibi olmuş yarağımı yengemin ağzına vermeye çalıştım. Yengem gözlerini kocaman açarak, “Ohaaa! Bu ne lan? At yarağı mı bu?” dedi. Ben de, “Ne oldu yenge, korktun mu? Bu işte birazdan köküne kadar sana girecek!” :) deyip, yengemin başını yarağıma bastırdım. Yengem ağzını açınca gırtlağına kadar soktum. Ben yengemin ağzını abanarak siktikçe, yengem boğulacak gibi oluyor ve gözlerinden yaşlar akıyordu. Birkaç git gelden sonra fazla dayanamayıp midesine tüm spermlerimi boşalttım. Yengemin ilk defa spermin tadına baktığı her halinden belli idi. Yengemin ağzını yüzünü başörtüsüne sildikten sonra birer sigara yaktık. Sigaralarımızı içtikten sonra kanepeye uzanıp tekrar öpüşmeye başladık. Yengemle öpüştükçe yarağım yeniden kalkmaya ve sertleşmeye başladı...
Göğüslerini öperek tekrar yengemin kaymak gibi amına indim ve yalamaya başladım. Yengemin amını yalarken aynı zamanda da parmaklıyor ve klitorisini oynuyordum. Amından sular akmaya başlayan yengem, “Yeter artık sokkkk şunu içime! Bittim!” diye bağırdı. Yengemin bacak arasına geçip yarağımla ıslanmış amına fırça çekmeye başladım. Yengemin gözleri kapalı, zevkten ayakları titriyor, “Sookkk ulan! Geçir içime! Yalvarıyorum sok artık! Öldürdün beni Pezevenk! Sokkkk!” diye bağırıyordu. Zaten bende de dayanacak güç kalmamıştı, yengemin bacaklarını iyice açtım, yarağımın başını ıslattıktan sonra amına dayayıp, bir hamlede sokmamla yengemin inanılmaz bir çığlık atarak altımdan kaçması bir oldu. Ne biçim korkmuştum valla, “Noldu yenge?” dedim. Yengem, “Hayvan herif! Orospu çocuğu! O ne biçim sokma öyle, yavaş olsana, amımı parçaladın!” diye bağırdı...
“Tamam anladık orospu, bağırma!” deyip yengemi tekrar çektim altıma, yarağımı yeniden soktum amına ve yavaş yavaş girip çıkmaya başladım. Yengem altımda çığlık çığlığa sikilmenin zevkini çıkarıyordu. Yaklaşık 10 dakika o tempoda siktikten sonra yengem belimden çekerek, “Hızlı hızlı sik!” demeye başladı. Ben iyice hızlandım ve sert sert sokup çıkarmaya başladım. Yengem o sırada çığlık atarak ikinci kez orgazma ulaşmıştı. Benim de ayaklarımın bağı çözülmüştü, “Yenge boşalacam!” dedim. Yengemin, “İçime boşal, korunuyorum!” demesiyle öyle bir boşaldım ki yengemin amına, döllerim yarağımın kenarından dışarı çıkmaya başladı. Ama ben durmayıp pompalamaya devam ediyordum. Amından çıkmadan bir kez daha boşalana kadar siktim yengemi. Sonra beraber banyoya girip, yengeme bir postada duşun altında kaydım. Yıkanıp kurulandık giyindik ve yengem annemleri beklemeden evine gitti...
Herkese bol sikişler!
[Ertan]
Rakı Power: Evli Alman Hatunu Pamukkalede Siktim!
Selam arkadaşlar, ismim Vural. Kuşadasında yaşıyorum ve Türkiyenin büyük bir seyehat acentasında Kokartlı Profosyonel Turist rehberi olarak çalışıyorum. Bu anlatacağım olayı geçen sene yaşadım. Kuşadasından bir yabancı turist kafilesiyle 2 günlük Pamukkale turuna çıkacaktım. Sabah kalkış saati geldi hareket ettik. Tur başlayınca ilk işim kendimi ve şöförü tanıtmak olur. Sonra da tur güzergahını ve 2 günlük proğramımızın detaylarını anlatırım. Tabii bu arada otobüsteki grubu tepeden tırnağa süzerim, aralarında Halı Kuyum Deri müşterisi var mı, sikilecek karı var mı diye. Hemen hemen her grupta mutlaka bir iki sikilecek karı çıkar. Kesinlikle bu bir abartma veya atma değildir !!!
O gün de grupta çoğu evli çift olmak üzere bir kaç tane de tek karı vardı. Tek karılar pek öyle ahım şahım güzel değillerdi. Otobüsteki en güzel ve sexy karı olan, 30’lu yaşlardaki Sylvia ise malesef tura kocası ve 2 küçük çocuğuyla katılmıştı. Hani kocası ve çocukları olmasaydı kesin sikmek isterdim ve sikerdim de. Başından beri o aileye, Halı alacak müşteri gözüyle baktım, o niyetle ilgilendim. Yorucu bir otobüs yolculuğundan sonra Pamukkaleyi ve Hierapolis antik kentini, antik tiyatro ve mezarlığı gezdikten sonra akşamotele giriş yaptık. Grubun anahtarlarını dağıttım, akşam yemek saatini bildirdim ve otelin termal havuzunun gece 23:00’e kadar açık olduğunu, şifalı suda yüzebileceklerini söyledim. Grup odalarına dağıldı. Akşamyemek saatinde restorana indiler, grupça yemek yedik. Tüm gruba birer duble Rakı ısmarladım. Bunu herzaman yaparım, grubun neşesini ve memnuniyetini yükseltmek için. Genelde gruptaki yetişkin herkes ısmarladığım Rakıyı içer. Tadına bakıp da sevmeyen olursa, ona bir kadeh Şarap ısmarlarım. Yemekten sonra sadece bizim gruba özel dansöz çıktı. Dansözün şovundan sonra kalktık. Kimisi otelin barına, kimisi de termal havuza yüzmeye gitti. Ben de mayomu giydim havuza gittim.
Havuzda 4-5 tane yaşlı müşteri ve Sylvia yüzüyordu. Ben de girdim havuza, kendi halimde yüzüyordum. Sylviaya özellikle yanaşmıyordum ki, havuzn yanıbaşında çocuklarıyla oturan kocası kıl olmasın ve ertesi gün gireceğimiz mağazalardan alışveriş yapsınlar diye. Saat 22:00’ye kadar falan yüzdük. Bu arada ben kocasının yanından yüzerek geçerken adamla bazen bir iki kelime birşeyler konuşup geçiyorum, arayı ısıtmak için, güvenini sağlamak ve iyi satış yaptırmak için. Yüzerken Sylviayla karşılaştığımızda ve birbirimizin yanından yüzerek geçerken sadece tebessüm ediyorduk birbirimize. Derken havuzda yüzen o yaşlı müşteriler çıkıp yatmaya gidince, havuzda sadece Sylvia ve ben kalmıştık. Durum böyle olunca ben özellikle Sylvianın yüzdüğü yere yakın yüzmüyordum. Sonra kocası Sylviaya seslendi, çocukların uykusunun geldiğini ve sabah erken kalkılacağını söyleyerek havuzdan çıkmasını istedi. Fakat Sylvia kocasına, “Sen yatır çocukları, ben havuz kapanana kadar yüzeceğim!” dedi. Kocası da cevap vermeden çocukları aldı odaya gitti, ama Sylviaya sinirlenmişti.
Biz kaldık mı koskoca havuzda Sylvia ile başbaşa! Sylvia yüzerek yanıma yaklaştı ve bana turun ertesi günkü etabıyla ilgili sorular sormaya başladı. Havuzun kenarına tutunduk, suyun içinde tur hakkında konuşmayabaşladık. Derken Sylvia pat diye damdan düşer gibi, “Rehberlerin çok çapkın olduğunu duymuştum, bana niye hiç asılmıyorsun? Kocamdan mı çekiniyorsun, yoksa beni yeterince çekici ve güzel bulmuyormusun?” dedi. Ben cevap vermek istemedim, sadece gülümsemekle yetindim. “Anladım, Evlisin!” dedi. Evli olmadığımı, bu meslekle evliliğin yürümediğini söyledim. O halde niye asılmadığımı tekrar sordu ve suyun içinde ayağını önüme uzattı ve sikime bastırmaya başladı. Resmen sikişmek istiyordu. Ben yine mesafeli davranıyordum, çünkü havuzun etrafında bir iki tane yavşak garson dolanıp duruyoru. Böyle şeylerin acentanın kulağına gitmesi pek hoş olmadığı için, garsonların veya diğer otel personelinin yanında müşterilerle bu tür yaklaşımlarda bulunmamaya çalışıyordum. Sylvia, “Kocamdan çekiniyorsan, çocukları odada yalnız bırakıp gelemez o!” dedi...
Ben de, “201 nolu odada kalıyorum, 5 dakika sonra odama gel o halde!” dedim ve Sylviayı havuzda bırakıp odama gittim. Az sonra kapıyı tıklattı, açtım. Sylvia içeri girdikten sonra kapıyı kapadım ve kapının arkasında öpüşmeye başladık. Ama nasıl öpüyor, resmen dudaklarımı kemiriyor, elini de mayomun içine sokmuş sikimi avuçlayarak. “Yavaş ol biraz yavrum, bu acelen ne?” desem de beni dinlemiyor, kıtlıktan çıkmış gibi saldırıyor. Dudaklarımı bırakıp önüme çömeldi, mayomu çıkarıp sikime saldırdı. Zaten kalkmış sikimi bir süre ağzına alıp sakso çekip iyice kıvama getirdikten sonra, bikinisinin altını üstünü fora edip, elimden tutarak yatağa sürükledi beni. Sırtüstü yatıp bacaklarını ayırdı. Elimi kıllı amına attım, okşamak, biraz yalamak istiyordum, “Bırak şimdi! Gel buraya!” diyerek beni üstüne çekti. Bacaklarını belime dolayarak tek hamlede sikimin tamamını amına vakumladı. Ben ağır ağır pompalamaya başladım, fakat Slyvia öyle bir acele ediyordu ve hızlı sikmemi istiyordu ki, sanki kaçan Uçağa yetişmek ister gibiydi.
Daha amına gireli 1 dakika olmadan bu sarsılmaya ve titremeye başladı ve orgazm oldu. Çok kadın siktim, ama bu kadar çabuk orgazm olan bir kadın daha görmemiştim. Kazık gibi sikimi amının içinde esir tutuyordu, bırakmıyordu ki ileri geri yapayım. Dudaklarını uzatarak dudaklarımı kaptı ve dudaklarımı kemirirken, amını gevşetti ve altımda kendisi hafif hafif ileri geri yapmaya başladı. Ben de bu hareketlerine katılıp amına girip çıkmaya başladım. Fakat bir türlü tam olarak ne istediğini anlayamıyordum, hızlanıyordum, sikimi amında kıstırarak beni yavaşlatıyordu. Amına yavaş yavaş girip çıkıyordum, bu sefer de belimden asılarak hızlanmamı istiyordu. Bir de sikişirken hiç konuşkan değildi, ne birşey söylüyordu, ne de herhangi bir inleme sesi çıkarıyordu. Doğrusu karıyı ne tarzda sikeceğimi bilemiyordum...
Neyse ki hatun, sikim amındayken beni yatağa devirdi ve yuvarlanarak üstüme çıktı ve insiyatifi eline aldı. Başladı kafasına göre üstümde zıplamaya. Bazen deli gibi hızlanıyor, bazen durma derecesinde yavaşlıyordu. Sonunda göğüslerini bana iyice yapıştırarak, kısa kısa gidip gelmelerle yeniden orgazm oldu. Ben daha boşalmamıştım, sikim kaygan amının içinde zonkluyordu ve hareket etmeme müsade etmiyordu. Kasılması ve titremesi bitince sordum, “Peki ben ne olacağım?” diye. Sikimin üstünden indi ve saksoya başladı. Taşaklarımı sıkarak sikimi 4-5 dakika emdikten sonra ağzına boşalttı, döllerimi direkt midesine indirdi. Sikimi yalayarak temizledikten sonra, benim şaşkın bakışlarım eşliğinde bikinisini giydi ve “Kusura bakma, sabaha kadar kalmak isterdim, fakat gitmem gerek, kocam sinirden kudurmuştur şimdi. Zaten kocamla aramız bozuktu, Türkiyeye tatile gelme sebebimiz çatırdayan evliliğimiz yeniden rayına oturtmak içindi...” dedi. Benden E-Mail adresimi alıp, dudağıma bir öpücük kondurup gitti.
Sabah, turun 2. ve dönüş gününde, Sylvianın da kocasının da suratları asıktı. Muhtemelen dün gece kavga etmişlerdi. Mağzaları ziyaret ettiğimizde ise ikisi de girmedi içeriye, yani o aileye Halı falan satamadım. Tur bitip Kuşadasına vardığımızda, tüm grup neşeliydi ve otobüsten inerlerken bana ve şöföre teşekkür edip, bahşiş vererek ön kapıdan indiler. Sylvia ve kocası ise arka kapıdan inip, bizle vedalaşmadan otellerine gittiler. Tatilleri boyunca birdaha da görüşmedik. Havaalanı transferlerine Transfermenler eşlik ediyor ve benim de o gün zaten turum vardı.
Herkese güzel sikişler diliyorum arkadaşlar!
[Vural] (Rakı Power)
O gün de grupta çoğu evli çift olmak üzere bir kaç tane de tek karı vardı. Tek karılar pek öyle ahım şahım güzel değillerdi. Otobüsteki en güzel ve sexy karı olan, 30’lu yaşlardaki Sylvia ise malesef tura kocası ve 2 küçük çocuğuyla katılmıştı. Hani kocası ve çocukları olmasaydı kesin sikmek isterdim ve sikerdim de. Başından beri o aileye, Halı alacak müşteri gözüyle baktım, o niyetle ilgilendim. Yorucu bir otobüs yolculuğundan sonra Pamukkaleyi ve Hierapolis antik kentini, antik tiyatro ve mezarlığı gezdikten sonra akşamotele giriş yaptık. Grubun anahtarlarını dağıttım, akşam yemek saatini bildirdim ve otelin termal havuzunun gece 23:00’e kadar açık olduğunu, şifalı suda yüzebileceklerini söyledim. Grup odalarına dağıldı. Akşamyemek saatinde restorana indiler, grupça yemek yedik. Tüm gruba birer duble Rakı ısmarladım. Bunu herzaman yaparım, grubun neşesini ve memnuniyetini yükseltmek için. Genelde gruptaki yetişkin herkes ısmarladığım Rakıyı içer. Tadına bakıp da sevmeyen olursa, ona bir kadeh Şarap ısmarlarım. Yemekten sonra sadece bizim gruba özel dansöz çıktı. Dansözün şovundan sonra kalktık. Kimisi otelin barına, kimisi de termal havuza yüzmeye gitti. Ben de mayomu giydim havuza gittim.
Havuzda 4-5 tane yaşlı müşteri ve Sylvia yüzüyordu. Ben de girdim havuza, kendi halimde yüzüyordum. Sylviaya özellikle yanaşmıyordum ki, havuzn yanıbaşında çocuklarıyla oturan kocası kıl olmasın ve ertesi gün gireceğimiz mağazalardan alışveriş yapsınlar diye. Saat 22:00’ye kadar falan yüzdük. Bu arada ben kocasının yanından yüzerek geçerken adamla bazen bir iki kelime birşeyler konuşup geçiyorum, arayı ısıtmak için, güvenini sağlamak ve iyi satış yaptırmak için. Yüzerken Sylviayla karşılaştığımızda ve birbirimizin yanından yüzerek geçerken sadece tebessüm ediyorduk birbirimize. Derken havuzda yüzen o yaşlı müşteriler çıkıp yatmaya gidince, havuzda sadece Sylvia ve ben kalmıştık. Durum böyle olunca ben özellikle Sylvianın yüzdüğü yere yakın yüzmüyordum. Sonra kocası Sylviaya seslendi, çocukların uykusunun geldiğini ve sabah erken kalkılacağını söyleyerek havuzdan çıkmasını istedi. Fakat Sylvia kocasına, “Sen yatır çocukları, ben havuz kapanana kadar yüzeceğim!” dedi. Kocası da cevap vermeden çocukları aldı odaya gitti, ama Sylviaya sinirlenmişti.
Biz kaldık mı koskoca havuzda Sylvia ile başbaşa! Sylvia yüzerek yanıma yaklaştı ve bana turun ertesi günkü etabıyla ilgili sorular sormaya başladı. Havuzun kenarına tutunduk, suyun içinde tur hakkında konuşmayabaşladık. Derken Sylvia pat diye damdan düşer gibi, “Rehberlerin çok çapkın olduğunu duymuştum, bana niye hiç asılmıyorsun? Kocamdan mı çekiniyorsun, yoksa beni yeterince çekici ve güzel bulmuyormusun?” dedi. Ben cevap vermek istemedim, sadece gülümsemekle yetindim. “Anladım, Evlisin!” dedi. Evli olmadığımı, bu meslekle evliliğin yürümediğini söyledim. O halde niye asılmadığımı tekrar sordu ve suyun içinde ayağını önüme uzattı ve sikime bastırmaya başladı. Resmen sikişmek istiyordu. Ben yine mesafeli davranıyordum, çünkü havuzun etrafında bir iki tane yavşak garson dolanıp duruyoru. Böyle şeylerin acentanın kulağına gitmesi pek hoş olmadığı için, garsonların veya diğer otel personelinin yanında müşterilerle bu tür yaklaşımlarda bulunmamaya çalışıyordum. Sylvia, “Kocamdan çekiniyorsan, çocukları odada yalnız bırakıp gelemez o!” dedi...
Ben de, “201 nolu odada kalıyorum, 5 dakika sonra odama gel o halde!” dedim ve Sylviayı havuzda bırakıp odama gittim. Az sonra kapıyı tıklattı, açtım. Sylvia içeri girdikten sonra kapıyı kapadım ve kapının arkasında öpüşmeye başladık. Ama nasıl öpüyor, resmen dudaklarımı kemiriyor, elini de mayomun içine sokmuş sikimi avuçlayarak. “Yavaş ol biraz yavrum, bu acelen ne?” desem de beni dinlemiyor, kıtlıktan çıkmış gibi saldırıyor. Dudaklarımı bırakıp önüme çömeldi, mayomu çıkarıp sikime saldırdı. Zaten kalkmış sikimi bir süre ağzına alıp sakso çekip iyice kıvama getirdikten sonra, bikinisinin altını üstünü fora edip, elimden tutarak yatağa sürükledi beni. Sırtüstü yatıp bacaklarını ayırdı. Elimi kıllı amına attım, okşamak, biraz yalamak istiyordum, “Bırak şimdi! Gel buraya!” diyerek beni üstüne çekti. Bacaklarını belime dolayarak tek hamlede sikimin tamamını amına vakumladı. Ben ağır ağır pompalamaya başladım, fakat Slyvia öyle bir acele ediyordu ve hızlı sikmemi istiyordu ki, sanki kaçan Uçağa yetişmek ister gibiydi.
Daha amına gireli 1 dakika olmadan bu sarsılmaya ve titremeye başladı ve orgazm oldu. Çok kadın siktim, ama bu kadar çabuk orgazm olan bir kadın daha görmemiştim. Kazık gibi sikimi amının içinde esir tutuyordu, bırakmıyordu ki ileri geri yapayım. Dudaklarını uzatarak dudaklarımı kaptı ve dudaklarımı kemirirken, amını gevşetti ve altımda kendisi hafif hafif ileri geri yapmaya başladı. Ben de bu hareketlerine katılıp amına girip çıkmaya başladım. Fakat bir türlü tam olarak ne istediğini anlayamıyordum, hızlanıyordum, sikimi amında kıstırarak beni yavaşlatıyordu. Amına yavaş yavaş girip çıkıyordum, bu sefer de belimden asılarak hızlanmamı istiyordu. Bir de sikişirken hiç konuşkan değildi, ne birşey söylüyordu, ne de herhangi bir inleme sesi çıkarıyordu. Doğrusu karıyı ne tarzda sikeceğimi bilemiyordum...
Neyse ki hatun, sikim amındayken beni yatağa devirdi ve yuvarlanarak üstüme çıktı ve insiyatifi eline aldı. Başladı kafasına göre üstümde zıplamaya. Bazen deli gibi hızlanıyor, bazen durma derecesinde yavaşlıyordu. Sonunda göğüslerini bana iyice yapıştırarak, kısa kısa gidip gelmelerle yeniden orgazm oldu. Ben daha boşalmamıştım, sikim kaygan amının içinde zonkluyordu ve hareket etmeme müsade etmiyordu. Kasılması ve titremesi bitince sordum, “Peki ben ne olacağım?” diye. Sikimin üstünden indi ve saksoya başladı. Taşaklarımı sıkarak sikimi 4-5 dakika emdikten sonra ağzına boşalttı, döllerimi direkt midesine indirdi. Sikimi yalayarak temizledikten sonra, benim şaşkın bakışlarım eşliğinde bikinisini giydi ve “Kusura bakma, sabaha kadar kalmak isterdim, fakat gitmem gerek, kocam sinirden kudurmuştur şimdi. Zaten kocamla aramız bozuktu, Türkiyeye tatile gelme sebebimiz çatırdayan evliliğimiz yeniden rayına oturtmak içindi...” dedi. Benden E-Mail adresimi alıp, dudağıma bir öpücük kondurup gitti.
Sabah, turun 2. ve dönüş gününde, Sylvianın da kocasının da suratları asıktı. Muhtemelen dün gece kavga etmişlerdi. Mağzaları ziyaret ettiğimizde ise ikisi de girmedi içeriye, yani o aileye Halı falan satamadım. Tur bitip Kuşadasına vardığımızda, tüm grup neşeliydi ve otobüsten inerlerken bana ve şöföre teşekkür edip, bahşiş vererek ön kapıdan indiler. Sylvia ve kocası ise arka kapıdan inip, bizle vedalaşmadan otellerine gittiler. Tatilleri boyunca birdaha da görüşmedik. Havaalanı transferlerine Transfermenler eşlik ediyor ve benim de o gün zaten turum vardı.
Herkese güzel sikişler diliyorum arkadaşlar!
[Vural] (Rakı Power)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)